haberanaliz
Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: abdullahayan@gmail.com

70’ lerin Petrol Şokundan günümüzdeki Silikon Şokuna…

Dünya ekonomisi, 1970’lerdeki Petrol Şoku’ndan bu yana en radikal yapısal kırılmalardan birine tanıklık ediyor…

Ve bunun adı Silikon Şoku…

Yapay zekâ altyapısına ve yarı iletken teknolojilerine yönelik benzeri görülmemiş talep, yalnızca teknoloji sektörünü büyütmekle kalmıyor; küresel servet transferini, fiyatlandırma dinamiklerini ve makroekonomik dengeleri yeniden tanımlıyor.

1970'li yıllarda Arap-İsrail savaşı ardından gelen ve dünyayı kasıp kavuran Petrol Şoku, o güne kadar ucuz ve erişilebilir enerjiye dayalı küresel sanayi üretiminin temel girdi maliyetlerini akıl almaz boyutlara çıkarmış, akabinde küresel stagflasyon ve derin servet transferlerine yol açmıştı.

Sudan ucuz akaryakıtla çalışan büyük silindirli ABD otomobilleri küçük motorlu ucuz Japon arabaları karşısında girdikleri şoku atlatamamış ve zaman içinde konumlarını yitirip gitmişlerdi..

3 dolardan 12 dolara çıkan petrol asıl darbeyi artan sanayi üretim ve lojistik maliyetleri sonucu tüm dünyaya yayılan enflasyonist tsunami sonrası milyarlarca tüketiciye vurmuştu…

2026 yılı itibarıyla dünya, benzer bir kırılmayı silikon ve yarı iletken altyapısı üzerinden yaşamakta ve Petrol Şoku ardından şimdi de küresel boyutlarda güçlü Silikon Şoku emareleri görülmektedir…

Bu kadar da değil, borsalara damga vurmuş en büyük şirketler mütevazı gelişmelerle yetinirken, son yıllarda ortaya çıkan yıllık yapay zeka ve teknoloji şirketlerinin piyasa değerleri akıl almaz boyutlara ulaşmakta…

Örneğin oyun konsollarına grafik yazılımla yola çıkan NVIDIA bugün 5,5 trilyon dolar ve Apple 4,5 trilyon dolar piyasa değerine ulaşmış durumdadır.

SpaceX ve Anthropic gibi devlerin 2 trilyon dolar seviyesine yaklaşan değerlemelerle halka açılmaları, yapay zekâ ve teknoloji talebinin geçici bir "balon" olmadığını, kalıcı bir ekonomik mimariye dönüşme iddiasıyla piyasaları sarsmakta olduğunu gösteriyor…

Ancak teknoloji şirketlerinin bu büyümesi tıpkı petrol krizi döneminde olduğu gibi küresel gelir adaletsizliğini körüklemekte, geleneksel sanayi çağı şirketleri tökezlemekte, gıda gibi anında mutfağa yansımayan ama milyarlarca insanı zorlayan farklı bir enflasyonist baskıya yol açmakta….

Çip üreticileri ve teknoloji altyapı sağlayıcıları rekor kârlar açıklarken; gayrimenkul, perakende ve geleneksel imalat gibi sektörler kan kaybetmekte, gelişmekte olan çoğu ülke ise bu ekosistemin yalnızca "tüketicisi" konumuna mahkûm olmaktadır.

Silikon Şoku’nun en net kanıtlarını perakende raflarına ulaşmadan önce üretim tesislerinde ve hammadde aşamasından başlayarak tüketiciye ulaşan ürünlerdeki fiyat artışlarıyla görmek mümkün…

Örneğin %3-4’ lük enflasyondan şikâyetçi olan ABD’ de Üretici Elektronik bileşen ve aksesuarları yıllık bazda yüzde 28, veri depolama cihazları yüzde 31,5 ve elektronik bilgisayarlar son bir ayda (2026 Temmuz) 2,7 artış kaydetti.

Bilgisayar, çevre birimleri ve akıllı ev asistanı fiyatları yine 2026 Temmuz’ unda aylık yüzde 3,5, yıllık %3,9 arttı ve Federal Rezerv (FED) Kurumu, ileride hayli baş ağrıtma temayülü gösteren gelişmeleri yapay zekâ veri merkezlerinin yarı iletken talebine bağlamakta…

Tüm dünya tüketicileri artan teknoloji ürünleri fiyatlarından dolaylı ve doğrudan etkilenirken tıpkı petrol şokunun nimetlerinden yararlanan Japonya örneğinde olduğu gibi çip şoku da en çok Güney Kore’ ye yaramış görünüyor…

Aşağıdaki güncel veriler Güney Kore’ nin teknoloji atılımının nimetlerini en doğrudan toplayan ülke konumunda olduğunu gösteriyor…

Ülkenin 2025 yılı ilk 7 ayında 88 milyar dolar olan yarı iletken ihracatı, 2026’nın aynı döneminde tam 165 artışla 233,3 milyar dolara ulaştı..

Bilgi ve İletişim Teknolojileri kapsamındaki ihracatı ise sadece 2026 Temmuz ayında tek bir aydaki BİT ihracatı yüzde 141 arttı ve 53,4 milyar dolara çıktı.

2026'nın ilk 7 ayındaki toplam BİT ihracatı ise 307 milyar dolar oldu…

BİT ihracatının sağladığı olağanüstü ivme sayesinde 2025 ilk 7 ayında 395 milyar dolar olan ihracat, Küresel çip ve yapay zeka teknolojilerine olan yüksek talebin etkisiyle tam 200 milyar dolar arttı ve 595 milyar dolara ulaşarak yıllık bazda yüzde 50 büyüdü…

Özellikle 2026 Temmuz’ da G. Kore’ nin 2026 aylık ihracatı ise 98,89 milyar dolarla ülke tarihinin en yüksek performansını yakaladı…

Üstelik bu ihracat yükte hafif, pahada ağır cinsinden…

Genel İhracat Fiyat Endeksi (Temmuz) ayında %49 artarken, Elektronik ve Optik Ürünlerde fiyat endeksi yüzde 122, Flash Bellekte yüzde 248 ve Ana Bellek (DRAM) ürünlerinde yüzde 270…

Ancak Güney Kore gibi ülkelerin refahına katkı yapan bu teknoloji ürünlerindeki gelir artışı kaçınılmaz olarak Teknolojik ürünlerin yan sektörlerine ve yazılım dünyasına sıçramakta…

Bir başka ifadeyle petrol şokunda olduğu gibi çip şoku bazı ülkeleri zenginleştirirken, tüketici konumundaki ülkelerin enflasyonu arttırıp servetin BİT ihracatçısı ülkelere transferi anlamına gelmekte…

Bu kadar da değil…

Donanım talebi; transformatörler, devre kesiciler, soğutma sistemleri, endüstriyel arsa, kameralar ve otomotiv sektörüne kadar ulaşırken, arz yetersizliği sorunu baş göstermekte…

Silikon Şoku geçici bir konjonktürel dalgalanma ya da dönemsel bir "balon" olmanın ötesinde bir tablo gösteriyor…

Klasik makroekonomi otoritelerinin arz-talep dengesindeki yapısal değişimi ve yeni zenginlerin stratejik hamlelerini gözden kaçırdığı bu ortamda, ortaya çıkan BİT etmeninin, geçici bir akım olmadığı önümüzdeki yıllar boyunca küresel ekonomiye etkilerinin büyük dalgalanmalara yol açacağı gerçeği her gün biraz daha güçleniyor…

Donanım ve yapay zekâ altyapısını elinde tutan şirketler ve şirketleri destekleyen ülkeler devasa servet birikimleri sağlarken, bu dönüşüme yalnızca tüketici olarak katılan ülkeler maliyet enflasyonu ve servet transferi baskısı altında kalmaya devam edecek, çoğu gelişmekte olan ülkenin orta gelir tuzağından çıkması daha da güçleşecektir…