Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Mail: mustafa.kaymakci68@gmail.com

TARIMIN MUHTEŞEM DÖNÜŞÜ MÜ?

TARIMIN MUHTEŞEM DÖNÜŞÜ MÜ?

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

Önce çok bilinen bir konuyu  anımsatarak tarımsal üretimimizi irdeleyelim.

İnsanın önceliği karnını doyurmak değil mi?

H. Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı”ne göre insanın, en alttan en yükseğe doğru beş ihtiyaç düzeyi (basamağı) söz konusudur:

  • Fizyolojik ihtiyaçlar  (Beslenme, cinsellik, giyim, dinlenme, barınma-konut,vb)
  • Güvenlik ihtiyacı (Fizikî güvenlik, sağlık, tasarruf, düzen ve istikrar, gelecek garantisi,vb)
  • Bağlanma ihtiyacı (Sevme-sevilme, arkadaşlık, ilgi görme, bir gruba üyelik, bağlanma,vb)
  •  Benliğe yönelik ihtiyaçlar (Kendi kendini sayma, başkaları tarafından sayılma, güçlülük, takdir görme, başarı, prestij, ün, vb)
  •  Kendini gerçekleştirme ihtiyacı (kendi kendine yeterlik, özündeki potansiyeli eyleme dönüştürme, yaratıcı gücünü ortaya koyma, büyük işler yapma).

 Bu kuramın   ana sonucu şu;İnsan önce fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını  gidermeye çalışılacaktır. Karnını doyuracak, güvenli bir yerde barınacak, sağlıklı olmak isteyecek ve  geleceğe güvenle bakmak isteyecektir.Eğer insan açsa, çıplaksa, barınacağı bir konutu yoksa, sağlıksızsa, geleceğini karanlık görüyorsa; ilgi görme, başarı, prestij, özgür olma, büyük işler yapma gibi ihtiyaçları güçlü bir şekilde kendini göstermez, belki ortaya bile çıkmaz.

Aç ve çıplak olan, insanda bir süre sonra “ne vatan, ne millet, ne dayanışma, ne sosyal ahlak, ne yurtseverlik…” kalır.

Gelelim gıdalarımızı sağlayan tarımsal üretim ve çiftçilerimizin  ana konularına.

Türkiye,yakın dönemlere değin tarımsal üretim açısından kendine yeter ülkeler arasında sayılmaktaydı.

Ancak 1980 yılların başından itibaren neo-liberal politikalardan başka seçeneği düşün(e)meyen   Özal ve ardıllarının   uygulamalarıyla tarımsal üretim geriletildi. Önce bu doğrultuda medya kullanılarak yalanlar ve aldatmacalarla beyinle yıkandı.

Neydi bu yalanlar ve aldatmacalar?

•             “AB  ve  ABD’de Tarımda Desteklemeler Yoktur” yalanı

•             “Kitler ve de Tarımsal Kitler, Karadelikdir” aldatmacası

•             “Tarım Ürünlerinde Dünya Borsa Fiyatları” aldatmacası

•             “Ziraat Bankası Görev Zararı” aldatmacası

•             “Doğrudan Gelir Desteği” aldatmacası

•             “Türkiye'nin gelişmesinin önündeki en büyük yapısal engel köylülük ve tarımdır” yalanı

Tarımda Neo-Liberal Uygulamalar Nasıl  Uygulandı?

  • Tarımsal Kitler Özelleştirildi.
  •  Tarımsal Desteklemeler Yetersiz Oldu .
  • Çoğunluk Olmaları Nedeniyle Hedef  Kitle Olması Gereken Aile İşgücü Temelli Küçük Ve Orta Ölçekli Tarım İşletmeleri Tarımsal Desteklemelerden En Az Payı Aldı.
  •  Tarımda Örgüt Enflasyonu  Yaratıldı.
  • Çiftçilerin Ekonomik Örgütlenmesi Olan Kooperatifleşme Cılız Bırakıldı.
  • Özelikle Doğu  Ve Güneydoğu Bölgelerinde Toprak Reformu Yapılmadı.
  • Dünya Borsa Fiyatı Aldatmacası  İşaret Edilerek Tarım Ürünlerini İthalatına Sınır Getirilmedi.
  •  Tarımsal ARGE Yetersiz Kaldı .

Özetle;Türkiye çiftçisi ve tarımı zor günler yaşıyor. Çiftçi yoksullaştı, kimileri borçlarını ödeyemez duruma geldiler, topraklarını yabancı bankalara satmaya başladılar. Kentliler de çiftçilerin ucuza kapatılan ürünlerini yüksek fiyatla tüketir oldular.

Türkiye gıda egemenliğini yitirdi ve tarım ürünleri dış alımcısı oldu. Bugün Türkiye, enerji (tahıllar, yağ bitkileri, vb.), protein (hayvansal ve bitkisel protein) ve giyinme (endüstri bitkileri, pamuk deri, yün, vb.) gereksinmesini karşılayan ürünler açısından mutlak ve nüfus başına düşen miktarlar açısından dışa bağımlı.

Kimileri bir miktar artışın olduğunu ileri sürebilir. Ancak asıl karşılaştırmanın nüfus başına olması gerekmiyor mu?

Tarımın Muhteşem Dönüşü Mü?

KOVİD-19 günlerinde birden bire gıda üretimini sağlayan tarım ve çiftçilerimiz  toplumun gündemine geldi.

Artık tarım, yalnız kırsal kesimin değil, Türkiye’nin bir sorunu oldu.

Ancak boy gösterenlerin çoğu, Türkiye’nin bu duruma nasıl getirildiğine değinmiyor.

Çözüm yolu için  desteklemelerin öne çıkarıldığı görülüyor. Ancak bunun ateşi düşürmek için aspirin kullanmaktan başka bir işe yaramadığını dile getirenler çok az.

Sorun yapısal.Çözüm yollarını bütünsellik içinde ele alınmalı derim.

1 Mayıs Emek Bayramı’nızı kutluyorum.Bütün dünyada  halk egemenliğini  temel alan,eşitlikçi  bir toplumsal düzeninin, emek ve bilimin  ışığında  hep birlikte gerçekleştirilebileceğine inanıyor ve diliyorum.