Toprak Deniz İnsan -XX-
Mersin'de Yörüklerde Örf ve Adet Hukuku ile Anlaşmazlık Çözüm Mekanizmaları
Türklerin Orta Asya coğrafyasının çetin şartlarıyla şekillenen göçebe yaşam tarzı, sıradan ve ilkel bir göçerlikten öte; köklü medeniyetlerle kurulan ilişkilerle beslenmiş yüksek bir kültür çizgisini temsil eder. Bu zorlu hayat nizamının getirdiği toplumsal disiplini sağlamak adına Türk kağanları geniş yetkilerle donatılmış otoriter liderler olarak öne çıkmış; bu yetkilerin en hayati olanını ise "töre"yi, yani kanunları koyma gücü oluşturmuştur. Türk devlet geleneğinde törenin oluşumunu ve gücünü besleyen üç temel kaynak mevcuttur. İlk kaynak, Gök Tanrı’dan kut aldığına inanılan hanedanın ve kağanın doğrudan kanun koyma yetkisidir. İkinci kaynak, beylerin de yönetime katılarak devlet idaresini şekillendirdiği ve yeri geldiğinde kağanın mutlak otoritesini dahi sınırlayabildiği kurultay kararlarıdır. Üçüncü ve en organik kaynak ise toplumun kendi bağrından yavaş yavaş ve kendiliğinden ürettiği, kağanın onayıyla nizam kazanan "Yosun" yani gelenek hukukudur. Hangi kaynaktan doğarsa doğsun, töreye dönüşen her kuralın mutlak surette adalete uygun olması şarttır. Bu nizam öyle sarsılmaz bir esastır ki, Orhun Yazıtları’ndan Kutadgu Bilig’e kadar tüm kaynaklarda kağanların dahi töreye uymak zorunda olduğu, halka karşı hesap verme yükümlülüğü taşıdığı açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla Türk Töresi, Orta Asya'ya sıkışmış bir müessese değil, asırlar boyu kurulan bütün Türk devletlerinin adalet ve yönetim felsefesini mühürleyen en temel harçtır (Pamir, 2009).
Törenin şekillendirdiği bu köklü hukuki disiplin, Orta Asya’nın bozkırlarından Anadolu’nun sarp coğrafyasına taşınırken, en saf, en canlı ve en organik koruyucularını şüphesiz konargöçer Yörük topluluklarında bulmuştur. Bu bağlamda, Akdeniz’in sahil şeridi ile Orta Toroslar’ın yüksek yaylaları arasında asırlardır mekik dokuyan Mersin ve çevresindeki (tarihî adıyla İçel) Bozdoğan, Keşli ve Sarıkeçili gibi Yörük obaları, yerleşik devlet nizamının uzağında kaldıkları çetin göç yollarında ve sarp yaylaklarda kendi toplumsal disiplinlerini sarsılmaz bir örfi hukuk nizamıyla sağlamışlardır. Yörüklerin hayat felsefesinde töre, soyut bir kanunlar manzumesi olmaktan çok; çadırın kuruluşundan göç yollarının taksimine, aile içi hiyerarşiden tabiatla kurulan hassas dengeye kadar hayatın her anını tanzim eden mukaddes bir nizamın adıdır. Örneğin, Yörük hukukunda ceza nizamı, yerleşik hayattaki gibi fiziki hapislere değil, toplumsal vicdana ve dayanışmaya dayalı yaptırımlara yaslanırdı. Töreye karşı gelen, obanın nizamını sarsan bireylere verilen en ağır ceza "obadan dışlanma" ve "tecrit" (selamın sabahın kesilmesi) uygulamasıydı. Çetin kış şartlarında veya zorlu yayla göçlerinde tek başına hayatta kalması imkânsız olan Yörük insanı için bu dışlanma yaptırımı, parayla veya fiziki cezayla kıyaslanamayacak kadar caydırıcı sarsılmaz bir adalet nizamı doğurmuştur.
Bu sözlü hukuk nizamının en titiz uygulandığı alanlardan bir diğeri ise "Mülkiyet ve Göç Hukuku" başlığı altında incelenebilecek olan yaylak ve kışlak taksimatıdır. Silifke, Mut, Gülnar ve Tarsus hattındaki tarihî belgeleri ve Osmanlı tahrir defterlerini inceleyen araştırmalar, bu Yörük topluluklarının hayvancılık yapmakla kalmadığını, aynı zamanda geçitlerin ve stratejik yolların güvenliğini sağlamak üzere devlet ve töre nizamıyla nasıl organik bir askeri-idari bağ kurduğunu ortaya koymuştur.
Gelelim yöremize: Mersin-Arslanköy Yörüklerinin yaylacılık pratiklerini sosyo-ekonomik ve hukuki açıdan inceleyen saha çalışmaları, konargöçer toplulukların sarp Toros coğrafyasında asırlardır sürdürdükleri yaşam disiplinini ve karşılaştıkları çağdaş zorlukları çarpıcı verilerle ortaya koymaktadır. (Harunoğulları ve Polat, 2018) tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, Akdeniz sahili ile Bolkar Dağları’nın 2000 metreyi aşan Dümbelek Platosu çevresindeki meralar arasında ritmik bir hareketlilik sergileyen Yörük obaları, göç yollarının taksiminden ortak mülk olan yaylakların kullanımına kadar geniş bir örfi nizamı tatbik etmektedirler. Ancak günümüzde meraların tarıma açılması ya da şahıslara kiralanması gibi sebeplerle yaşanan otlak yetersizliği, obalar arasında mekânsal sınır uyuşmazlıklarına zemin hazırlayarak geleneksel nizamı, yani yazılmamış göç ve yaylak hukukunu doğrudan tehdit etmektedir. Bununla birlikte, modern veterinerlik hizmetlerine coğrafi uzaklık nedeniyle erişemeyen Toros Yörükleri, töreden tevarüs eden geleneksel tedavi metotlarına yönelmekte; küçükbaş hayvanlarda görülen uyuz ve bağırsak paraziti gibi bulaşıcı hastalıklara karşı katran yağı, püse ve gazyağı kullanırken, sızı hastalıklarında ise dağlama gibi köklü pratiklerle kendi iç çözüm mekanizmalarını ve geleneksel nizamlarını üretmektedirler
Öte yandan, asırlardır dağ başlarında yankılanan bu yazılmamış kanunlar, asri zamanların getirdiği kaçınılmaz dönüşümlerle de yüz yüze kalmıştır. Nitekim modernleşme, Yörükleri ekonomik, sosyal ve kültürel yönden etkilemiş ve onların yaşama tarzlarını da pek çok açıdan değiştirmiştir. Bu değişimden en çok etkilenen kurumlardan bir tanesi ise Yörük aile yapısı olmuştur (Öter ve Kemik, 2025). Yapılan saha çalışmalarında ve incelediğimiz bölgelerde özellikle birinci ve ikinci kuşaklar yörüklüğü bizzat ve derinden yaşadıkları halde, üçüncü kuşakların yörüklüğü ancak babalarından ve büyükbabalarından duydukları görülmüştür. Günümüzde ise çok az bir göçer nüfus kalmış; Selçuklulardan başlayan o tarihî iskân politikalarının 20. Yüzyılın sonunda ancak tamamlanabildiği açıkça müşahede edilmiştir (Doğan ve Doğan, 2011).
Sonuç olarak, Orta Toroslar’ın eteklerinde filizlenen ve Mersin coğrafyasını asırlardır kültürel bir nakış gibi işleyen Yörük töresi; köksüz, vahşi bir göçerlik pratikleri yığını değildir. Aksine o; adaleti, toplumsal dayanışmayı, tabii kaynakların korunmasını, kısıtlı otlaklarda anlaşmazlıkların sulh yoluyla çözülmesini ve insani hiyerarşiyi en üst düzeyde koruyan, Orta Asya’dan süzülüp gelen yüksek Türk medeniyetinin dağ başlarında yankılanan canlı, köklü ve yazılmamış hukuk nizamıdır.
Mersin'de Töre Geleneği Geleceğe Ne Söyler?
Mersin Yörüklerinde binlerce yıldır varlığını sürdüren töre geleneği, bize şunları söyler:
- Toplumsal düzen için yazısız kurallar da yeterlidir: Yazılı olmadığı halde herkes tarafından bilinen ve uygulanan kurallar, toplumsal düzeni sağlayabilir.
- Dayanışma hayatta kalmanın anahtarıdır: Zorlu yaşam koşullarında, dayanışma ve yardımlaşma olmadan hayatta kalmak mümkün değildir.
- Söz vermek, yazılı sözleşme kadar değerlidir: Yörüklerde verilen söz, senet yerine geçer. Bu, güvenin toplumsal ilişkilerdeki önemini gösterir.
- Arabuluculuk, anlaşmazlıkları çözmenin etkili bir yoludur: Mahkemeye gitmeden, araya giren saygın kişilerin çabasıyla anlaşmazlıklar çözülebilir.
- Gelenekler değişerek yaşar: Töre, bugün eskisi kadar güçlü olmasa da dönüşerek, değişerek varlığını sürdürmektedir.
Sonuç Yerine
Toroslar'ın zirvelerinden Akdeniz'in kıyılarına uzanan geniş coğrafyada, yüzyıllar boyunca Yörükler, yazılı olmayan ama herkes tarafından bilinen töre kurallarıyla yaşadı. Bu kurallar, onların anayasasıydı, hukuk sistemiydi, ahlak kurallarıydı. Töreye uyan saygı gördü, uymayan cezalandırıldı, dışlandı, obadan kovuldu.
Günümüzde bu töre geleneği, eski gücünü kaybetmiş olsa da izleri hâlâ görülmektedir. Düğünlerde, cenazelerde, bayramlarda, komşuluk ilişkilerinde, hatta gündelik konuşmalarda törenin yansımalarını görmek mümkün. Bu izleri takip etmek, binlerce yıllık toplumsal düzenin, bilgelik birikiminin ve kültürel mirasın peşine düşmek demektir…
Kaynakça
Doğan, M. S., & Doğan, C. (2011). Tarihsel Gelişim Sürecinde Yörükler. İstanbul Journal of Sociological Studies, I(30), s. 15-29. https://izlik.org/JA22GZ62XB adresinden alındı
Harunoğulları, M., & Polat, Y. (2018). Ege Coğrafya Dergisi, 26(2), s. 1-10.
Öter, A., & Kemik, A. (2025). Yörük Aile Yapısında Meydana Gelen Değişmelere Dair Sosyolojik Bir Analiz. İçtimaiyat, 9(1), s. 159-177. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4161855 adresinden alındı
Pamir, A. (2009). Orta–Asya Türk Hukukunda “Töre” Kavramı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 58(2), s. 359-376. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/626477 adresinden alındı

























