haberanaliz

15 TEMMUZ VE TÜRKİYE’DE NELER DEĞİŞTİ?

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
15 TEMMUZ VE TÜRKİYE’DE NELER DEĞİŞTİ?
Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE İSTİNADEN YAZDI:

Değerli kardeşlerim, 15 Temmuz Türkiye siyasetini ve toplumunu çok değiştirdi.

Bugün, yani 15 Temmuz 2026 itibarıyla o karanlık ve tarihi gecenin üzerinden tam 10 yıl geçmiş durumda.

Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olan 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi, sosyal ve kurumsal etkilerini tarafsız, gerçekçi ve yapıcı bir perspektifle ele almak istiyorum:

Bu 10 yıllık süreçte Türkiye siyasetinde nelerin değiştiğini, nelerin geliştiğini ve bu değişimlerin madalyonunun iki yüzünü ortaya koyalım.

Siyasi Sistem ve İttifaklar Nasıl Değişti?: 15 Temmuz gecesi yaşananlar, Türkiye’nin yönetim yapısında köklü bir kırılmaya yol açtı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Darbe girişiminin ardından oluşan "devletin bekası" odaklı siyasi iklim, 2017 referandumu ile parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin önünü açtı. Yürütme tek elde toplanarak hızlı karar alma mekanizması hedeflendi.

İttifak Siyaseti (Cumhur İttifakı): Darbe gecesi ve sonrasındaki "Yenikapı Ruhu", AK Parti ve MHP’yi kalıcı bir ortaklığa taşıdı. Bu blok, Türk siyasetinin ana belirleyicilerinden biri haline geldi ve muhalefeti de bloklaşmaya (Millet İttifakı ve sonrasındaki iş birlikleri) zorladı.

Bürokrasi, Ordu ve Yargıdaki Dönüşüm: Devletin en kritik organları 15 Temmuz sonrasında adeta yeniden inşa edildi.

Askeri Vesayetin Sonu: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) üzerinde sivil denetim mutlak hale getirildi. Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı, askeri okullar ve hastaneler yeniden yapılandırıldı.

Bürokratik Arınma ve Boşluklar: FETÖ yapılanmasının devletten temizlenmesi için cumhuriyet tarihinin en büyük tasfiye süreci yaşandı. Ancak bu tasfiyelerin ardından boşalan kadrolara yeni grupların veya liyakat dışı yapıların yerleşip yerleşmediği tartışması siyasetin hep gündeminde kaldı.

Olumlu ve Olumsuz Yönleriyle Genel Bir Değerlendirme yapayım: Bu büyük dönüşümün hem devlet mekanizması hem de toplumsal yaşam üzerinde çift taraflı etkileri oldu.

Olumlu Görülen Gelişmeler

Milli İrade Bilinci: Halkın çıplak ellerle tanklara karşı durması, Türkiye'de askeri darbe dönemlerinin halk nezdinde kesin olarak kapandığını gösterdi. Demokratik meşruiyet en üst düzeyde tescillendi.

Paralel Yapılanmalarla Mücadele: Devlet içinde illegal bir şekilde örgütlenmiş, gizli ajandası olan illegal bir yapının (FETÖ) deşifre edilmesi ve tasfiyesi devlet güvenliği açısından hayati bir adım olarak görüldü.

Savunma Sanayiindeki Atılım: Güvenlik politikalarındaki "kendi kendine yetebilme" ihtiyacı, yerli savunma sanayii projelerine (İHA/SİHA'lar, askeri teknolojiler) muazzam bir ivme kazandırdı.

Olumsuz/Eleştirilen Gelişmeler

Güçler Ayrılığı ve Kurumsallık: Yeni sistemle birlikte denetleme ve dengeleme mekanizmalarının zayıfladığı, Meclis’in ve yargının bağımsızlığının zedelendiği yönündeki eleştiriler her zaman sıcaklığını korudu.

Toplumsal Kutuplaşma: Güvenlikçi politikaların ve "beka" söyleminin yoğun kullanımı, siyasi arenadaki kutuplaşmayı derinleştirdi. Farklı sesler zaman zaman "milli güvenlik" parantezine alınarak sınırlandırıldı.

KHK Sorunu ve Hukuki Tartışmalar: Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan KHK’lar ile işten çıkarmalar ve geniş çaplı adli işlemler, kurunun yanında yaşın da yanıp yanmadığına dair ciddi adalet ve toplumsal barış tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özetle Şu anda Neredeyiz?

Değerli kardeşlerim, 15 Temmuz Türkiye'de "güvenlik ve istikrar" arayışını her şeyin önüne koydu. Devlet, sınır ötesi operasyonlardan iç güvenlik operasyonlarına kadar daha proaktif ve sert bir güce kavuştu. Ancak bu süreçte "özgürlük, adalet ve liyakat" gibi demokrasinin taşıyıcı sütunlarında yaşanan aşınmalar, bugün de siyasetin en çok çözmeye çalıştığı düğümler olarak önümüzde duruyor. KAMUDA ŞEFFAFLAŞMAK LAZIM. "Şeffaflaşmak" ve "kamu denetimine açık olmak" aslında bir devletin vatandaşına duyduğu saygının en temel göstergesidir. Devlet, kapalı kapılar ardında değil, camdan bir odada yönetildiğinde vatandaş devletine güvenir. Güvenin olduğu yerde de ne kutuplaşma kalır ne de "acaba hakkım yeniyor mu?" kaygısı. "Ayrıcalıkları ortadan kaldırıp herkesi eşit potada değerlendirmek lazım." Bu ilke, aslında bir toplumun çimentosudur.

Eğer bir ülkede sınav birincisi mülakatta eleniyorsa,

Eğer bir ihalenin kime gideceği önceden kestirilebiliyorsa,

Eğer adalet, kişinin arkasındaki güce veya referansa göre esneyebiliyorsa,

orada ne toplumsal barışı sağlayabiliriz ne de nitelikli insanımızı ülkede tutabiliriz. Gençlerin en büyük kırgınlığı da tam olarak burada başlıyor; emeğinin, bilgisinin ve liyakatinin önüne geçen o görünmez "ayrıcalık duvarları" can acıtıyor.

15 Temmuz gibi büyük bir travmanın ardından devletin refleks olarak güvenliği öncelemesi anlaşılabilir bir durumdu. Ancak aradan geçen 10 yılda gördük ki, kalıcı huzur ve gerçek bir "milli birlik" ancak herkesin hukuk önünde, fırsat eşitliğinde ve liyakatte eşitlendiğini hissettiği bir "ortak vatandaşlık bilinciyle" kurulabilir.

Baki Selam ve Dua ile.


ABD'de hastalık yayılıyor: En az 34 eyalette yaklaşık 7 bin kişi etkilendiÖnceki Haber

ABD'de hastalık yayılıyor: En az 34 eyal...