haberanaliz
Perihan ÇAKIROĞLU

Perihan ÇAKIROĞLU

Mail: perihancakiroglu@gmail.com

GÜLİSTAN’IN KORKUNÇ SIRRI…

Gün gelir, enflasyon düşer inşallah…

Gün gelir, devran döner. Hayat pahalılığı normale döner inşallah…

Gün gelir satılmasına karar verilen Boğaziçi köprülerini devlet yeniden geri alır inşallah…

Gün gelir, kadın cinayetleri son bulur mu?

Bakın bu konuda çok umutlu değiliz.

Bu mesele acı bir dram. Öldürülen her kadınımız içimizde bir yara bırakıyor.

Sosyal ve toplumsal meseleler “Hemen çözülmez…”

Mesela, minicik Narin Güran’ın ölümü. Aile içinde öldürüldü, ancak kim öldürdü hala bilemiyoruz.

Gülistan Doku cinayetiyle Rojin Kabaiş cinayetine bir  bakın, onlar da öldürüldüler. Hem de organize ve kötücül bir şekilde yok edildiler.

İşin içine vali, valinin oğlu, üniversite rektörü, hatta doktorlar girdi. Milletvekilleri bile karıştı.

Çok vahim, çok acımasız ve korkunçlar. Masum genç kızları korumadılar, yanlarında olmadılar. Cinsel vahşilikle davrandılar.

ACILAR TOPLUMU OLMAK İSTEMİYORUZ…

Aileler, üniversite çağına gelmiş çocuklarını okutmak adına inanılmaz çaba harcıyor.

Ne var ki kimi zaman öğrenciler, ailesinin yaşadığı şehirde değil de aldığı sınav puanına göre başka şehirlere göç etmek zorunda kalıyor. Özellikle genç kızlar için bu göçler hayatlarını da değiştiriyor.

Gülistan Doku için de böyle oldu. Diyarbakır’da doğmuştu. Üniversite yerleştirme sınavlarında Tunceli Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nü kazanmıştı. Tunceli’ye gitti ve öğrencilik hayatına başladı. Harçlığını çıkarmak için şehirdeki kafelerden birisinde dersleri olmadığı zamanlar çalışmaya başladı.

Arkadaşlığı, dostluğu seviyordu. Birlikte olduğu arkadaş çevresiyle eğlenmeyi de seviyordu. Abaza erkek kötülüğünden HENÜZ haberi yoktu. Cinselliğin karmaşıklığını 21 yaşında çözmesi zordu.

Hayatını karartan olay, o çevreden geldi. Genç kız kendisini koruyamadı. Çünkü, masumdu, hayatı toz pembe görüyordu. Kötülük aklına gelmiyordu.

Ve Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayboldu, bir daha hiç bulunamadı. İntihar senaryoları işlemeye başladı. Ailesi, intiharı kabul etmedi. Cinayete kurban mı gitmişti Gülistan?.

Baraj suları bile boşaltıldı, cesedi bulunamadı. Çevredeki her yer didik didik arandı. Gülistan’a ne oldu, öldürenler onu nereye sakladı, nereye gömdüler?

Kaybolduğundan bu yana 6 yıl geçti, hala aranıyor.

Çünkü, organize bir şekilde öldürüldüğü belliydi.

Araştırmalar, soruşturmalar yeniden açılarak Gülistan’a ne oldu, cesedi nerede sorularına cevaplar aranıyor.

4 ŞEHİR,  5 ŞÜPHELİ VE FBI…

Sonunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu bir açıklama yaptı.

O açıklamada, Gülistan’ın cansız bedeninin şüphelilerle irtibatlı korucular tarafından organize ve bilinçli bir şekilde gömüldüğü veya yok edildiğine yönelik önemli tespit ve delillere ulaşıldığı ifade edildi ve şöyle denildi;

“Elde edilen deliller ışığında, Ankara, Elazığ, İstanbul ve Tunceli illerinde, olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen ikisi güvenlik korucusu toplam 5 (beş) şüpheliye yönelik belirlenen adreslerde 21.07.2026 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlenerek arama el koyma işlemi icra edilmiş, hedef şüphelilerin tamamı yakalanarak gözaltına alınmıştır. Soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir.”

Şimdi daha bekleyeceğiz anlaşılan. Şüphelilerden birisi ABD’de bulundu. Hatta itiraf ettiği de ifade edildi. FBI’ya konuşmuş bu kişi.

Şüpheler Tunceli eski Valisi’nin oğlu üzerinde yoğunlaşıyor. Gerisi umarız çorap söküğü gibi gelir.

Burada içerde oğluyla birlikte yatan Vali Tuncay Sonel’e oğlunu korumasıyla ilgili bir notum var…

“Tuncay Bey, oğlunuzu korumak için bunca şeytanlığa ne gerek vardı. Madem bir kötülük yaptı, cezasını çekmeliydi. Gülistan da bir anne babanın kızı. Aslında oğlunuza kadınlar konusunda eğitim vermemişsiniz.

Üstelik valiler, çalıştıkları şehirde bütün insanların hayatlarını korurlar. Siz tersini yaptınız. Keşke vali olmasaydınız. Sizin gibilerinin devletle işi olmamalı.”

Son söz; Ah Gülistan, Vah Gülistan, seni bulacağız..