OTOMOBİL SEKTÖRÜMÜZ CANLANMALI
Okurum e posta atıp sormuş: “Bizim ülkemizde son yıllarda TOG isminde çok güzel bir otomobil üretildi. Fakat henüz biz bu sektörde öncü değiliz. Almanya da, yenilikçi mühendisliği ve sağlamlıklarıyla bilinen çok sayıda ikonik otomobil markasının anavatanı. Bildiğim bu ülkenin çıkardığı başlıca araba markaları şunlardır: Mercedes-Benz, BMW, Volkswagen, Audi, Porsche, Opel, Maybach, Smart gibi. Bu benim bildiğim. Diğer ülkelerde bu sektörde hızla koşuyor. Biz neden hızlanamıyoruz? Niçin TOG’U üretebiliyoruz da, yeni nesil yepyeni markalar ile piyasaya pazara giremiyoruz? Bizim sanayici ve bu işle uğraşanlarımız neden bu işe sönük bakıyor, ne yapmak lazım? Niye biz tek araç markası ile kalıyoruz?”
****
Çok haklı ve rasyonel bir noktaya parmak basmışsınız.
Saydığınız markalar (Mercedes, BMW, Porsche...) dünya otomotiv endüstrisinin 100 yılı aşkın süredir devleri.
Togg ile bu lige adım atmış olmak çok değerli bir başarı olsa da, neden arkasından ikinci, üçüncü küresel markaların gelmediği ya da sanayicimizin bu konuya neden daha mesafeli durduğu sorusu tamamen ekonomik, teknolojik ve stratejik gerçeklere dayanıyor.
Bu durumu ve "Niye tek araçla kalıyoruz?" sorusunun yanıtlarını birkaç temel başlıkta inceleyebilirim:
1. Otomotiv Sektörünün Değişen Doğası ve "Maliyet" Duvarı
Eskiden yeni bir otomobil markası kurmak motor, şasi ve kaporta üretmekten ibaretti. Bugün ise bir otomobil üretmek, aslında tekerlekli bir süper bilgisayar üretmek anlamına geliyor.
- Milyar Dolarlık Yatırımlar: Yeni sıfırdan bir otomobil markası yaratmak ve onun Ar-Ge'sini (Araştırma-Geliştirme), fabrikasını, tedarik zincirini kurmak milyarlarca dolarlık devasa bir sermaye gerektirir.
- Ölçek Ekonomisi: Sektörde kâr edebilmek için yılda yüz binlerce, hatta milyonlarca araç satmanız gerekir. Togg, devletin ve ülkenin en büyük holdinglerinin (Anadolu Grubu, BMC, Turkcell, Vestel, Tosyalı) güç birliği yapmasıyla (ortak girişim grubu) ancak hayata geçirilebildiği bir ekosistem projesidir. Tek bir sanayicinin bu riski tek başına üstlenmesi finansal olarak neredeyse imkânsızdır.
2. Türk Sanayicisi Aslında Sönük Değil, Sadece "Farklı Bir Rolde" Güçlü
"Biz neden hızlanamıyoruz?" diye düşünürken gözden kaçırdığımız çok önemli bir veri var: Türkiye aslında devasa bir otomotiv ülkesidir.
- Türkiye, Ford, Fiat (Tofaş), Hyundai, Toyota ve Renault gibi dünya devlerinin en büyük üretim üslerinden biridir.
- Türkiye otomotiv sanayisi, 2025 yılını 41,5 milyar dolar gibi rekor bir ihracatla kapatarak ülkemizin ihracat lideri olmuştur.
- Sanayicimiz kendi markasını üretmek yerine, küresel markaların tedarik zincirine girmeyi, onlara parça üretmeyi veya buradaki fabrikalarında ortak üretim yapmayı daha az riskli ve daha sürdürülebilir bir iş modeli olarak görmektedir. Yani sanayicimiz sönük değil, garantici ve ticari gerçeklere göre hareket ediyor.
3. Alman Markaları Neden Çok? (Tarihsel Avantaj)
Almanya örneğini verdiniz; Mercedes, BMW, Audi, Volkswagen... Bu markaların neredeyse tamamı 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında, yani otomobil dünyasının emekleme döneminde kuruldu. O dönemde rekabet bugünkü gibi küresel değildi ve pazar bomboştu. Almanya bu markaları 100 yılı aşkın bir süredir büyütüyor, mühendislik kültürünü nesilden nesile aktarıyor. Bugün sıfırdan gelip bu devlerin karşısına 4-5 farklı yeni Türk markasıyla çıkmak, rüzgâra karşı koşmak gibidir.
4. Yeni Nesil Dünyada Strateji: Tek ve Güçlü Olmak
Bugün dünyada da artık her ülkeden onlarca yeni marka çıkmıyor. Hatta tam tersi, dev markalar hayatta kalabilmek için birleşiyor (Örn: Fiat, Peugeot, Citroen, Chrysler birleşerek Stellantis grubunu oluşturdu).
Çin bu konuda bir istisna (BYD, Geely vb.) çünkü arkalarında devasa bir devlet sübvansiyonu ve dünyanın en büyük iç pazarı var. Türkiye gibi pazarlarda ise kaynakları bölmek yerine, Togg gibi tek bir markaya odaklanıp onu küreselleştirmek çok daha mantıklı bir stratejidir. Togg, 2025'in sonlarında Almanya pazarına açıldı ve 2026 itibarıyla Fransa, İspanya, İtalya gibi Avrupa pazarlarına yayılmayı hedefliyor. Önce bu markanın rüştünü dünyada ispatlaması, kâr etmesi ve arkasından yan sanayiyi de yanına çekerek büyümesi gerekiyor.
Ne Yapmak Lazım?
Tek araç markasıyla kalmamak ya da bu sektörde gerçekten öncü olmak istiyorsak, klasik otomobil üretme fikrinden sıyrılmalıyız. Gelecek, sac parçasında değil, teknolojide.
- Yazılım ve Batarya Teknolojilerine Odaklanmak: Otomobilin kaportasını üretmektense, içindeki otonom (sürücüsüz) yazılımı, yapay zekayı ve bataryayı üreten şirketler kurmalıyız.
- Mobilite Girişimlerini Desteklemek: Büyük, hantal fabrikalar kurmak yerine mikro mobilite (elektrikli scooter, şehir içi küçük teslimat araçları, dronlar) alanında dünya markaları çıkarmaya odaklanabiliriz.
- Girişim Sermayesi: Sanayicilerimizin "Araba fabrikası kurayım" riskine girmesini beklemek yerine, teknoloji odaklı mobilite start-up'larına fon sağlamalarını teşvik edecek mekanizmalar kurulmalıdır.
Özetle; Togg'un tek olması bir başarısızlık değil, kaynaklarımızı doğru ve odaklanmış bir şekilde kullanma stratejisidir. Önemli olan nicelik (marka sayısı) değil, nitelik (küresel pazardaki payımız) ve ürettiğimiz teknolojinin yerlilik oranıdır.
Mesela, Togg'un ardından ikinci bir yerli marka denemesi yapılacaksa, bu binek bir araç mı olmalı, yoksa ticari/lojistik odaklı bir araç mı?
Ben her ikisi de derim, Aslında en stratejik ve ayakları yere basan yaklaşım da tam olarak budur: "Sepeti tek bir yumurtayla doldurmamak."
Hem binek hem de ticari pazara eş zamanlı ya da paralel odaklanmak, Türkiye’nin mevcut sanayi genetiğine de en uygun senaryodur. Çünkü her iki alanın da kendine has devasa avantajları ve pazar dinamikleri var.
Eğer Türkiye ikinci ve üçüncü markalarını çıkaracaksa, bu iki kulvarda işler şöyle yürüyebilir:
1. Ticari ve Lojistik Kanadı: Gizli Devlerimiz Zaten Yolda
Ticari araç sektörü, Türkiye’nin dünyada en iddialı olduğu, tabiri caizse "ezbere bildiği" alandır. Hatırlarsanız az önce sanayicimizin tecrübesinden bahsetmiştik. İşte bu tecrübe ticari araçta zaten yeni markalar doğurmaya başladı bile!
- Karsan Örneği: Belki binek araç gibi her gün televizyonlarda görmüyoruz ama Karsan, tamamen kendi mühendisliğiyle ürettiği elektrikli ve otonom (sürücüsüz) otobüs/minibüsleriyle (e-JEST ve e-ATAK) şu an Avrupa pazarını sallıyor. Karsan, Avrupa'da kendi segmentinde liderliğe oynuyor ve otonom araçlarını Amerika'ya, Dünya Kupası organizasyonlarına kadar ihraç ediyor.
- E-Ticaret ve Lojistik Fırsatı: Dünyada Amazon, DHL, FedEx gibi devler ile Türkiye'deki Trendyol, Hepsiburada, Aras Kargo gibi lojistik ağları hızla karbon nötr (çevreci) araçlara geçmek zorunda. Şehir içi teslimat yapacak elektrikli hafif ticari araçlar (kargo vanları) üretmek, binek araç üretmekten çok daha kârlıdır. Çünkü bu araçları alanlar konfora veya tasarıma değil; maliyete, dayanıklılığa ve batarya ömrüne bakar. Türk sanayisi bu "mantık" araçlarını üretmede bir dünya markası olabilir.
2. Binek Kanadı: Büyük Devlerin Yanına "Mikro" ve Şehir İçi Alternatifler
Togg, binek araçta SUV ve Sedan segmentiyle (C segmenti) lüks ve orta-üst sınıfa hitap eden, teknolojisi yüksek büyük bir adım attı. Ancak binek pazarda ikinci bir marka çıkaracaksak, Togg'un alanına girip onunla rekabet etmek yerine pazardaki boşlukları doldurmalıyız.
- Mikro Mobilite ve Şehir İçi Araçlar: Bugün büyükşehirlerde trafik ve park sorunu malum. İnsanlar artık işe gidip gelmek için devasa SUV'lar yerine Citroen Ami veya XEV Yoyo gibi küçük, pratik elektrikli araçları tercih ediyor.
- Amperino Girişimi: Mesela Türkiye'de Bursa merkezli olarak tamamen yerli mühendislikle geliştirilen Amperino adında bir proje var. 3 kişilik, şehir içi kullanıma uygun, gençlerin de rahatça erişebileceği, tasarımı ve yazılımı yerli bir mikro elektrikli araç projesi. Seri üretim aşamasına getirilmeye çalışılan bu tarz "niş" projeler, binek sektördeki ikinci, üçüncü markalarımız olabilir.
Özetleyecek olursam; İdeal Formül Ne Olmalı?
Türkiye olarak küresel kurtlar sofrasında yer kapmak istiyorsak stratejimiz şu olmalı:
Kulvar | Strateji | Hedef Kitle |
|---|---|---|
Togg (Mevcut) | Premium, akıllı, geniş aile ve prestij aracı | Global binek otomobil pazarı |
Ticari (Gelecek) | Elektrikli kargo vanları, otonom otobüs ve kamyonlar | Küresel lojistik şirketleri ve belediyeler |
Binek / Mikro (Gelecek) | Uygun fiyatlı, şehir içi 2-3 kişilik mini elektrikli araçlar | Gençler, şehir içi işe gidip gelenler ve araç paylaşım şirketleri |
Böyle bir çeşitlilik sağladığımızda, sadece "tek bir otomobil markası olan ülke" olmaktan çıkar; dünyanın yeni nesil mobilite üssü haline geliriz. Sanayicimizin de duymak ve yatırım yapmak istediği, riski bölünmüş mantıklı plan tam olarak budur.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















