haberanaliz
Gören VAR

Gören VAR

Mail: gorenvar@gmail.com

24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI HAKKINDA

Bilindiği üzere 24 Temmuz 1908 tarihi basından sansürün kaldırıldığı tarihtir. Bu tarihte gazeteler ilk kez sansürsüz olarak yayınlanmaya başlamıştır. Günümüzde ise artık basın, çağdaş ve demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri, haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olmuştur.

Ancak gerçek yaşama baktığımız zaman Gazeteciler yazdıkları ve söyledikleri nedeniyle halen ağır cezalar almakta ve hapishanelerde çile doldurmaktadırlar.

Basın özgürlüğü çok büyük tartışma meselesidir. 2025 itibarıyla 180 ülke arasında 159. sıraya düştük. Basın özgürlüğü, haber, fikir ve düşüncelerin gazete, dergi, televizyon ve internet gibi kitle iletişim araçlarıyla sansürsüz ve baskı altında kalmadan serbestçe toplanabilmesi, yorumlanabilmesi ve halka dağıtılabilmesidir.

Demokratik bir toplumda basın, bireylerin olayları ve gerçekleri öğrenme, tartışma ve denetim mekanizması oluşturma hakkının en büyük aracıdır.

Basının "gerçekleri yansıtma" ve "toplumu aydınlatma" görevi vardır. Temel amacı, halkın tarafsız bilgiye ulaşmasını sağlamak ve kamuoyunu aydınlatmak olan BASIN mensupları, yazdıkları ve çizdikleri nedeniyle ağır cezalar ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

Bu günü barışla, sevgi ile huzur ile mutluluk ile aç kalmadan, işsiz kalmadan kutlayabilmek meslekte saygınlığı arttırmak için bu satırları yazıyorum.

24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü (Basın Bayramı), basın tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olsa da günümüzde basın mensuplarının karşı karşıya kaldığı mesleki, hukuki ve ekonomik sorunlar nedeniyle maalesef kutlamadan ziyade bir değerlendirme ve mücadele günü olarak anılmaktadır.

Gazetecilerin sansür, baskı, soruşturma, işsizlik ve güvencesizlik kaygısı duymadan görevlerini yapabilmeleri ve mesleki saygınlığın yeniden tesis edilebilmesi için çok boyutlu adımların atılması gerekmektedir. Öncelikle Hukuki Güvence ve Yargı Bağımsızlığının Sağlanması lazım. Bu itibarla İfade Özgürlüğünün Anayasal Güvenceye Alınması, Gazetecilerin haberleri, eleştirileri veya köşe yazıları nedeniyle yargılanmasının önüne geçilmelidir. Eleştiri ile suç övme/hakaret arasındaki sınırların evrensel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi gerekir. Ayrıca Tutuksuz Yargılama Esası, Gazetecilerin düşünce ve ifadelerinden dolayı cezaevinde tutuklu yargılanması uygulamasına son verilmeli, ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal baskı kaldırılmalıdır.

Öte yandan Basın Yasasının Reformu, Basın Kanunu ve internet haberciliği ile ilgili mevzuat, uluslararası basın özgürlüğü standartlarına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ilkelerine uyumlu hale getirilmelidir.

Diğer taraftan, Ekonomik Bağımsızlık ve İş Güvencesi çok önemlidir. Sendikalaşma ve Örgütlenme Hakkı,  Basın çalışanlarının sendikal hakları garanti altına alınmalı, toplu iş sözleşmesi hakları etkinleştirilmelidir. Düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve güvencesiz çalıştırmaya (telifli veya kayıtsız çalışma) karşı yasal denetimler artırılmalıdır. Bir başka can alıcı husus İlan ve Reklam Dağıtımında Adalettir. Basın İlan Kurumu (BİK) ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi düzenleyici kurumların ceza ve ilan kesme yetkilerini tarafsız, objektif ve şeffaf kriterlerle kullanması sağlanmalıdır. Ekonomik ambargoların bir sansür aracı olarak kullanılması engellenmelidir.

Bir başka mesele ise, Etik ve Mesleki Standartların Güçlendirilmesidir. Tarafsızlık ve Doğruluk, Gazeteciliğin temel ilkesi olan halkın doğru haber alma hakkı her türlü siyasi ve ticari çıkarın üzerinde tutulmalıdır. Tık odaklı (clickbait) habercilik ve manipülatif içerik yerine nitelikli, araştırmacı gazetecilik desteklenmelidir. Yine Özdenetim Mekanizmaları harekete hızla geçmeli,  Medya kuruluşları ve gazeteci örgütleri, meslek ilkelerini ihlal eden tutumlara karşı kendi özdenetim mekanizmalarını (Basın Konseyi, Ombudsmanlık vb.) daha etkin çalıştırmalıdır.

Günümüz ortamında Dijital Medyada Hakların Korunması meselesi de çok büyük önem arz etmektedir.  İnternet Gazeteciliği Standardı, Geleneksel medyanın yanında dijital yayıncılık yapan basın mensuplarının da sarı basın kartı, özlük hakları ve telif hakları gibi konularda eşit imkânlara sahip olması sağlanmalıdır. Erişim Engellerine Karşı Güvence, Kamuyu ilgilendiren haberlere getirilen toptan erişim engelleri veya içerik çıkarma kararları kısıtlanmalı, sansür mekanizmalarına dönüştürülmesi önlenmelidir.

Öte yandan, Dayanışma ve Meslek Örgütlerinin Rolü önemlidir. Gazeteciler cemiyetleri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları parti ve ideoloji üstü bir duruş sergileyerek gazetecilerin haklarını ortak bir sesle savunmalıdır. Hak ihlallerine karşı ulusal ve uluslararası düzeyde dayanışma ağları güçlü tutulmalıdır. Basının "dördüncü kuvvet" olarak işlevini yerine getirebildiği, gazetecilerin işsizlik veya hapis korkusu yaşamadığı bir ortam; sadece gazeteciler için değil, şeffaf, hesap verebilir ve demokratik bir toplumun inşası için de en temel şarttır. Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin hakları konusunda yaşanan gerileme, sadece tıkandığımızı hissettirmekle kalmıyor; toplumun doğru bilgiye ulaşma, nefes alma ve sesini duyurma imkânlarını da her geçen gün daraltıyor. Sorunun bu kadar derinleştiği bir noktada "Peki biz ne yapabiliriz?" sorusu biz toplum için kritik bir eşiktir. Çünkü bu süreç sadece gazetecilerin değil, doğrudan yurttaşların ve toplumun tamamının mücadelesidir. Değişim ve mesleki saygınlığı geri kazanmak için hem bireysel hem toplumsal düzeyde atılabilecek somut adımlar var. Bağımsız ve Nitelikli Medyayı Desteklemek (Okur/İzleyici Gücü), Burada Finansal Destek çok önemli. Gelirini reklam baskısından ya da siyasi iktidarlardan almayan bağımsız medya mecralarına (abonelik, fonlama, Patreon vb. sistemlerle) mikro destekler vermek. Tık Tuzağına Düşmemek,  Yalan, abartılı, sırf etkileşim odaklı (clickbait) habercilik yapan kanalları ve siteleri takip etmeyip, araştırmacı ve doğruluk payı yüksek mecraları tercih ederek "iyi haberciliği" talep etmek gerekir.

Bunları yaparken, Bilgi Kirliliği ve Dezenformasyonla Mücadele Etmek önemlidir. Teyit Alışkanlığı Edinmek, Teyit.org, Doğruluk Payı gibi bağımsız teyit platformlarını etkin kullanmak; doğrulanmamış bilgiyi sosyal medyada yaymayarak manipülasyonların ve algı operasyonlarının parçası olmamak, Medya Okuryazarlığını Artırmak, Haberin dilini, kaynağını ve amacını sorgulayan bir okur bilinci geliştirmek ve bu bilinci çevremize yaymak gerikir.

Tekrar ediyorum, Gazetecilerle ve Meslek Örgütleriyle Dayanışma çok önemlidir. Hukuki ve Manevi Destek önemli. Yargılanan, tehdit edilen veya haksızlığa uğrayan gazetecilerin davalarını, raporlarını ve seslerini duyurmalarına kamuoyu desteği sağlamak çok çok önemlidir. Örgütlü Mücadeleyi Güçlendirmek lazım. Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın-İş gibi meslek örgütlerinin raporlarını takip etmek, bu kurumların ifade özgürlüğü kampanyalarına ses vermek gerekir.

Diğer taraftan Demokratik Hakları ve İfade Özgürlüğünü Savunmak,  Sandıkta ve Kamuoyunda Talep Etmek, Basın özgürlüğünü, yargı bağımsızlığını ve anayasal hakları siyasi tercihlerimizin ve taleplerimizin merkezine koymak, Özgür basının olmadığı bir ülkede ekonominin de adalet sisteminin de iyileşemeyeceğini unutmamak, İnsan hakları ve basın özgürlüğü alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına katılmak veya çalışmalarına destek olmak gerekir..

Özetleyecek olursam; Sansürün ve baskının panzehiri, toplumun "doğru haber alma hakkına" sahip çıkmasıdır. Basın tek başına bu yükü taşıyamaz; okur ve toplum arkasında durduğu sürece bağımsız gazetecilik yaşayabilir ve hak ettiği saygınlığı yeniden kazanabilir.

ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.

Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

#mustafagoktas