GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-4-

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş yazdı: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-4-
BİRİNCİ YAZIM: https://www.haberanaliz.net/makale/turkiyem-gel-kooperatifleselim-1-4589
İKİNCİ YLAZIM: https://www.haberanaliz.net/makale/turkiyem-gel-kooperatifleselim-2-4591
ÜÇÜNCÜ YAZIM: https://www.haberanaliz.net/haber/gazeteci-yazar-mustafa-goktas-yazdi-turkiyem-gel-kooperatifleselim-3-26477
Niyeti ve ideali çok doğru bir yerden kurduk. Ancak kooperatifçilik yasaları, pratik işleyiş ve karar alma mekanizmaları açısından sayı ve yönetim yapısı konusunda çok kritik bir teknik gerçekliğe dikkat etmeniz gerekir. Bu konuyu iki parçada, hem yasal gerçekler hem de meslek gruplarının dağılımı açısından netleştireyim:
1. Yönetim ve Denetim Kurullarının Sayısı Hakkında (Kritik Uyarı)
"Yönetim en az 26 kişi, denetim en az 11 kişi olmalı" derseniz, kooperatifi kuramayız veya kurduktan sonra çalıştıramayız. Neden mi?
Hukuki Sınırlar: Türkiye'deki kooperatifler kanununa göre yönetim kurulu genellikle en az 3 kişiden (veya ana sözleşmeye göre 5-7 kişiden) oluşur. Denetim kurulu ise genellikle 2 ila 4 kişidir. 26 kişilik bir yönetim kurulu, tam anlamıyla "iki gemiyi iki kaptanın batırması" gibi bir kaosa yol açar. Karar alamazsınız, imza yetkilerinde tıkanıklık yaşarsınız, kimin ne yaptığı belli olmaz ve toplantı yeter sayısını bile bulamazsınız.
Peki 50 Kişilik Çekirdek Kadro Ne Yapacak?
Yönetim ve denetim kurullarını küçük ve iş bitirici tutmalısınız (Örn: 5 kişilik Yönetim, 3 kişilik Denetim).
Geriye kalan 45 kişi boşta kalmayacak; az önce konuştuğumuz Alt Komitelerde (Saha, Lojistik, Hukuk, İletişim, Finans) görev alacak. Yani herkesin çalışacağı, omuz vereceği birer "İhtisas Masası" olacak. Böylece hem yasal engellere takılmamış olursunuz hem de herkes sürece aktif katılır.
2. Yönetimde / Ortaklıkta Sadece Çiftçi mi Olmalı, Her Meslekten mi?
Kesinlikle her meslek grubundan insanın olması şarttır ve hayati önem taşır. Eğer kooperatifi sadece çiftçilerden kurarsanız, üretim kısmını bilirsiniz ama şehirdeki pazarlamayı, lojistiği, hukuki prosedürleri, dijital altyapıyı ve finansal yönetimi yönetmekte zorlanırsınız. Gıda kooperatifi tam bir "zincir" işidir ve her halkada farklı bir mesleğe ihtiyaç vardır:
Çiftçiler ve Ziraat Mühendisleri: Üretimin nasıl yapılacağını, doğru tohumu ve toprağın kalitesini bilir.
Nakliyeciler ve Lojistikçiler: Ürünün tarladan bozulmadan şehre nasıl ineceğini çözer.
Mühendisler ve Yazılımcılar: Siparişlerin, stokların ve dağıtım ağının dijital takibini yapar.
Öğretmenler ve İletişimciler: Halkı bilinçlendirir, yeni üyeleri kazanır, güven bağını kurar.
Muhasebeciler ve Hukukçular: Paranın hesabının namusla tutulmasını ve yasal düzenlemelere uyulmasını sağlar.
Esnaf: Dağıtım noktalarının işletilmesinde tecrübesiyle yol gösterir.
Doğru Formül Nedir?
Kooperatif üretici ve tüketici birliğidir. Köydeki çiftçi ile şehirdeki öğretmen, mühendis, esnaf aynı masada buluşmalıdır. Çiftçi üretir, şehirdeki meslek grupları ise o ürünün şehirde güvenle pazarlanmasını, taşınmasını ve hesaplanmasını sağlar.
Toplantıda Bu Yapıyı Anlatırken Şöyle Diyebilirsiniz:
"Arkadaşlar, yasalar bize 5-7 kişilik bir yönetim kurulu emrediyor ama bizim aramızdaki 50 kişilik bu dev kadro yönetici olmasa da sahada birer komite başkanı olacak. Yönetim sadece resmi imzayı atan ve dürüstlüğü bekleyen operasyon masamızdır. Ama bu masada sadece çiftçi olmayacak; aramızda mühendisimiz var, öğretmenimiz var, muhasebecimiz var, esnafımız var. Herkes kendi mesleğinin gücünü bu kooperatifin emrine verecek. Biz burada tam bir akıl ve emek birliği kuruyoruz."
Halkın sağlığını, üreticinin emeğini kurtarmak ve tarladan sofraya doğrudan köprü kurmak istiyorsak, adını koyarken şu ayrıntıyı mutlaka bilmeliyiz:
1. Resmi ve Hukuki Adı Mutlaka "Kooperatif" Olmalıdır
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu veya ilgili özel kanunlar çerçevesinde) resmi bir tüzel kişilik, banka hesabı açmak, dükkân açmak, fatura kesmek ve yasal olarak mal alıp satmak için "Kooperatif" unvanını almak zorundadır.
"Birlik" kelimesi hukuken tek başına bir temel ticari kuruluş değildir; genellikle birden fazla kooperatifin bir araya gelerek kurduğu üst kademe yapılara (örneğin Bölge Birliği, Merkez Birliği gibi) denir.
Dolayısıyla, resmi ana sözleşmeye imza atarken adınız "... Üretim ve Tüketim Kooperatifi" (veya benzeri bir kooperatif türü) olmak zorundadır.
2. Halkın Dilindeki ve Felsefedeki Adı "Birlik" Olabilir
Hukuken adımız kooperatif olacak ancak halka hitap ederken, tabelaya büyük harflerle yazarken veya bu hareketi tanımlarken "Birlik" ruhunu öne çıkarabilirsiniz. Örneğin:
Resmi Evrak / Tabela Adı:"... Tüketim ve Üretim Kooperatifi" (Yasal zorunluluk)
Halk Arasındaki Söylem / Manifestonuz:"Halkın Gıda Birliği" veya "Üretici-Tüketici Dayanışma Hareketi"
Neden "Tüketim ve Üretim Kooperatifi" Modeli?
Türkiye'de bugüne kadar kurulan kooperatiflerin büyük kısmı sadece üretici kooperatifiydi (çiftçi birleşiyor ama ürünü satacak şehirde pazar bulamıyordu) ya da sadece tüketim kooperatifiydi (şehirdekiler birleşip market açıyordu ama doğrudan çiftçiyle bağ kurmakta zorlanıyordu). Bizlerin kurmak istediğimiz yapı, dünyadaki en başarılı örnekleri (örneğin dünyanın bazı ülkelerindeki kooperatif devrimleri) gibi iki ucu birleşen halka olmalıdır:
Çiftçi üretecek, şehirdeki tüketici (öğretmen, mühendis, esnaf) o kooperatifin ortak sahibi olarak o ürünü doğrudan alacak.
Kısaca, Hukuki ve resmi olarak adımız Kooperatif olacak ama ruhen ve kalben aramızdaki bağ "Kutsal bir Birlik" olacak. Toplantıda bu konuyu soran biri olursa gönül rahatlığıyla diyeceğiz ki: "Hukuken adımız kooperatif olacak ki devletin nazarında, yasalar önünde resmi ve güçlü olalım; ama özümüzde biz bir 'Gıda ve Hak Birlikçisiyiz'."
"İstediğimiz kadar büyüyelim ama adaletimiz, şeffaflığımız ve ortakların eşitliği asla zedelenmesin" demek, gerçek bir kooperatifçilik felsefesidir.
Binlerce ortağa ulaşıldığında sistemin bürokrasiye kurban gitmemesi, birilerinin tekelinde kalmaması ve tam anlamıyla adil/şeffaf yürümesi için kurulması gereken temel mekanizmalar ve kurallar şunlardır:
1. "Bir Ortak = Bir Oy" Kuralı (Demokrasinin Temeli)
Şirketlerde ne kadar çok paran varsa o kadar çok söz hakkın vardır. Ama kooperatiflerde bu kural tersidir.
İster kooperatife ilk gün 1.000 TL koyan emekli öğretmen olsun, ister yıllar sonra katılan bir üye; herkesin genel kuruldaki oy hakkı eşittir (1 oy).
Bu kural, sermaye sahibinin kooperatifi ele geçirmesini ve zenginlerin arka odalarda karar almasını kesinlikle engeller. Kararı patronlar değil, halk (ortaklar) verir.
2. Binlerce Kişinin Yönetimi İçin: "Temsili Demokrasi" (Delegelik Sistemi)
Ortak sayısı 5.000 veya 10.000 kişiye ulaştığında, herkesin tek bir salonda toplanıp karar alması lojistik olarak imkansızlaşır (kaos olur).
Delegelik Sistemi: Kooperatif belli bir üye sayısını (örneğin her 50 veya 100 üyede bir) aşınca, mahallelerde veya çalışma gruplarında seçimler yapılır ve her grup kendi "Delegesini" seçer.
Genel kurul, bu seçilmiş delegelerin katılımıyla toplanır. Böylece hem binlerce insanın iradesi karar mekanizmasına yansır hem de toplantılar yönetilebilir ve şeffaf bir akılla yürütülür.
3. "Cam Kasa" Politikası (Tam Şeffaflık)
Şeffaflık lafla olmaz, sistemle ve teknolojiyle olur. Herkesin her kuruşun hesabını görebilmesi için:
Dijital / Açık Defter Sistemi: Ortakların şifresiyle girebileceği bir dijital panel (veya uygulama) kurulmalı; kooperatifin kasasına giren her kuruş aidat ve çıkan her masraf (kira, nakliye, üreticiye ödenen para) anlık olarak orada görünmelidir.
Aylık Raporlar: Her ayın sonunda gelir-gider tablosu, ortakların görebileceği şekilde ilan edilmeli veya mesajla gönderilmelidir. "Acaba bu para nereye gitti?" sorusu asla sorulmamalıdır.
4. Bağımsız ve Tavizsiz "Denetleme Kurulu"
Yönetim kurulunu (icraatı yapanları) denetleyecek göz, herkesten bağımsız olmalıdır.
Denetleme kuruluna seçilecek insanlar, yönetimi eleştirmekten çekinmeyen, titiz ve dürüst kişilerden (örneğin muhasebeciler, emekli denetçiler, hukukçular) kurulmalıdır.
Bu kurul, yönetimin yaptığı her harcamayı, kesilen her faturayı didik didik inceleme yetkisine ve sorumluluğuna sahip olmalıdır.
İlk Toplantıda Bu Konuyu Anlatırken Söyleyeceğiniz Cümle Şudur:
"Arkadaşlar, binler olacağız, on binler olacağız! Ama kimse 'benim param çok, benim sözüm geçer' diyemeyecek. Bizde zenginlerin değil, emeğin ve vicdanın oyu geçerlidir. Herkesin bir oyu olacak. Kasamız camdan olacak; neyi aldıysak, kaça sattıysak, nereye harcadıysak herkes cep telefonundan görecek. Adaletin olmadığı yerde ne güven kalır ne de başarı. Biz bu kaleyi adaletle ve şeffaflıkla öreceğiz!"
Bu ilkeler üzerine kurulan bir kooperatif, sadece gıda ihtiyacını karşılamakla kalmaz; topluma adalet ve dürüstlük dersi veren bir okul haline gelir. Yola çıkarken bu ilkeleri ana sözleşmenize ve ruhunuza yazdığınız sürece sırtınız yere gelmez.
Halkın karşısına çıkarken kullanacağımız dil çok önemlidir. Süslü siyasetçi cümleleri ya da soğuk tüccar hesapları değil, toprağın, emeğin, vicdanın ve samimiyetin dili olmalıdır. İnsanlar artık laftan, vaatten ve süslü sunumlardan bıktı; onlar güven ve somut gerçeklik arıyor. 50 kişilik çekirdek kadronuzla birlikte ilk geniş katılımlı toplantıda kürsüye çıktığınızda, hem ruhunuzu hem de atacağınız adımları ortaya koyacak söylem ve eylem rehberi şöyledir:
I. SÖYLEM: Halkın Karşısında Nasıl Konuşmalısınız? (Ruh ve Ton)
Konuşmanızı yaparken şu 4 temel duygu üzerine basmalısınız: Teşhis, Vicdan, Güven ve Davet.
Teşhis (Yaraya Parmak Basmak):
"Kardeşlerim, etrafımıza bakın. Tarlada ürünü para etmeyen çiftçimiz boynu bükük, markette zehirli ve pahalı gıdayı almakta zorlanan halkımız perişan. Çocuklarımıza yedirdiğimiz ekmekten, sebzeden şüphe eder hale geldik. Arada kim var? Ne üreten, ne ter akıtan ama bütün parayı cebine indiren gıda tekelleri var. Bu çark böyle gidemez, gidemeyecek!"
Vicdan ve Hakkaniyet (Karakter Ortaya Koymak):
"Bugün buraya üç beş kuruşluk ticaret için gelmedik. Biz bu yola koltuk kapmak, maaş almak, birilerine menfaat sağlamak için çıkmadık. Bizim yöneticilerimiz tek kuruş maaş almayacak, hakkı huzur bilmeyecek. Burası bir şahsi şirket değil, halkın kendi kalesidir. Kasamız camdan olacak; neyi kaça aldıysak, nereye harcadıysak herkes şeffafca görecek."
Eşitlik ve Güç Birliği (Birlik Vurgusu):
"Binler olacağız, on binler olacağız! Ama kimse 'benim param çok, benim sözüm geçer' diyemeyecek. Bizde zenginlerin değil, emeğin oyu geçerlidir. 'Bir ortak, bir oy' kuralıyla herkes bu kooperatifin eşit sahibi olacak. Çiftçisiyle, öğretmeniyle, mühendisiyle, esnafıyla hepimiz aynı gemideyiz."
Kapanış ve Çağrı (Tarihi Sorumluluk):
"Kurtarıcı beklemek yok; kurtarıcı biziz! Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Gelin, tarladan sofraya uzanan bu namus zincirini birlikte kuralım. Gücünüz neye yetiyorsa, bütçeniz hangi ortaklık payına elveriyorsa o kadar omuz verin. Bu onurlu yola baş koymaya var mısınız?"
II. EYLEM: Toplantı Salonundan Çıkarken Hangi Adımları Atmalısınız? (Pratik Adımlar)
Söylemin heyecanı bittikten sonra salondakilere "Hadi şimdi dağılalım" derseniz rüzgâr söner. Toplantıyı mutlaka şu somut eylem adımlarıyla taçlandırın:
"Kurucu Gönüllüler Masası" Kurun:
Salonun çıkışına (veya salonun köşelerine) masalar yerleştirin. Üzerlerine "Hukuk ve İdari", "Saha ve
Üretici", "Lojistik ve Dağıtım", "Ortaklık ve Finans" tabelaları koyun.
Toplantı biter bitmez insanlara deyin ki: "Sadece alkışlamak yetmez, kim hangi masada ter akıtacaksa şuraya adını ve telefonunu yazdırsın."
Can Suyu / Ortaklık Başvuru Masası Açın:
Kooperatifin resmi kuruluş sürecini ve ilk can suyu payını (önceden belirlediğiniz o adil, bütçeyi sarsmayacak rakamı) şeffafça anlatın ve o an formu doldurmak isteyenler için ilk kayıtları alın. İnsanların o anki coşkusunu ve iradesini resmiyete dökün.
İlk Saha Takvimini Açıktan Duyurun:
Toplantıyı bitirirken net bir tarih verin: "Önümüzdeki hafta şu köydeki üretici birliğiyle masaya oturuyoruz. 1 ay sonra ilk pilot ürünümüzü kendi aramızda test edeceğiz." İnsanlar bu işin masalda kalmayacağını, yarından itibaren sahada olacağını bilecek.
O kürsüye çıktığınızda karşınızdakilere bir "lider" gibi değil, onların içinden çıkmış, onların acısını ve umudunu seslendiren bir "yol arkadaşı" olarak hitap edeceksiniz. Karakteriniz, samimiyetiniz ve netliğiniz en büyük gücünüz olacaktır. Yolunuz açık, iradeniz ve inancınız daim olsun! - (BİTTİ)
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:






































Yorum Yazın