haberanaliz

Lütfü Türkkan: Evet doğrudur darbe var. Dolar darbesi var

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Lütfü Türkkan: Evet doğrudur darbe var. Dolar darbesi var
İYİ PARTİ GRUP BŞK.V. KOCAELİ MV. LÜTFÜ TÜRKKAN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI: Evet doğrudur darbe var. Dolar darbesi varDEDİ....İŞTE TAM METİN....

Bir darbe tartışmasıdır gidiyor.

Evet doğrudur darbe var. Dolar darbesi var.

Vatandaşa, üreticiye, sanayiciye, ticarete, üretmeyen tüketen, tükettiğini ithal eden Türkiye’nin tamamına bu hafta dolardan büyük bir darbe indi.

Dolar şu an 7 lira 20 kuruş.

Dolar neden 7 lira sınırını aştı?

ABD faizleri yükseltti, dolar yükseldi.

Faizleri düşürdü, dolar yine yükseldi. FED faizleri sıfıra getirdi, yükselmeye yine devam etti.

Salgında ABD ekonomisi sallanırken dolar yine yükseldi.

ABD trilyonlarca dolar bastı, bizde dolar yükselişini sürdürdü. Petrol fiyatı düştü, dolar yükseldi. 

Demek konu dış güçler, üst akıl, Batı’nın bizi kıskanması değilmiş.

Mesele şu; Türkiye artık tamamen sistemsel bir açmaza girdi.

Madem başkanlık sistemine geçtik.

Hani Türkiye’de ekonomik kriz olmayacaktı.

Hani dolar vatandaşın elinde patlayacaktı, o halde neden dolar hükumetin elinde patladı?

Hani Başkanlık sistemi geldiğinde ekonomi yükselişe geçecekti?

Hani 2023 yılında Dünyanın 10 büyük ekonomisi içine girecektik?

Oysa şu an bırakın 2023’ü 2013’ü bile mumla arıyoruz.

Neydi 2013’te milli gelirimiz? Tam 12 bin 500 dolardı.

2019 yılında kişi başı milli gelir 9 bin 127 dolara düştü.

Bugün ise milli gelirimiz ortalama 7 bin 200 dolar.

Esas korkunç olanı ise; herkesin bildiği bir gerçeğe göre Türkiye ekonomisi bu sene yüzde 5 küçülecek. Yani biraz daha fukaralaşacağız. Sene sonu milli gelirimiz 6 bin 848 dolar olacak. Bu da en iyi tahmine göre.

Başkanlık sistemi dediğimiz, ne olduğu belli olmayan, neresinden tutarsan tut elinde kalan bu ucube sistem, Türkiye’ye daha çok büyük bedeller ödetir.

Biz Ocak ayında Korona virüsüyle ilgili araştırma önergesi verdiğimizde, etkileri araştırılsın, önlemler alınsın dediğimizde iktidar ve ortağı bunu reddetmişlerdi.

O zaman bir asgari ücret 400 dolara tekabül ediyordu.

Korona virüsün ekonomik etkilerini seyretmekle yetinen ve sanal destek paketleri açıklayan iktidar yüzünden şimdi bir asgari ücret yaklaşık 320 dolar ediyor.

Asgari ücret üç ayda %20 eridi.

Ekonomimiz dolara hayati derecede bağlıyken doların 7 liranın üzerine çıkması ekonomimizi bitkisel hayata sokar. Artan maliyetler yüzünden üreticinin belini kırar, istihdamı düşürür, işsizliği daha da arttırır.

Yokluk ve fukaralığın yayılmasını hızlandırır. İnsanlar; açken, tenceresini kaynatmanın, faturasını ödemenin derdindeyken, ay sonunu nasıl getireceğim diye düşünürken, yolcu garantili otoyol ve köprülerin ve şehir hastanelerinin karın doyurmadığını çok iyi anlıyor. Artık iktidarın varlığı ve meşruiyeti sorgulanmaya başlanıyor.

İnsanlarımız bu gerçeği görmesin, Ak Parti iktidarını sorgulamasın diye hükumet vatandaşımızın milli ve manevi değerlerini sömürmekten başka bir çıkış göremiyor.

O yüzden sanki ezana, bayrağa tehdit varmış, sanki işgal altındaymışız gibi konuşup duruyorlar. Tüm dertleri gündem değiştirmek, düşman aramak.

Allaha şükürler olsun ki 780 bin kilometre kare vatan toprağında ezanlarımız susmuyor, al bayrağımız tüm asaletiyle dalgalanıyor.

Hükumet illa bir darbeci bulmak istiyorsa dönüp kendine bakmalıdır. İktidar, beceriksizliği yüzünden mutfaklara, cüzdanlara, evine ekmek parası bırakamayan eşlere, çocuklarına yok demek zorunda kalan babaların gururuna en büyük darbeyi indirmiştir.

İnsanımız göz yaşları içinde İş-Kur kuyruklarında hem iş arıyor, hem de çaresizlikten, belki bugün iş bulamam ama bir ekmek parası götürürüm diye, termosla çay satmak zorunda kalıyor. Nice evlerde eşler annelere 3 lira bırakabiliyor. O da ekmek parası.

Böyle bir Türkiye’de insanlıktan nasibini alan kimse yatağa tok giremez. Hele ki iktidar mensupları kendi halkı açken, iftar sofrasına utanmadan oturamaz.

Millet aç, millet işsiz, kredi kartı borcu, kredi borcu almış başını gidiyor.

Daha da kötüsü kıtlık tehlikesiyle baş başayız. Ülkeler sınırlarını kapatmış, buğdayını, arpasını kendisine saklarken, hükumet ithal edilen tarım ürünlerine ve yabancı çiftçilere gösterdiği hürmeti kendi çiftçisinden, milletin efendisi köylüden esirgedi. Hala da esirgemeye devam ediyor.

Dışarıdan aldığımız buğdayın tonuna 245 dolar öderken, hükumet düne kadar Türk çiftçisine 192 doları reva görüyordu.

Salgın döneminde her bir karış toprağı vatandaşımız eksin diyenler ithal edemeyecekleri gerçeğini gördükleri için buğdayda ton başına fiyatı 230 dolara çıkardılar.

Ancak hala Türk çiftçisi hükumetin gözünde yabancı çiftçiler kadar değer görmüyor. Görmediği gibi sulama, tohum, mazot, gübre fiyatları gibi artan masrafların altında ezilmeye devam ediyor.

Tarımsal üretimde açıklanan destek miktarları, destek olmaktan çok sadakadır. Hiçbir şekilde tarımsal üretime özendirecek cezbedici yanı yoktur.

Hükumet köylüyü toprağa küstürmüş, kaderine terk etmiştir.

Kendi köylüsünü, çiftçisini doyuramayan bir ülke milletini hiç doyuramaz.

Tarımdaki tek sorun bu da değil. Üretimi değil ithalatı teşvik eden tarım politikaları yüzünden kendi vatandaşımızı doyuramama tehlikesiyle karşı karşıyayız.

İthalatı giderek arttırdığımız Rusya salgın sebebiyle buğday ve diğer hububatların ihracatı yasakladı.

Bu ne demek biliyor musunuz?

3 ay ithal edemezsek açlığa ve kıtlığa mahkumuz demek.

Ekmek yoksa makarna yesinler pişkinliğiyle geçiştirilecek bir durum değil bu. Üstelik 80 milyon insanı doyuracak döviz kaynaklarımız da yok.

Koronavirüs bırakın bilmem kaç dönüm tarlayı, bir karış toprağın bile değerini göstermiş, ekilmesini zorunlu kılmıştır. Salgın, Türk çiftçisini hak ettiği noktaya taşımak için de bir dönüm noktasıdır. Kendi kendini doyurabilen bir ülke olmanın değerini göstermiştir. Ama iktidar gözü kulağı dünyaya kapalı, nasıl olsa ithal ederim kafasındadır.

İktidarın üst üste tekrarladığı yanlışlar yüzünden ülke neredeyse İran’a, Venezuela’ya dönüşmek üzere. İhtiyacımız olan en hayati ürünleri bile ithal edecek dolarımız kalmadı.

Neden kalmadı biliyor musunuz?

Doların en başından beri yükselmemesi için 60 milyar dolar döviz bozdurduk. Geldiğimiz noktada dolar 7 lira 20 kuruş.

Olmayacak duaya amin diyen hükumetin yüzünden heba olan 60 milyar dolar rezervimize hiç girmiyorum bile. Böylesine kendi rezervini hızla tüketen başka bir ülke yok çünkü.

Hala anlamadılar.

Faiz ve kur ile mücadele edilmez!

Bunlar problem değildir, belirtidir. Ekonomiyi nasıl yönetiyorsan ona göre dengelenir.

Biz dolara müdahale etmeye çalıştığımız gibi faizleri de düşürüyoruz. Böyle bir hatayı iktisat birinci sınıfta okuyan öğrencilere yaptıramazsınız.

Faizi istediğin kadar düşür, likiditeyi gevşek tut. Gelecekle ilgili endişeler var, onları gidermeden kurtulamayız bu durumdan. Kendimizle ilgili endişe duyan yalnız biz değiliz, yabancı yatırımcı da Türkiye’ye karşı endişeli.

Öyle ki; yabancı yatırımcının gözünde Türkiye, maske yardımı yaptığımız İspanya’dan 5 kat, Almanya’dan ise 16 kat daha riskli bir ülke. Çünkü burada her şey bir kişinin iki dudağı arasına bakıyor.

Milletimizin çıkarları her şeyden önce gelmektedir. Ülkemizin ekonomik çıkarları ve iktisadi gelişmesi, demokrasi geleneğine ve yeniden inşa edeceğimiz adalet sistemine bağlıdır.

Demokrasi yeniden kaim kılındığında içinde bulunduğumuz tüm krizlerden milletimizin gücüyle çıkabiliriz. Bunu yeniden inşa etmek zorundayız.

Size çok basit bir şey söyleyeceğim.

Demokrasiye yeniden geçişin ve adaleti yeniden tesis etmenin maliyeti çok düşük. Bunu gerçekleştirdiğimiz an içinde bulunduğumuz krizden kurtulmakla beraber, yabancı yatırımcı içinde Türkiye güvenli bir liman haline gelecektir.

Dünyada kendisine yatırım alanı arayan 1 trilyon dolar para var. Bu para daha önce geldi. Demokrasi ve adaletle beraber bu para yine gelecektir. Aksi halde Türkiye’ye bu şartlarda sadece kara para gelir. O para da ülkemizin geleceğini çalmak anlamına gelir.

Tek çare, demokrasi ve hukuk içinde kalmak. Bunu becerebilsek, dış dünyayı da bu konudaki samimiyetimize inandırabilirsek, bir yılda her şey düzelir. Dünyada para gidecek güvenli liman arıyor.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Gürer, Yeraltı su sorunu için Kanun Teklifi verdiÖnceki Haber

Gürer, Yeraltı su sorunu için Kanun Tekl...

Emlakçıları zengin etme yasası… Kiralık satılık ilanı yasaklandıSonraki Haber

Emlakçıları zengin etme yasası… Kiralık...

Başka haber bulunmuyor!