AYASOFYA CAMİİ TÜRK MİLLETİNE HAYIRLI OLSUN

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
AYASOFYA CAMİİ TÜRK MİLLETİNE HAYIRLI OLSUN
İYİ PARTİ SÖZCÜSÜ YAVUZ AĞIRALİOĞLU: AYASOFYA CAMİİ TÜRK MİLLETİNE HAYIRLI OLSUN. PARTİMİZİ VE GENEL BAŞKANIMIZI TEMSİLEN TBMM GRUP BAŞKANIMIZ ORHAN ÇAKIRLAR VE GENEL BAŞKAN YARDIMCIMIZ PROF. DR. İSMAİL TATLIOĞLU İLE BİRLİKTE AYASOFYA CAMİİ AÇILIŞINA KATILACAĞIZ.

İYİ PARTİ SÖZCÜSÜ YAVUZ AĞIRALİOĞL: 

Tarihe ve Sultan Fatih’e olan sorumluluğumuzu Ayasofya Camii’ni açarak yerine getirmiş olacağız. İYİ Parti olarak bizim ceddimize insanlığa, bu toprakları bize vatanlaştıranlara karşı mahcubiyetlerimiz ve sorumluluklarımız var. En büyük mahcubiyetimiz bize bu toprakları vatanlaştırırken taşımış olduğumuz fetih ruhunu kaybetmiş olmamızdır. Üç mahcubiyetimiz vardır. Birinci mahcubiyetimiz Allah’a verdiğimiz sözleri unutmak. Yalan söylememek, haram yememek, ülkemizi merhametle yürütmek. İkinci büyük mahcubiyetimiz atalarımızın aldığı bu toprakları İngilizlere teslim etmek zorunda kaldık. İkinci mahcubiyetimizden sonra Montrö sözleşmesine giden o süreçte mecburiyetlerimiz vardı. Atatürk Kurtuluş Savaşının kurmay kadrosunun içinde istiklale tam hassasiyeti olan en keskin iradeyi temsil etmiştir. Tam istiklal hassasiyetinin son yeri Montrö sözleşmesindir. Montrö sözleşmesinde devletimizin eli kuvvetli olsun diye Montrö sözleşmesi imzalanır imzalanmaz Ayasofya’yı cami diye kayıtlamış bir iradenin temsilcisidir Mustafa Kemal Atatürk.

Kendi milletimize karşı sorumluklarımız vardır bizim. Bu sorumluluklarla ilgili mahcubiyet duymamız gereken işlerin en büyüğünden bizi kurtaranlara şükran olmak lazım. Bugün Ayasofya bizim tarihe karşı sorumluluğumuzun üçüncü melhalesiydi. Bizi kurtuluş savaşından kurtaran kurmay kadrosuna, Mustafa Kemal Atatürk başta şükran hislerini ifade ederek bunları yapmak zorundayız. Şayet Kurtuluş Savaşı verilememiş olsaydı bugün sadece Ayasofya’ya biletle girmekten değil İstanbul’a biletle girmekten muzdarip olacaktık.

Tarihi, tarihi şahsiyetler üzerinden milletinize kavga ettireceğiniz bir alanlar değildir. Tarihi şahsiyetler üzerinden milletinize kuvvet devşireceğiniz alanlardır. Biz Ayasofya meselesi çözülürken bu iradeyi gösterenlere teşekkürlerimizi borç biliyoruz.  

Yarın Ayasofya Camii’ndeki Cuma namazına, partimizi ve korona testi sebebiyle tedbiren katılamayan Genel Başkanımızı temsilen TBMM Grup Başkanımız Orhan Çakırlar ve Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ile birlikte katılacağız. Kendimiz, partimiz, tarihimiz, İstanbul'u fetheden Fatih, Fatih'in şanlı ordusu, İstanbul'u ve Ayasofya'yı beş yıllık İngiliz işgalinden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadelenin kahramanları için, inşallah biz de orada olacağız.

Biz iktidardaki arkadaşlarımıza ceddimize karşı verdikleri sözü niye tutuyorlar diye kızmıyoruz. Allah’a ve millete verdikleri sözleri niye tutmuyorlar diye kızıyoruz. Bizim üzerimize borç olan İstanbul’u bize hediye eden ruhun devleti yönetmesini sağlamak. Ayasofya’yı açıyorsanız Ayasofya’nın ruhu, ciddiyet, devlet sorumluluğu yeniden gelsin ve devletimizin başına taç olsun.  

İstanbul’u yalana, talana, harama teslim ettikten sonra açtığınız şeylerin bina olduğunu unutmamak zorundayız. Bugün bize ümit bağlayan herkese karşı vazifemiz Ayasofya’nın açıldığı zamanki devlet yönetme maharetinin, ruhunun bugünkü siyasi kadro tarafından yeniden taşıyabilmek mesuliyetidir.

 

KADIN CİNAYETLERİNE İLİŞKİN SİYASET MEKANİZMASININ VE SİVİL TOPLUMUN ATACAĞI HER MÜSPET ADIMIN DESTEKÇİSİ OLACAĞIMIZI BEYAN VE TAAHHÜT EDİYORUZ.

Memleketimizde son zamanlarda artan kadın cinayetlerinin milletimizin her ferdini derinden sarsacak derecedeartmış olması, yöneticilerimizin rutin taziye cümleleriyle geçiştirilemeyecek hadde ulaşmıştır.Türkler devleti baba, vatanı ana bilmişlerdir. Vatan bildiğimiz toprakları ana bilmek ana bildiklerimizin huzurla yaşadığı yeri vatan bilmek gibi bir mesuliyet bizim siyasi sorumluluğumuzun çerçevesini oluşturmuştur. Devletin babalık vazifesi hanımların içinde huzurla güvenle yaşayacağı siyasal, sosyal, iktisadi şartları oluşturmaktır. Oluşan şiddet eğilimlerinin bütün enstrümanları ile bir eğitim meselesi olduğunu kabul etmek, meselelerini kavga etmeden çözmeyi bu millete öğretmesi gerekmektedir.  

Bu hususta, aileyi, toplumu, eğitimi, mahalleyi, dizi ve filmleri, sosyal medyayı da kapsayan çok yönlü bir sorumluluk ve çalışma alanı elzemdir.Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır. Bu hayati ve acil gündeme ilişkin siyaset mekanizmasının ve sivil toplumun atacağı her müspet adımın destekçisi olacağımızı beyan ve taahhüt ediyoruz. Milletimizi de başta kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet olmak üzere, şiddetin her türlüsüne karşı mücadelede duyarlı olmaya davet ediyoruz.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİNİN 2 YILLIK KARNESİNİN EN ZAYIF TARAFI EKONOMİ OLMUŞTUR.

Sayın Cumhurbaşkanının iki gün önce, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sisteminin 2 yıllık karnesini değerlendirdiği toplantının, en zayıf alanı ekonomikısmı oluşturmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı iki yılını değerlendirdi, değerlendirmesi icraatın içinden gibiydi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin performansından bahisle hangi kalemlerde harcama yapılıp, hangi eserlerin vücut bulduğundan bahsederek cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ne kadar iyi olduğundan bahsetti. 

Biz iyi parti olarak sonuçları üzerinden bir muhasebe alanının açılması gerektiğini düşünüyoruz. İktidar sebepleri konuştu, biz sonuçları konuşacağız.

Milletimizi direk ilgilendiren ekonomi alanının karnesi şu şekildedir:

·         İkinci Dünya savaşı yılları hariç, Türkiye’nin ekonomik büyüme ortalaması %5,5 iken Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi ile birlikte büyüme ortalaması %1,7’ye gerilemiştir.

·         Ne yazık ki Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde GSYH Dolar bazında her yıl azalarak, 2017 yılında 852 Milyar Dolar olan GSYH’miz, 2019 yılında 754 Milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılında ise 693 Milyar Dolar olarak tahmin edilmektedir.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi ile birlikte toplam milli gelir sıralamasında dünyada 19. sıraya gerileyerek, 2002 yılındaki dünya sıralamasına tekrar geri dönmüş olduk.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde Türkiye'nin dünya ekonomisinden aldığı pay, %0,86 ile 1980 yılındaki aynı seviyeye gerilemiştir.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi ile birlikte kişi başına düşen milli gelir 9.117 dolara gerilemiştir. Dünya ortalaması ise 11.320 dolardır. 2023 hedefimiz ise 25 bin dolardı. Böylece hedeflerimizden ne derece uzaklaştığımız da aşikârdır.

·         Kişi başına düşen milli gelir sıralamamız, dünya sıralamasında 10 basamak gerileyerek dünyada 68. OECD ülkeleri arasında ise 34. sıraya geriledi.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltememiştir. Nüfusumuzun en zengin %20’lik kesimi toplam gelirimizin neredeyse yarısını elde ederken, en fakir %20’lik kesimi ise toplam gelirin %6’sını elde etmektedir.

·         Gelir dağılımındaki adaletsizlik, banka mevduatlarına da yansımış durumdadır. Türkiye’deki bankaların toplam mevduatının %54’ü; 264 bin, milyoner mudiye aittir. Bu durum 264 bin mudinin toplam mevduatının, 82 milyonun mevduat toplamından fazla olduğu anlamına gelmektedir. Bu rakamlar, aynı zamanda gelir dağılımındaki adaletsizliği açıkça göstermektedir.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde yeni istihdam alanları oluşturulamadığı için işsiz sayısı 2,5 milyon artarak 8 milyon 358 bin kişiye yükselmiştir. 

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde gerçek işsizlik oranı %23,1’e, genç işsizlik oranı da %25’e yükselmiştir.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde dünyada enflasyon düşerken Türkiye’de tam aksine yükselmiştir. Türkiye’de tekrar çift haneli enflasyon dönemi maalesef tekrar başlamıştır. (Aynı dönemde gelişmiş ülkelerde yıllık enflasyon %0,4’e, gelişmekte olan ülkelerde ise %4,2’ye geriledi. ABD'de enflasyon oranı yüzde 0,1, Avrupa'da yüzde 0,3 oldu. Ülkemizde ise şu anki enflasyon oranı %12,62’dir.)

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde Türk Lirası, dolar karşısında %87 değer kaybetmiştir. Dolar kuru, 3,65 seviyesinden 6,86 seviyesine yükselmiştir.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde TL’ye olan güven azaldı. 2018 yılından bu yana yurt içinde yerleşiklerin yabancı para mevduatı 50 milyar dolar artarak 201 milyar dolara yükseldi. Yurt içindeki yerleşikler, mevduatının yarısını yabancı para cinsinde tutmaktadır.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde Merkez Bankası’nın rezervleri eritilerek, swap hariç net rezerv eksiye düşmüştür.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde yabancı yatırımcının hisse ve Devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) satışları her yıl artarak devam etti. Toplam 15,5 milyar dolar döviz çıkışı yaşandı.

·         5 yıllık CDS primi 479’a yükseldi.

·         2020 Mayıs ayı itibariyle merkezi yönetim iç borç stoku 1 Trilyon 110 milyar TL’ye yükseldi.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemine geçildiği tarihten itibaren Kamu Borç Stoku ikiye katlandı.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi ile birlikte her 18 yaşından büyük iki kişiden birinin bireysel kredi borcu mevcuttur. 2020 Nisan ayında 920 bin kişi ilk defa ihtiyaç kredisi kullanırken toplam bireysel kredi kullanan kişi sayısı 32.4 milyon kişiye yükseldi. 32.4 milyon vatandaşın bireysel kredi borcu toplamı 663 milyar TL’ye ulaşmıştır.

·         26 milyon vatandaşın toplam 115,1 milyar TL kredi kartı borcu vardır. Takibe düşen toplam kredi tutarı 143 milyar TL’dir. 3 milyon 598 bin kişi tüketici kredi borcunu ve/veya bireysel kredi kartı borcunu ödeyemeyip takibe düşmüş durumdadır.

·         Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi döneminde kurum ve kişilerin bankalara olan borcu 1 trilyon 198 milyar TL artarak, bankalara olan toplam borç 3 trilyon 258 milyar TL ye yükseldi.

·         ‘‘Faiz Lobisi’’ ile etkin mücadele edileceği söylemleri ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi ile birlikte bütçeden yapılan faiz harcamaları 2,5 kat arttı.

·         Koronavirüs salgını döneminde, sosyal koruma kalkanı kapsamında ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 20,4 milyar TL ödeme yapılırken, aynı dönemde bütçeden ‘‘Faiz Lobisine” 65 milyar TL ödeme yapılmıştır. 2020 yılı bütçesinde sosyal yardımlara 69,5 milyar TL kaynak ayrılırken faiz ödemesi için 138 Milyar TL kaynak ayrılmıştır. Bu tutar Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz ödemesidir. 2020 yılı bütçesi bir faiz bütçesi hâline gelmiştir.

Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sisteminin ekonomik karnesi tam anlamıyla fecaattir. Çare, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdir. Çare, “İYİ”lerin iktidarındadır…

TÜVTÜRK’ÜN ASTRONOMİK ARAÇ MUAYENE ÜCRETLERİNE ACİLEN MÜDAHALE EDİLMELİDİR!

Araç muayenesi, yola elverişlilik muayenesi, tadilat sonrası muayene, zorunlu muayene, egzoz gazı emisyon ölçümü ve tespiti gibi aslında can ve mal güvenliğimiz için önemli bir hususta sorumlu olan Tüvtürk, tüm bu işlemleri 10 dakika gibi sembolik sürelerde yaparken buna mukabil sembolik ücretler değil de 400 TL, 500 TL lira gibi astronomik ücretler almaktadır. Onarım ve tamirat yapmadan bu derece bir yüksek fiyat dayatılması ise haksız ve mesnetsiz bir kazançtır. Milletimiz darboğazdadır. Yazıktır. Yıllık enflasyonun %12 olarak açıklandığı ülkemizde, araç muayene ücretlerine %22,5 ücret artışı yapmanın hukuki ve ahlâki gerekçeleri nelerdir?

Tüvtürk’te yaşanan yüksek ücret krizi ve bu Deli Dumrul anlayışı, yetkililerce acilen çözüme kavuşturulmalıdır. Özelleştirme kapsamında kamunun elinden çıkan her kurum gibi Tüvtürk’ün de gerek hizmet kalitesi gerekse de ücret politikası bakımından takibinin ve denetiminin yapılması gerekmektedir. Devletin bir yeri özelleştirmesi, mesuliyetini de tamamıyla devrettiği anlamına gelmez. Doğabilecek her türlü mağduriyetin önüne geçmek, hâlihazırda doğmuş olan mağduriyetleri de ortadan kaldırmak devletin görevidir. Vatandaşlarımızı, birtakım çıkar odaklarının kâr marjına kurban etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
İstanbul Sözleşmesi, Kadın Cinayetleri ve İzmir'de Kadına Yönelik Polis ŞiddetiÖnceki Haber

İstanbul Sözleşmesi, Kadın Cinayetleri v...

Karataş'ta kurulmak istenen balık çiftliği için soru önergesi verildiSonraki Haber

Karataş'ta kurulmak istenen balık çiftli...

Başka haber bulunmuyor!