COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ
MERSİN TABİP ODASI: COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ VE TEDBİRLER ACİLEN ARTTIRILMALIDIR!

Geçtiğimiz gün toplanan Bakanlar Kurulu pandemi ile ilgili yeni önlemler açıkladı ve biz sağlık çalışanları olarak yeni bir hayal kırıklığı yaşadık. Hükümet salgın yerine algı yönetiminde kararlı olduğunu ve vatandaşları korumaktan ziyade “sürü bağışıklığını” hedeflediğini çok açık şekilde ortaya koymuştur. Oysa son dönemde salgınla mücadelede yaşananlar işimizi bu şekilde gidişatına bırakmanın ne denli tehlikeli olduğunu göstermektedir.

COVID-19 pandemisi Türkiye’de ilk vakayı takiben hızla yükselip pik yaptığı Mart-Nisan 2020 dönemine göre bugün daha zor ve yaşantımızı tehdit eden bir döneme girmiş bulunmaktadır. Bu durum doğru karar verme, doğru yöntem uygulamanın önemini çok daha yaşamsal yapmaktadır. Ancak en az bunlar kadar önemli olan bir şey de zamanlamadır, vakti geçmiş ve uygulanmamış kararların bir değeri olmayacaktır.

Sağlık Bakanlığı’nın güvenilirliği kamuoyunca tartışılan verilerinin bile gösterdiği gerçek şudur:

 • Salgın şu anda bütün Türkiye’ye yayılmış ve kontrolden çıkmıştır.

• Sağlık Bakanlığı’nın pandemi sürecini şeffaf bir biçimde yönetmemesi yüzünden gerçek olgu ve ölüm sayıları konusunda yeterli bilgimiz yoktur.

• Ancak bilim insanlarının saha gözlemleri ve çeşitli kaynaklara dayanarak yaptığı tahminler, bugünlerde salgın eğrisinin ilk tepe noktasına ulaştığı Nisan ayından daha fazla olgu sayısıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

• Entübe edilen hasta ve ağır hasta sayısındaki artışta özellikle Ekim ayının üçüncü haftasından sonra gözlenen yükselme eğilimi endişe vericidir. Ölüm sayılarındaki artış da endişe vermektedir.

Geldiğimiz noktada Mersin’de günlük pozitif vaka sayısı 700’ün üzerindedir. Ambulanslar olguları taşımakta zorlanmaktadır. Hastanelerde mevcut servisler, yoğun bakımlar tam kapasite ile çalışmasına karşın yeni COVID19 servisleri ve yoğun bakımlar açılması planlanıyor. Sadece COVID-19 hastaları değil, diğer hastalar da servis, yoğun bakım sıkıntısı yüzünden kamusal sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük çekiyor.

Hızlı tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığı birçok hastalığın taraması yapılamıyor. İlçe Sağlık Müdürlükleri’nin ve TSM’lerin üzerine yıkılmış olan filyasyon çalışmalarında olgulara yetişilemiyor. Aile hekimleri de isyan halinde. Giderek artan sayıda pozitif ve temaslı olgu izlemine yetişemiyorlar.

Salgının kontrolden çıktığı bir dönemde artık maske, mesafe, hijyen demenin bu sorunu çözmediğini anlamalıyız. Salgınla mücadelenin sorumluluğu yalnızca yurttaşa, bireye indirgeyerek bu sorunla baş edilemez. Sağlık sistemimizi çok zorlayan bir noktadayız. Salgının böyle devam etmesi, hasta sayılarının böyle artması durumunda hiçbir sağlık sisteminin yeterli olamayacağı, çökeceği göz önüne alınmalıdır.

Bu amaçla: 1) Genelde Türkiye, özel olarak Mersin’e ait tüm veriler kamuoyu ile şeffaf ve ayrıntılı biçimde paylaşılmalıdır. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulları etkinleştirilmeli ve ile özel önlemler almalıdır. Uzun süredir toplanmayan İl Pandemi Kurulu da acilen toplanmalıdır.

2) Bu verilerin ışığında olgu artışını engellemeye yönelik epidemiyolojik çalışmalarla gerekli tedbirler bir an önce alınmalı ve ilk adım olarak “toplumsal hareketlilik” derhal en etkin biçimde kısıtlanmalıdır. Sahadan alınan verilerin ışığında yapılacak kısıtlama temel, zorunlu ve acil hizmet üreten sektörler dışında çalışma hayatının durdurulması da olmak üzere virüsün yayılmasını azaltacak gerekli bütün önlemler hızla hayata geçirilmelidir. Alınacak önlemler en fazla zarar gören ve görecek dezavantajlı kesimlerin (çalışanlar/dar gelirli, işsiz, yoksullar, kadınlar, çocuklar, engelliler, 65 yaş üstü, sığınmacılar vd) korunmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının oluşturulmasıyla birlikte/eş zamanlı yürürlüğe konmalı ve denetlenmelidir.

3) Salgın mücadelesinde koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracak şekilde organizasyon gerçekleştirilmelidir. Filyasyon çalışmaları epidemiyoloji bilimi ışığında gerçekleştirilmelidir. Bu mücadelede kamunun diğer kaynaklarının da (araç, personel) etkin kullanımı sağlanmalıdır.

4) Salgınla mücadele edebilmek için daha çok merkezde, daha çok sayıda test yapılmalı; pozitif vakaların erken tanınması, etkin biçimde izole edilmesi, temaslıların karantinaya alınması sağlanmalıdır.

5) Hastanede tedavisi gerekmeyen kişilerin izolasyon ve takibi için kullanıma uygun kamu pansiyon, yurt vb. ortamlar ayarlanmalı, bu konuda yerel yönetimlerle iş birliğine gidilmeli, hane içi yayılımın önüne geçilmelidir.

 6) Salgın ile mücadelede tüm olanaklar toplum sağlığı yararına kullanılmalı, kamu sağlık kurumlarının ihtiyaca cevap veremediği her durumda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır.

7) COVID-19 dışı hastaların aylardır ertelemek zorunda kaldıkları sağlık sorunları ve bu konuda yaşanan sorunlar dikkate alınarak “pandemi dışı hastaneler” belirlenmeli, pandemi dışı sağlık sorunları için başvurulabilecek güvenli alanlar yaratılmalıdır.

8) Sağlık çalışanları yorgundur. Salgın ile en önde, özveri ile mücadele eden sağlık çalışanlarını korumayı öncelemeyen hiçbir ülke salgınla baş edemez. Salgının başından beri yöneticiler tarafından yapılan eşit ve adil olmayan görev dağılımı, eşitsiz ek ödemeler, sosyal ve ekonomik kısıtlılıkların yanında bir de her gün meslektaşlarının ölümüyle moral ve motivasyonu bozulan sağlık çalışanları tükenmiştir. Nitelikli ve yeterli koruyucu ekipmana ulaşmakta zorlanan, gelecek kaygısı taşıyan sağlık çalışanları büyük sıkıntılar yaşamalarına karşın özveri ile çalışmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve özlük hakları hızla düzeltilmelidir. Pandemide 12--14 kat daha yüksek bulaş riski taşıyan, hastalanan ve şimdiye kadar 160’dan fazla kayıp veren sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve bu olayın “MESLEK HASTALIĞI” olarak yasalarda yer alması sağlanmalıdır.

 Mersin Tabip Odası olarak hem hekim hem yurttaş kimliğimizle, toplum sağlığını en yüksek “ulusal çıkar” ve insani değer olarak görüyoruz. Nihayetinde acilen aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık, salgın mücadelesini bütüncül olarak ele alan yeni bir salgın politikası oluşturulmasını, geciktirilmemesi gereken, ertelenemez bir görev olarak tespit ediyoruz.  Yetkilileri ivedi olarak önlem almaya, sorumluluklarına uygun adımlar atmaya, başta siyasi partiler, milletvekilleri olmak üzere bütün Mersin örgütlü yapılarını (meslek örgütü, sendika, dernek vb) yetkililer üzerinde basınç oluşturmaya, girişimde bulunmaya, çağırıyoruz.

25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele gününe yaklaştığımız bugün, Samsun'da görevi başında öldürülen Dr. Aynur Dağdemir'in de 5. ölüm yıldönümü.  Kadına yönelik şiddet ve sağlıkta şiddetin kesiştiği tipik bir örnek olan bu cinayeti de bu vesileyle kınıyor ve devleti bu konularda önlem almaya, yasaları uygulamaya çağırıyor, İstanbul sözleşmesinden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

MERSİN TABİP ODASI YÖNETİM KURULU


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
ANTALYA ÜRETİCİSİNE NEDEN AFET YARDIMI YAPILMADI?Önceki Haber

ANTALYA ÜRETİCİSİNE NEDEN AFET YARDIMI Y...

'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe maruz kalabilir'Sonraki Haber

'İnsanlar gen teknolojisiyle değişikliğe...

Başka haber bulunmuyor!