haberanaliz
Yalçın TOPÇU

Yalçın TOPÇU

Mail: yt@gmail.com

ZULMÜN ADI: TATAR SÜRGÜNÜ (1783-1944-2014)

ZULMÜN ADI: TATAR SÜRGÜNÜ (1783-1944-2014)

Kırım Hanlığı’nın 19 Nisan 1783’te Çarlık Rusya tarafından ilhakıyla başlayan işgal ve vahşet, 18 Mayıs 1944’te en acı zirvesine ulaşmış, 2014’te ise tüm dünya hiçe sayılarak yeniden hortlamıştır.

1441’de Hacı Giray Han ile kurulan Kırım Hanlığı, üç asır boyunca Karadeniz’i bir Türk gölü yapan siyasi akıl olmasının yanında, 1475’ten itibaren Osmanlı Devleti ile kurduğu müttefiklik, hem Moskova Knezliği’ne hem de Lehistan’a karşı denge unsuruydu. Bu denge, 19 Nisan 1783’te Çariçe II. Katerina’nın ilhak fermanıyla bozuldu ve Şahin Giray Han tahttan çekilmeye zorlanarak Bahçesaray’daki asırlık devlet geleneği susturuldu.

İlhakla birlikte Kırım Tatarları zorunlu iskâna ve göçe tabi tutulmuş, 1783-1917 arasında verimli toprakları Rus soylularına dağıtılmış, 1860’larda da 500 bine yakın Tatar soydaşımız işgalci Rusya tarafından Anadolu’ya sürülerek Kırım’ın demografik yapısında Ruslaştırma politikası başlatılmıştır.

1917’de Bolşevik ihtilalinin kaosunda Kırım Tatarları tarihî bir adım atarak Şanlı Şehit Numan Çelebicihan öncülüğünde Kırım Halk Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. “Ant Etkenmen” diyerek milletine yemin eden Çelebicihan Atamız, Kırım’ın ilk cumhurbaşkanı ve müftüsü oldu. Fakat bu bağımsızlık kısa sürdü ve 23 Şubat 1918’de Atamız Numan Çelebicihan, Bolşevik vahşeti ile şehit edilerek naaşı Karadeniz’e atıldı. 1921’deki suni kıtlık ile de on binlerce Tatar soydaşımız açlıktan öldürüldü.

1928-1938 arasında aydınlar, din adamları ve öğretmenler “milliyetçi” yaftasıyla kurşuna dizilmiş, 18 Mayıs 1944 sürgünü ise 161 yıllık ilhak ve imha zincirine bir soykırım halkası daha eklemişti.

40 bine yakın Kırım Tatar genci Kızıl Ordu saflarında Almanlara karşı cephede savaşmalarına rağmen, Stalin’in emri ve “Nazi işbirlikçiliği” iftirasıyla 18 Mayıs 1944 gecesi NKVD birlikleri tarafından kadın, çocuk, yaşlı 500 bine yakın sivil Tatar, 15 dakika içinde toplanarak hayvan vagonlarına doldurulup soykırım sürgününe gönderildi. Haftalarca süren, Özbekistan, Kazakistan, Ural ve Sibirya’ya uzanan bu ölüm yolculuğunda su, ekmek ve ilaç olmadığı için resmî rakamlara göre 200 bine yakın Tatar soydaşımız yollarda ve ilk yerleşim yerlerinde şehit oldu. Tatar nüfusunun %46’sı daha toprağa düşmüş, onların geride kalan evleri, mal ve mülkleri ise Rus ve Ukraynalı kolhozculara verilmiş, camiler ve mezarlıklar dahi tahrip edilmiş ve Rusya soykırım suçu ile dolu tarihine bir karanlık sayfa daha eklemiştir.

1989’da Gorbaçov’un “Perestroyka”sıyla vatana dönüş yolu açılmış, bu dönüşün simge ismi de Sovyet zindanlarında 15 yıl yatan ve “Kırım’a dönmek için ölümü göze aldım” diyen Türk Dünyası’nın Büyük Oğlu Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu olmuştu. 25 yıl vatan hasretiyle bekleyen Tatar kardeşlerimiz, Mustafa Ağalarının öncülüğünde Kırım’a dönmek için yollara düşüp kadim ata yurtlarına kavuşsalar da 2014’te Rusya’nın ikinci kez Kırım’ı gayrimeşru ilhakıyla sürgün, gözaltı ve kayıplarla tekrar yüzleştiler.

Kırım’ın kadim halkı Tatarların Millî Meclisi kapatıldı, yöneticileri tutuklandı ve Kırımoğlu’nun dahi Kırım’a girişi yasaklandı. Tatar vatan Kırım’a, vatan Kırım da Tatar evlatlarına kavuşmanın hasretini bile gideremedi.

Türkiye, devleti ve milletiyle, Ukrayna’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti ile birlikte toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği her platformda kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Kırım, 1783 ve 1944’te olduğu gibi bugün de tüm insanlık için vicdanî bir sınavdır.

18 Mayıs 1944 sürgününün yıldönümünde, sürgünlerde şehit olan tüm Tatar soydaşlarımızı, Atamız İsmail Bey Gaspıralı’yı, Şanlı Şehid Atamız Numan Çelebicihan’ı rahmet ve minnetle; Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu başta olmak üzere, Vatan Kırım uğruna her alanda mücadele eden, bedel ödeyen bütün önderlerimizi ve adsız kahramanlarımızı saygıyla selamlıyor, sürgün ve işgalin sorumlularını ve faillerini lanetle ve nefretle anıyoruz.

Yalçın Topçu
T.C. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı