haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Yunus Emre’nin İzinde...

"Gözümün gördüğü her şeye misafir nazarıyla bakacak, hiçbir dünyevi kaybı kalbime dert etmeyeceğim. Aynada gördüğüm bedenin ardındaki cevheri, ruhumu hissedecek ve onu temiz tutacağım. Dilimi bir silah gibi değil, bir şifa gibi kullanacak; kırıcı her kelimeden uzak duracağım. Çünkü ben dünyaya dava için değil, gönüller yapmaya geldim."

Haksızlığa ve saygısızlığa uğramak, insan nefsini (egosunu) en derinden yaralayan ve öfkeyi en hızlı tetikleyen iki unsurdur. Çünkü bu durumlar doğrudan bizim adalet duygumuza ve varoluşsal değerimize bir saldırıdır. Yunus Emre ve tasavvuf ekolü, haksızlık ve saygısızlık karşısında çaresizce boyun eğmeyi değil, tam aksine bu durumları muazzam bir içsel güce ve manevi avantaja dönüştürmeyi öğretir.

Biri size haksızlık yaptığında içinizde yükselen hırs, "Hemen intikam almalıyım, haddini bildirmeliyim!" diye fısıldar.

Tasavvufta mülkün gerçek sahibi Allah'tır. Size yapılan haksızlık asla kaybolmaz. Kul hakkı, kâinatın en kesin işleyen yasasıdır. Karşınızdaki kişi size haksızlık yaptığında, aslında kendi heybesindeki iyilikleri size devrediyor ve sizin günahlarınızı yükleniyordur.

Siz haklı olduğunuz halde haksızlığa uğradıysanız, adalet arayışınızı dünyevi bir hırsa ve öfke patlamasına dönüştürmeyin. Hak her zaman yerini bulur.

"Kesildi mi senden din-i diyanet? Kimden umarsın sen lütf u inayeti?"

Doğruluğunuzdan ödün vermeden hakkınızı arayın, ancak öfkeyle kendinizi kirletmeyin. Davayı asıl sahibine (İlahi Adalet'e) havale edin.

Birinin size saygısızca davranması, hakaret etmesi veya sizi küçümsemesi doğrudan gururunuzu incitir.

Biri size saygısızlık ettiğinde, aslında sizin özünüze (ruhunuza) değil, sadece sizin bu dünyadaki geçici elbisenize (bedeninize, konumunuza veya kimliğinize) saldırıyordur. Daha da önemlisi, saygısız insanın davranışı sizin değerinizi düşürmez, aksine onun kendi iç dünyasının ne kadar kirli ve zavallı olduğunu gösterir. Kusurlu bir kap, içindeki sızdırır. O kap saygısızlık sızdırıyorsa, bu onun sorunudur; sizin değil.

"Sövene dilsiz gerek, dövene elsiz gerek / Derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın."

Buradaki "gönülsüz" ifadesi, egosu (nefsi) olmayan demektir. Biri size saygısızlık yaptığında öfkeyle karşılık vermezseniz, onun zehrini havada imha etmiş olursunuz. Onun seviyesine inmeyerek kendi asilliğinizi ve ruhunuzun büyüklüğünü korursunuz.

Netice itibarıyla, dik durmak ve onurlu yaşamak, her rüzgârda savrulan bir yaprak olmak değil; kökleri derinde, vakur bir çınar gibi kalabilmektir. Yunus Emre'nin kılavuzluğunda, egomuzu bir kenara bırakıp ruhumuzun asaletine sığındığımızda, hayatın tüm haksızlıkları ve saygısızlıkları karşısında sarsılmaz bir kaleye dönüşürüz. Unutmamalıyız ki, insanı insan yapan ve onurunu koruyan şey, maruz kaldığı kötülükler değil, o kötülükler karşısında sergilediği şahsiyetli duruştur.

Sözünüzün kalitesini ve duruşunuzun ağırlığını yükseltmek, muhatabınıza verilecek en asil derstir.

ÖZETLEYECEK OLURSAM, hayatın bize ne getirdiği değil, bizim o getirilene nasıl bir cevap verdiğimiz önemlidir. Maruz kaldığınız kötülükler sizin kaderiniz olabilir ama o kötülükler karşısında şahsiyetinizi korumak sizin karakterinizdir. Gece ne kadar karanlık olursa olsun, kendi içindeki ışığı söndürmeyenler dünyayı aydınlatmaya devam eder. İnsanlık onuru, kötülüğe teslim olup eğrilmekte değil; her şeye rağmen dümdüz, lekesiz ve vakur bir şahsiyetle ayakta kalabilmektedir.

ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.

Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

#mustafagoktas