Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Mail: mustafa.kaymakci68@gmail.com

YUNAN HALKI İLE KALICI DOSTLUK NASIL KURULABİLİR?

Yazılarımı izleyenler bilir. Tarım uzmanı bir akdemisyenim. Genellikle tarım  ve bilim politikaları konusunda düşüncelerimi paylaşmaya çalışırım.

Ancak doğum yerim Rodos.Türk kimliğini kayıp etmemek için Türkiye göç etmiş bir ailenin  çocuğuyum.Bu niteliği ile Türkiye-Yunanistan arasındaki ilişkileri, aidiyetimden dolayı yakından izlemeye   çalışırım.

Günümüzde de  bu ilişki pek iyi gitmiyor.

Yunanistan bırakınız Ege Denizi’ni, Doğu Akdeniz’e egemen olmak istiyor.İşin o  yanını uzmanlara bırakıyorum.

Rodos ve İstanköy Türkleri “Türk”olduklarını ifade edebiliyorlar mı?

İzin verirseniz ben konuya Rodos ve İstanköy Türkleri açısından bakmak istiyorum.Çünkü  zaman  zaman ortaya çıkan sorunlar nedeniyle,adalarda yaşamakta olan akrabalarım ve dostlarımız   olumsuz etkileniyor,zarar görüyor.Olağanüstü bir kültürel asimilasyon uygulanıyor.

Kimilerimiz yeterince bilmeyebilir. Günümüzde,Rodos ve İstanköy ağırlıklı olmak üzere Onikiadalar’da sayıları resmi olmayan  tespitlere göre 9.000’ini geçen  bir Türk nüfus yaşıyor.Ancak Onlar “Türk” değil,”Yunan Müslümanı” olarak kabul ediliyor ve de sorunlarını dile getirmekten çekiniyorlar ya da daha doğrusu ada Türklerinde korku kol geziyor.

Adalı Türklerin  bir de  İzmir merkezli “Rodos,İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği(ROİSDER)” adlı örgütleri var. İstanbul,Antalya ve Ankara’da da  şubeler kurulmuş.

Dernek,Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan soydaşlarının;”Vatandaşlık Sorunu, Eğitim ve Türkçe Öğrenme Hakkı Sorunları , Din ve İbadet Sorunu, Örgütlenme Sorunu , Osmanlı Türklerinden Kalan Kültür Mirasının Korunması Sorunu, Nefret ve Baskı Ortamı Sorunu    ile Türk Vakıfları Sorunu”gibi sorunlarını, Türkiye ve uluslararası platformlarda dile getirmeye çalışıyor.

Gelelim “Yunan Halkı   İle Kalıcı Dostluğu Engelleyen Nedenler Nedir? “sorusuna

Burada,şu konuyu dikkate almak zorunluğu  var.Kimileri,iki devlet arasındaki  sorunları Yunan politikacılarına bağlı olarak görüyor,”Halklar Arasında Sorun Yok” diyorlar.

Bu temel yanlışın üzerine gitmek gerekiyor.Yunan politikacılar,kendi halklarında Türklere karşı var olan ve kimi zamanlar uykuda  olan duygu ve düşünceleri ortaya çıkartıyor ve kullanıyorlar.

Bu bağlamda kalıcı dostluğun kurulmasını  engelleyen iki temel nedeni bilmek gerekiyor.

Birincisi;Yunan Halkının Türklere karşı olumsuz yargılarıdır. Yunanlarda, Türklere karşı yüzlerce yıl Osmanlı egemenliğinde yaşamış olmaktan kaynaklanan olumsuz ve sorunlu  duygu ve düşünceler  var. Bu duygu ve  düşünceler; Yunan ders kitaplarında düşmanlığı besliyor ve körüklüyor.Yunan çocuklarının beyinleri,Türklere karşı nefret ve kin duyguları ile yıkanmaya devam ediyor.Kilise de bunun arkasındadır.

İkinci neden; Batıda uygarlığı beşiğinin Yunan uygarlığı olduğu kabulüdür. Bu görüşün ışığında  emperyal devletler,Türkleri Anadolu’dan çıkarmak için  Yunanları kullanmışlardı.

Aslında,dünya uygarlığının geldiği noktada, uygarlığın beşiğinin Antik Yunan’a bağlanması, oryantalist yaklaşımdan başka bir şey değildir. Uygarlık;binlerce yıl devam eden gelişmeler sonunda, insan aklının, bilim ve teknolojisinin katkısı ile ortaya çıkan ve bütün insanlığın eseri ve malı olan ortak değerlerdir.

Kısaca;bu iki   nedenin üzerine gidilmesi ile “Yunan Halkı İle Kalıcı Dostluk Kurulabilir?” diye düşünüyorum.

Türk- Yunan ilişkilerinde “ Tek Taraflı Bir Aşk Mı Var?”

Kimi zamanlar,İzmir’e de Yunanistan’dan heyetler gelir.İki ülke arasında karşılıklı el sıkışmalar, ortak etkinlikle düzenlenir, heyetler arasında güleryüzle yan yana fotoğraflar çekilir.

Kimileri  ,Türk- Yunan ilişkilerine “ Tek Taraflı Bir Aşk” diyordu.

Şunu da  söyleyelim; Kimilerimiz, tek taraflı bir aşk yaşadığımızın farkında olsa bile ticaretin yoğunlaştırılmasıyla bunun iki yanlı aşka dönüştürülebileceğini düşünüyor.

Dostluk Nasıl Kalıcı Olur?

Önce şu konuyu hatırlatalım; Dostluk karşılıklı gelişir. Bu kapsamda Rodos ve İstanköy adaları ile Batı Trakya’da yaşayan Türklerin kültürel kimliklerinin korunmasında önemli sorunlar olduğunu, Osmanlı mimarisinin hoyratça yok edilmek istendiğini, yapılan onarımların göstermelik olduğunu bilelim.

Yunanistan’ın her platformda Türkiye’yi zor durumda bırakmak için çalıştığını aklımızdan çıkarmayalım.

Bu bilgilendirme kapsamında Türk- Yunan ilişkilerini geliştirmek için de çalışalım.

Dostluğun kalıcı  olması için Yunan halkını kazanmak gerekiyor.

Bu amaçla,Yunanistan ile öğrenci değişiminden kültürel ilişkilere kadar her türlü toplumsal etkinlikleri sürdürelim. Bunların sonucunda Yunan  komşularımız Türk dostluğunun kendilerine yarar getireceğini göreceklerdir.

Başka çaremiz yoktur. Aksi durumda bir yanda Rakı-Uzo kadehleri karşılıklı şerefe kaldırılacak, diğer yandan da iki komşu silahlanmaya devam edecektir.

Bugünlerde Fransa dahil,Yunanistan ABD ve AB’den silahları kimin için alınıyor?

Belki Türk kamuoyu  yeterince bilmez. Onikiadaların 1947 yılında Yunanistan’a  verilmesiyle  ilgili Paris Andlaşması’nda silahlandırılmama koşulu vardı. Ancak Yunanistan’ın tek taraflı olarak adalarda konuşlandırılmış silahları ve de  milis güçleri, kime karşı olabilir?

Türk Yurtseverleri, bunun emperyalist ülkelerin bir oyunu olduğunu söylüyor. Ya Yunan Aydınları ne diyor?

Yazımı son verirken  Rodos ve İstanköy’e turist olarak gidenlere  ve gideceklere kimi önerilerim var.Sözgelişi;

  • Yunanistan Devleti’ne Rodos ve İstanköy’de Osmanlı Türklerinden kalan  ve hoyratça  yok edilen mimari eserlerin yıkımını kınayan yazılar yazsınlar,
  • Türk olan,ancak Türk olduklarını ifade edemeyen adalı esnafla alışveriş yapsınlar,
  • Turist rehberlerine Türk eserlerini görmek istedikleri talep etsinler.Çünkü turist rehberlerinin kimileri Türk eserlerini  göstermek istemiyorlar.Bırakınız,Yunan rehberlerini,Türk şirketlerinin rehberleri bile bilgisiz oldukları için Türk eserlerini göstermiyorlar.
  • Aklıselim sahibi Yunanlara,Türk dostluğunun onların çıkarlarına da hizmet edeceklerini anlatsınlar.”derim.