GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: 23 Temmuz Erzurum Kongresi ve Hatay’ın Anavatana bağlanması

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş, GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE BİNAEN YAZDI: 23 Temmuz Erzurum Kongresi ve Hatay’ın Anavatana bağlanması
Ülkemizin bu günlere gelmesinde çok önemli yeri olan Erzurum kongresinin yıl dönümü. Ayrıca Hatay’ın anavatana katılmasının 87 yılı. 23 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlık ve bütünlük yürüyüşünde altın harflerle yazılmış iki dev dönüm noktasını simgeler: Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919) ve Hatay’ın Anavatan’a Katılışı (23 Temmuz 1939). Biri küllerinden doğan bir milletin "Manda ve himaye kabul edilemez!" haykırışı; diğeri ise sabır, diplomasi ve kararlılıkla ilmik ilmik dokunan bir vatan hasretinin vuslatıdır.
Bu günümüzün ümidi ve aynası geleceğimizin güveni ve teminatı gençliğe seslenmek isterim: “Tarihin Çift Mühürlü Günü: 23 Temmuz ve Bir Milletin İrade Beyanı”
Tarih, sadece takvim yapraklarının devrilmesinden ibaret değildir; bazı günler vardır ki, bir milletin kaderini sonsuza dek değiştirir. 23 Temmuz da Türk tarihinin göğsünde parıldayan böyle müstesna bir gündür. İki farklı dönemde, aynı kararlılıkla atılan iki tarihi adım, bizlere bağımsızlığın ve vatan toprağının ne denli kutsal olduğunu fısıldar.
Erzurum Kongresi: Küllerinden Doğan Kararlılık (1919): Mondros Mütarekesi’nin ardından vatan topraklarının parsellendiği, umutların tükenme noktasına geldiği karanlık günlerde Erzurum, milli kıyamın kalbi oldu. 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi, sadece bölgesel bir arayış değil, tüm dünyaya haykırılan bir bağımsızlık manifestosuydu. Kongrede alınan kararlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel harcını oluşturdu:
"Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz."
"Manda ve himaye kabul olunamaz."
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Erzurum’da yükselen bu irade; esareti reddeden, kendi kaderini kendi eline alan bir milletin ilk somut devletleşme adımıydı.
Hatay’ın Anavatan’a Katılışı: Bir Siyasi ve Diplomatik Zafer (1939): Erzurum’da yakılan bağımsızlık meşalesi, tam 20 yıl sonra yine bir 23 Temmuz günü Hatay’da meyvesini verdi. Atatürk’ün "Hatay benim şahsi meselemdir" diyerek hastalığına rağmen amansız bir mücadele yürüttüğü bu davanın sonunda; Hatay Millet Meclisi kendi iradesiyle Anavatan’a katılma kararı aldı.
23 Temmuz 1939’da Antakya’da Fransız bayrağı indirilerek yerine al bayrağın çekilmesi, Türkiye’nin savaşmadan, akılcı dış politika ve kararlı diplomasiyle kazandığı muazzam bir zaferdi.
Bugün geçmişi anarken asli görevimiz, o günlerin ruhunu kavramak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Erzurum Kongresi ve Hatay’ın katılımı, gençliğimize üç hayati ilkeyi öğretir:
İrade ve Esaret Kabul Etmeme: Şartlar ne kadar zor olursa olsun, imkânsızlıklar ne kadar büyük görünürse görünsün; millî irade her türlü vesayeti ve bağımlılığı yok edecek güçtedir.
Akıl, Sabır ve Diplomasi: Vatan savunması sadece cephede silahla yapılmaz. Hatay örneğinde olduğu gibi; milli davalarda akıl, hukuk, sabır ve kararlı stratejiler kurmak zaferin anahtarıdır.
Birlik ve Beraberlik: Ne Erzurum’un dağlarında ne de Hatay’ın ovalarında bölünmeye yer vardır. Milli sınırlar, milletin ortak bilinci ve omuz omuza duruşuyla korunur.
Bugün, 23 Temmuz’da; Erzurum’da "Vatan bir bütündür" diyen iradeye de, Hatay’da al bayrağı göndere çeken vuslata da minnettarız.
Bağımsızlığın bedelini kanıyla ve aklıyla ödeyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahramanlarımızı rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. Vatanımıza, bayrağımıza ve bu topraklara emeği geçen tüm geçmişlerimize rahmet olsun.
ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.
Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/









































