CHP’DE NE OLACAK?
Okurlarım bana yazıp sormuşlar:
“Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada "mutlak butlan" kararı çıktı. Özel’in ekibi YSK ya itiraz yaptı. YSK CHP'nin itiraz başvurusunu jet hızı ile reddetti. YSK'nın butlan başvurusunu reddetmesi ne anlam taşıyor? Hızla özel ekibi, toplandı ve Özgür Özel’i yeniden CHP Grup Başkanı seçti. Bu gün MUTLAK BUTLAN işine karıştığı iddia edilen 13 delege gözaltına alındı. Tüm bunları değerlendirmek gerekse, CHP’yi ne bekliyor, Bu işin ülkeye her açıdan yansıması ne olacaktır, Türk siyasi hareketi hangi noktaya taşınacaktır?”
Gönül sunağımdan bakarken gördüğüm, Türkiye’nin ana muhalefet partisi çatısı altında yaşanan bu hukuki ve siyasi fırtına, Türk siyaset tarihi açısından kelimenin tam anlamıyla bir "hukuki deprem" niteliğindedir.
İstinaf mahkemesinin (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi) verdiği "mutlak butlan" (hukuken hiç yapılmamış/yok sayılma) kararı ve ardından yaşanan jet hızıyla gelişmeler, sadece CHP’nin iç dengelerini değil, ülkenin genel siyasi atmosferini de kökten sarsacak bir potansiyele sahip.
Gelişmeleri satır başlarıyla analiz etmek ve sorduğum sorulara ışık tutmak gerekirse:
1. YSK’nın Başvuruyu Reddetmesi Ne Anlam Taşıyor?
Özgür Özel ekibinin, istinaf mahkemesinin "yönetimden uzaklaştırma ve eski yönetimi (Kemal Kılıçdaroğlu) göreve iade etme" yönündeki tedbir kararına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı başvurunun jet hızıyla reddedilmesi, hukuki açıdan şu anlama geliyor:
Sorumluluk Alanı Dışı: YSK Başkanı Serdar Mutta’nın da belirttiği üzere, YSK bir "temyiz veya istinaf inceleme mercii" değildir. YSK, seçim güvenliği ve mazbata süreçlerine bakar. Mahkeme kararlarını bozma veya uygulama yetkisinin kendisinde olmadığını belirterek dosyayı işlem yapmadan iade etmiştir.
Top artık Yargıtay’da: YSK bu kararla siyasi/hukuki krizin seçim hukuku üzerinden çözülmesine kapıyı kapatmıştır. Bu durum, Özgür Özel yönetiminin önündeki tek hukuki itiraz yolunun Yargıtay olduğunu tescillemiştir. Yargıtay tedbir kararını kaldırmadığı müddetçe, mahkemenin verdiği karar (geçici olarak eski yönetimin partiyi devralması) hukuken yürürlükte kalacaktır.
2. Özgür Özel’in Yeniden Grup Başkanı Seçilmesi Ne İfade Ediyor?
YSK’dan ret gelince Özel ekibinin hızla toplanıp onu CHP Grup Başkanı seçmesi, tamamen akıllıca düşünülmüş bir "siyasi ve hukuki sığınak" (B Planı) hamlesidir.
Milletvekilliği ve Meclis Güvencesi: "Mutlak butlan" kararı partinin genel başkanlık ve MYK koltuklarını geçersiz kılsa da, Özgür Özel’in milletvekilliği sıfatı ve TBMM’deki varlığı devam etmektedir.
Temsil Yetkisinin Korunması: Genel başkanlık koltuğu hukuken tartışmalı hale gelse bile, Meclis Grubu partinin ana omurgasıdır. Özel, Grup Başkanı seçilerek hem parlamentodaki siyasi meşruiyetini korumuş hem de parti üzerindeki liderlik iddiasını Meclis çatısı altında diri tutmuştur.
3. 13 Delegenin Gözaltına Alınması ve Sürecin Geleceği
Kurultayda "delegelerin iradesine müdahale edildiği" veya "sahte imza/usulsüzlük" iddiaları kapsamında 13 delegenin gözaltına alınması, davanın sadece bir tüzük veya usul tartışması olmadığını, işin içine ceza hukuku boyutunun da girdiğini gösteriyor. Bu durum, "mutlak butlan" (yokluk) kararının arkasındaki fiili gerekçelerin derinleştiğine işaret eder.
CHP’yi Ne Bekliyor? (Kısa ve Orta Vade)
Çift Başlılık ve Yönetim Krizi: Mahkeme kararı gereği icra memurları kararı Kemal Kılıçdaroğlu’na tebliğ etti. Yargıtay’dan acil bir durdurma kararı gelmezse, CHP resmi olarak Kılıçdaroğlu ve eski MYK'nın "kayyum benzeri" veya "geçici yönetim" sıfatıyla partiyi seçime (yeniden kurultaya) götüreceği bir fetret devrine girebilir.
Büyük Kurultay Kaçınılmaz: Partinin bu kaostan çıkmasının tek yolu, yargı gözetiminde, üzerinde hiçbir şaibe bırakmayacak yeni bir Olağanüstü Kurultay toplamaktır. CHP önümüzdeki aylarda tamamen içe dönecek ve büyük bir delege savaşı yaşayacaktır.
Ekrem İmamoğlu ve Aktörlerin Konumu: Bu süreç, sadece Özel ve Kılıçdaroğlu arasında değil, partinin en güçlü figürlerinden biri olan Ekrem İmamoğlu’nun da pozisyonunu doğrudan etkileyecektir. İstanbul kanadı ve büyükşehir belediye başkanlarının alacağı tavır, partinin bölünüp bölünmeyeceğini belirleyecektir.
Ülkeye ve Türk Siyasi Hareketine Yansımaları Ne Olacaktır?
1. Muhalefette Büyük Enerji Kaybı ve Güven Erozyonu: Ana muhalefet partisinin kendi genel başkanını seçtiği kurultayın "yok hükmünde" sayılması ve gözaltılar, seçmen nezdinde "Kendi kurultayını bile hukuka uygun yönetemeyen parti, ülkeyi nasıl yönetecek?" algısına yol açabilir. Muhalefet bloğu, iktidarı eleştirmek yerine uzunca bir süre kendi iç hukukunu savunmakla meşgul olacaktır.
2. Yargının Siyasete Müdahalesi Tartışması: Muhalefet kanadı bu kararı "siyasi bir operasyon" ve "yargı eliyle dizayn" olarak okuyacaktır. Bu durum, Türkiye’deki yargı bağımsızlığı tartışmalarını ve "siyasetin yargısallaşması" krizini zirveye taşıyacaktır. Dünyada da geniş yankı uyandıran bu gelişme, Türkiye'nin demokrasi endeksindeki tartışmaları alevlendirecektir.
3. İktidar Blokunun Alan Kazanması: CHP’nin içine düştüğü bu yönetim boşluğu ve meşruiyet krizi, mevcut iktidar blokuna muazzam bir konfor alanı sağlayacaktır. Erken seçim tartışmaları bıçak gibi kesilecek, iktidar yeni anayasa veya yapısal reformlar gibi kendi ajandasını Meclis’ten ve kamuoyundan çok daha rahat geçirebilecektir.
Özetle; Türk siyasi hareketi, partilerin iç işleyişlerinin ve kurultaylarının ilk kez bu denli sert bir yargısal müdahaleyle (istinaf eliyle) sıfırlandığı yeni bir evreye geçmiştir. CHP bu krizden ya tamamen şeffaf, demokratik bir kurultayla güçlenerek ve arınarak çıkacak ya da tarihinin en büyük iç bölünmelerinden birini yaşayacaktır.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı























