Obezite cerrahisi nedir? Kimlere uygulanabilir?

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Obezite cerrahisi nedir? Kimlere uygulanabilir?
Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesidir. Obeziteye aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, hormonal etkenler, hareketsiz yaşam biçimi, genetik geçiş sebep olabilir. Obezite tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Zira tedavi edilmeyen obezite; şeker hastalığından, kalp hastalıklarına, kanserden, infertilite yani kısırlığa ve eklem rahatsızlıkları gibi pek çok sağlık sorununa neden olur. Obezite cerrahisi bir diğer adıyla ‘bariatrik cerrahi’ vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olan (morbid obez) ya da vücut kitle indeksi 55’in üzerinde olan ve uzman denetiminde tıbbi beslenme, egzersiz , medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan hastalara önerilmektedir. Obezite cerrahisi vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olan veya 40’ın üzerinde morbid obez hastalarda kilo kaybının sürdürülebilmesinde tek etkili yöntem olarak belirtilmektedir. Bununla birlikte vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olup, yandaş hastalıklara sahip olanlar yani; kardiyovasküler hastalıklar, diyabet tedavisi alan hastalar için de yağ dokusundan kurtulamadıkları takdirde obezite cerrahisi uygulanabilmektedir.

Obezite tedavisinde kalıcı kilo kontrolü sağlayan cerrahi yöntemler, hastanın yaşam kalitesinin artmasını sağlarken aynı zamanda obezitenin yol açabildiği yaşamı tehdit eden birçok hastalık riskini ortadan kaldırıyor. Birbirinden farklı olan çeşitli tip ve uygulamada obezite cerrahisi yöntemi bulunmaktadır. Hastaya hangi tedavi yönteminin uygulanacağı hastanın kilosu, obeziteye eşlik eden mevcut hastalıkları ve yeme alışkanlıklarına göre planlanmaktadır. Obezite cerrahisi sonrası hastaların kilo verme hızları çok yüksektir; ancak unutulmamalıdır ki obezite cerrahisi sonrası verilen kilonun korunması için kişinin yaşam tarzını kalıcı olarak değiştirmesi de gerekir.

Obezite cerrahisi nedir?

Vücut Kitle İndeksi 35 – 40 arasında olmakla birlikte obeziteye bağlı hastalıkları bulunan kişilerde (kardiyovasküler hastalıklar, yoğun diyabet, kırısrlık,eklem rahatsızlıkları, solunum problemleri) ve bu oranın 40 veya üzerinde olduğu bireylerde obezite hastalığını tedavi etmek için sindirim sistemlerine cerrahi girişimde bulunulmasına obezite cerrahisi denilmektedir. Obezite cerrahisinde hangi yöntemin tercih edileceği hastadan hastaya değişmektedir. Cerrahi işlem öncesinde diğer tüm tedavi yöntemlerini uygulandığı (diyet programı, egzersiz programları, davranış modifikasyonu ve ilaçlar) ancak başarı sağlanamayan hastalar için obezite cerrahisi devreye girmektedir.  Bariatrik cerrahinin başarısı büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrası benimsediği davranış ve yaşam tarzı değişikliklerine bağlıdır. Hastalar cerrahi prosedür sonrası diyetisyen tarafından belirlenen diyet planına titizlikle uymalı ve ayrıca beslenme ve egzersize karşı tutumlarını değiştirmek için davranışsal terapiye katılmalıdır.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir? Obezite cerrahisi kimler için uygundur?

Aşağıdaki durumlarda obezite cerrahisi iyi bir seçenek olabilir:

  • Vücut kitle indeksi 35-40 arası olup kardiyovasküler hastalıklar, Tip 2 diyabet, kısırlık, NAFLD, steatohepatit (NASH), hipertansiyon, uyku apnesi gibi obezite kaynaklı hastalıkları bulunan kişiler
  • Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan hastalar
  • Bir yıllık uzman denetiminde tıbbi beslenme, egzersiz ve medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan hastalar
  • Aşırı alkol bağımlılığı veya uyuşturucu madde bağımlısı olmayan kişilerde
  • Ameliyata engel sağlık durumu olmayan kişiler
  • Anlama ve uyum kabiliyeti tam olup, cerrahi prosedür sonrası sonrası tıbbi ekiple eşgüdümlü olabilecek kişiler.

Obezite cerrahisinin riskleri nelerdir?

Her cerrahi prosedürde olduğu gibi obezite cerrahisinde de  hem kısa hem de uzun vadede bazı sağlık riskleri meydana gelebilir. Nitekim obezite ameliyatları herhangi bir cerrahi prosedürden daha fazla risk taşımaz.

Cerrahi prosedürle ilişkili riskler şunları içerebilir:

  • Enfeksiyon
  • Anesteziye karşı olumsuz reaksiyonlar
  • Kan pıhtıları
  • Akciğer veya solunum problemleri
  • Gastrointestinal sisteminde sızıntılar
  • Hayati risk ( Herhangi bir gene cerrahi ameliyatı ile aynı derecede)

Obezite cerrahisinin daha uzun vadeli riskleri ve komplikasyonları, ameliyatın türüne göre değişir. Uzun vadeli komplikasyonlar ve riskler şunları içerebilir:

  • Bağırsak tıkanıklığı
  • İshale, kızarıklığa, baş dönmesine, mide bulantısına veya kusmaya neden olan dumping sendromu (Dumping Sendromu bazı obezite cerrahisi tiplerini geçiren hastalarda, cerrahi sonrası ağırı şekerli veya aşırı yağlı yemeğe bağlı oluşabilecek bir komplikasyondur.)
  • Safra veya böbrek taşları
  • Fıtıklar
  • Düşük kan şekeri (Hipoglisemi)
  • Ülser-Asit reflü
  • İkinci bir ameliyat ihtiyacı
  • Hayati risk ( Herhangi bir gene cerrahi ameliyatı ile aynı derecede)

Obezite cerrahisi çeşitleri-türleri nelerdir?  

Obezite cerrahisinde yöntemler cinsiyet, kilo, hastalık, yaş, kadınlarda ileride hamilelik isteği olup olamayacağına göre değişiklik göstermektedir. Obezite cerrahisi türlerinin tamamının hedefleri sürdürülebilir kilo kaybının oluşmasıyla, yaşam kalitesinde yükselme ve obezitenin yol açtığı komplikasyonların yok edilmesdir. Cerrahi prosedür tekniği ve uzun dönem sonuçları açısından birbirinden farklı olan çeşitli tip ve uygulamada obezite cerrahisi yöntemi bulunmaktadır.

Obezite cerrahi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

Mide bandı (Mide kelepçesi)

Doktor ameliyatla yemek borusunun hemen altındaki midenin üst kısmına biyouyumlu ayarlanabilir bir bant yerleştirir böylece mide iki kısma ayrılır. Bant iğne ile ciltten  şişirilebileceği veya söndürülebileceği karın duvarındaki deri altına yerleştirilen bir erişim portuna tüp vasıtasıyla tutturulur. Bandın mideye yerleştirildiği yer, kum saati şeklinde görünür. Bu cerrahi yöntemle yenilen yemekler üst kısımda toplanmakta ve alt kısma geçmemektedir. Bu yöntem günümüzde daha az rağbet görmektedir. Zira hormonlar beyne yiyebilmeleri için sinyal gönderirken, kelepçe takılan mide bu duruma izin vermektedir. Açlık hissi sürekli devam etmekte, kişi aç olduğu için yemek yemeye devam etmektedir. Nitekim bu durum da kusmaya neden olmaktadır.

Mide bandının dezavantajları-riskleri nelerdir?

  • Midedeki yabancı cisim etkisiyle mide dokusunun rahatsız olmasına bağlı bazı komplikasyonlar gelişebilir
  • Diğer obezite cerrahi türlerine göre daha yavaş kilo kaybedilir, kelepçe söndürülünce yine kilo alınır.
  • Sürekli açlık hissedilebilir
  • Optimal sonuçlar için doktor takibi çok önemlidir
  • Mide bulantısı-kusma ve reflü riski tedavinin doğasında vardır.
  • Bant kayması-sarkması-erezyonu oluşabilir. Bant mide içine veya yemek borusu içine geçebilir.

Not: Mide bandı yani mide kelepçesi son yıllarda etkinliğini yitirmiş ve artık kullanılmayan bir yöntemdir.

Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastretomi)

Tüp mide ameliyatı (Sleeve gastrektomi) midenin büyük bir kısmının 100-150 ml mide tüpü bırakılarak çıkarıldığı cerrahi bir işlemdir. İşlem sırasında midenin belli bir bölümü cerrahi işlemle çıkartılır ve geriye tüp şeklinde (muz gibi görünür) bir mide bırakılır. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü çıkarıldığı için hastada açlık hissi azalır. Yani midenin dolu olduğu hissi aşırı yemeyi önlemiş olur. Tüp mide ameliyatı işlemi kısıtlayıcıdır, besin maddelerinin emilimi bu yöntemle bozulmaz. Gıdaların emilimi aynı şekilde devam ettiğinden hastanın yardımcı vitamin ya da mineral takviyesi alması gerekmemektedir. Tüp mide yönteminin uygulanması diğerobezite cerrahisi türlerine göre nispeten daha kolaydır. Tüp mide ameliyatının başarısı kalıcıdır; ancak bu yöntemin doğru kişilere uygulanması büyük önem taşır. Cerrahi prosedür öncesinde ve sonrasında hastalar diyetisyen tarafından görülmelidir. Diyetisyenin buradaki görevi hastalara yiyeceklerini reçete etmesidir. Operasyon sonrasında 24-48 saat arasında hastaya radyolojik kontol uygulanmalıdır. Bu uygulama ameliyat sonrasında komplikasyon olup olmadığını ortaya koyan radyolojik bir tetkiktir. Unutulmamalıdır ki tüp mide operasyonu ve sonrası yakın doktor takibi gerektirmektedir. Tüp mide ameliyatı uygulanan hastalar birinci, ikinci, dördüncü hafta, 3, 6, 9, 12, 18 ve 24 ay kontrollerini kesinlikle aksatmamalıdır.

Tüp mide ameliyatının avantajları nelerdir:

  • Tip II diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi obezitenin yol açtığı hastalıklarda gerileme görülür 
  • Küçültülen mide hacmi, tokluk hissi sağlar
  • Çoğu yiyeceğin tüketilmesinde herhangi bir sorun yoktur
  • Tüp mide prosedürü sonrası dumping sendromu görülmez
  • Midenin bir bölümünde üretilen açlık uyarıcı hormon azaltılır.
  • Mide bypass cerrahisine göre daha kolay uygulanabilen bir yöntemdir
  • Mide bandı gibi yabancı cisim etkisi yoktur
  • Tüp mide ameliyatının başarısı kalıcıdır
  • Bu prosedür sonrası kilo kaybı kolaydır

Tüp mide ameliyatının dezavantajları-riskleri nelerdir?

  • Zımba hattı kaçağı riski
  • Gastrik bypass’a göre daha az kilo kaybı
  • Hastaların küçük bir kısmında verilen kiloların geri alınması riski
  • Çok fazla yemek yendiği takdirde mide bulantısı/kusması şikayeti
  • Reflü riski
  • Bazı gıdalarda intolerans

Gastrik Bypass -Roux-en-Y gastrik baypas olarak da adlandırılır

Gastrik Bypass prosedürü, tüp mide ameliyatları gibi yaygın şekilde uygulanan obezite cerrahi türlerindendir. By pass kısa yolu kullanmak anlamına gelir. Gastrik bypass genel olarak mideden bağırsaklara geçiş yolu oluşturulması anlamına gelir. Bu yöntemin mini gastrik bypass ve bilio pankreatik diversion gibi modifikasyonları da bulunmaktadır. Bu cerrahi prosedürlerin obezite hastalarına kilo verdirme başarısı tüp mide operasyonundan bir miktar daha yüksektir. Gastrik bypass ameliyatlarının ortak amacı midenin küçültülmesi ve tüketilen gıdaların daha hızlı bağırsaklara ulaşmasını sağlamaktır.

Bu ameliyatta midenin üst kısmı zımbalanarak küçük bir mide kesesi oluşturulur. İnce bağırsağın duodenum adı verilen ilk kısmı, ince bağırsağın jejunum adı verilen ikinci kısmından ayrılır. Jejunum daha sonra kaldırılır ve yeni oluşturulan küçük mide kesesine bağlanır ve duodenum yeniden ince bağırsağa bağlanır. Mide bypass cerrahisi ile iki durum hedeflenir. Birincisi kişinin kalori alımı kısıtlanılır, ikinci olarak da yenilen besinlerin emilimi azaltılır. Tüp midede hastalar 2-4 gün içinde taburcu edilebilirken mide bypass cerrahisinde bu süre aralığı 4-6 güne çıkar.

Mini gastrik bypass nedir?

Mini gastrik bypass, hacim kısıtlayıcı tekniklerle karşılaştırıldığında daha iyi kilo kaybı ve komorbid hastalıkların iyileşmesinde daha etkili olması yönünden ön plana çıkmaktadır. Benzer bir teknik olan Roux en Y Gastrik Bypass’a  (RYGB) nazaran daha az anastomoz ile gerçekleştirilebilen uygulanması kolay, perioperatif komplikasyonları düşük bir teknik olarak birçok merkez tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Mini-Gastrik Bypassta özel stapler aletleri kullanılarak mide bir tüp şeklinde oluşturulmaktadır. Bu yeni oluşturulan mide poşu uzundur.

Gastrik Bypass avantajları nelerdir?

  • Hedeflenen kilo kaybının 18-24 ay boyunca hızlı şekilde gerçekleşmesi
  • Obezite ile ilişkili olarak beliren Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, GÖRH gibi hastalıklarda net gerileme
  • Yaşam kalitesinde gözle görülür şekilde artış

Gastrik Bypass cerrahisi dezavantajları-riskleri nelerdir?

  • Zımba sızıntısı
  • Hızlı kilo kaybına bağlı olarak artan safra taşı riski
  • İç fıtık

Duodenal Switch cerrahisi

Duodenal Switch cerrahisi de gastrik bypass gibi, hem kısıtlayıcı, hem de emilimi azaltıcı etkileri olan cerrahi prosedürlerdendir. Bu yöntem çoğunlukla vücut kitle indeksi 50 Kg/m2’den fazla olan kişiler için veya Tip 2 diyabet tedavisinde uygulanmaktadır. Duodenal Switch obeziteye bağlı diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların tedavisinde etkili bir yöntemdir. Ancak kötü kokulu ishal gibi bazı yan etkileri vardır. Ayrıca Duodenal Switch ameliyatı olan hastalar diğer obezite cerrahi uygulanan hastalara göre daha uzun süre hastanede kalmaktadırlar. Emilimi azaltıcı etkileri olan Duodenal Switch cerrahisi sonrası vitamin, demir ve protein eksiklikleri de sıkça görülmektedir.

Robotik obezite cerrahisi

da Vinci Robotik Cerrahi teknolojisinin, tüm dünyada laparoskopik olarak gerçekleştirilen obezite ameliyatlarında da kullanılmaya başlanması, doktor ve hastaya özel ayrıcalıklar sunmaktadır. Obezite hastalarının anatomik yapıları nedeniyle bu tür ameliyatlarda ekstra gerekli olan hassasiyet, robotun titremeyen kolları ve hastanın karın bölgesinde büyük bir incelikle hareket edebilme özelliği ile sağlanabilmektedir. Cerraha üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir görüntü sağlayan robot teknolojisi, işlemin gerçekleştirildiği bölgeye komşu olan organ, doku ve sinirlerin korunmasına da olanak tanımaktadır. Bazı grup uygun hastalarda ameliyat kesisi oluşturmadan birkaç ya da tek delikten yapılabilen işlemler, hastalardaki estetik kaygıları ortadan kaldırmaktadır.

Obezite cerrahisinde tüp mide ameliyatı ve gastrik bypass ameliyatları, robot teknolojisinden yararlanarak başarı ile gerçekleştirilmektedir. Robotik obezite ameliyatları Memorial Şişli ve Bahçelievler Hastaneleri’nde gerçekleştirilmektedir.

Robot teknolojinin hasta ve doktor için sağladığı ayrıcalıklar şu şekilde sıralanabilir:

•           Cerrahi kapalı bir teknikle ve yalnızca birkaç delikten yapıldığı için açık cerrahilerde, organların hava ile teması nedeniyle görülebilecek enfeksiyon riskleri ortadan kalkar.

•           Cerrah, robot teknolojisi sayesinde 3 boyutlu ve dijital bir görünüm ile hastanın sinir, damar, kas ve dokularının yaralanma riskinden daha çok korunduğu bir imkanla ameliyatı gerçekleştirir.

•           Robot teknolojisi sayesinde hastanın vücudunda büyük bir ameliyat kesisi oluşmaz. Büyük bir kesi yerine birkaç delikten tamamlanan işlem sonrası hastanın hem enfeksiyon riski yok denecek kadar azalır hem de daha az ağrı ile konforlu bir iyileşme süresi geçirir.

•           Hastanın taburculuğu, günlük yaşama dönüşü ve iyileşme süresi kısaldığı, bunun yanında ağrı kontrolü sağlandığı için hasta daha kısa zamanda ağızdan beslenir ve vücut direncini geri kazanır.

•           Hasta günlük yaşam kalitesini yakaladıktan sonra iş ve sosyal yaşamına da daha hızlı bir şekilde dönüş sağlar.

Obezite cerrahisinden sonra ne bekleyebilirim?

Kilo vermek ve verilen kiloları tekrar almamak için obezite cerrahisinden sonra yaşam tarzında önemli değişiklikler yapmanız gerekecektir. Örneğin sağlıklı-dengeli beslenme kurallarına uymanız gerekecek ve muhtemelen uzun bir süre vitamin veya diğer takviyeleri alacaksınız. Ayrıca obezite cerrahisi sonra fiziksel aktiviteler de sağlıklı beslenme kadar önemli bir yer tutacaktır. Ameliyattan sonra öncelikle sıvı tüketimi gerçekleşecek. Birkaç hafta içinde de püre haline getirilmiş yiyeceklere ve ardından küçük öğünler halinde katı yiyeceklere geçeceksiniz.

Obezite cerrahisi öncesi diyet yapmalı mıyım?

Obezite cerrahisi öncesinde diyet uygulamak; vücudunuzu ameliyata hazırlamak, iyileşmenizi hızlandırmak ve kilo kaybetme oranınızı arttırmak açısından son derece önemlidir. Nitekim uygun bir diyet programıyla ameliyat öncesinde vereceğiniz kilolar, karaciğerin yanı sıra karın bölgesindeki fazla yağların azaltılmasına yardımcı olur ve komplikasyon olasılığını azaltır.  

Diyet planı (Ameliyat öncesi)

Aşağıda sıralanan öneriler kişiden kişiye ve ayrıca ameliyatın türüne bağlı olarak değişebilir:

  • Aşırı yemekten kaçının
  • Yüksek şekerli içecekleri ortadan kaldırın
  • Yüksek karbonhidratlı gıdalardan kaçınılmalıdır
  • Diyetinizden doymuş yağları çıkarın

Obezite cerrahisi sonrası beslenmede nelere dikkat etmeliyim? Tüketilmesi gereken besinler nelerdir?

Diyet Planı (Ameliyat Sonrası)

Ameliyat sonrası diyet planı uygulanan cerrahiye göre doktorunuz ve diyetisyeniniz tarafından düzenlenecek olup birkaç aşamada devam edebilir .

Aşama 1: Sıvı Diyet

Ameliyattan sonraki günlerde hastaların sıvı beslenme dönemine girmesi gerekir. Sıvı beslenme döneminde öncelikle ‘berrak sıvı’ diyeti tamamlanır ve birkaç gün sonra ‘sıvı’ gıdalara geçiş yapılır.. Bundan sonra hangi tip sıvıların alınabileceği konusunda kademeli değişiklikler olacaktır.

  • Yağsız süt
  • Çorba ve et suyu
  • Kafeinsiz çay veya kahve
  • Şekersiz meyve suyu

Aşama 2: Püre diyet

Sıvı gıdaların yavaş yavaş terk edildiği ve daha kıvamlı besinlere geçiş yapıldığı bu dönem püre diyet olarak adlandırılır. Tüketilecek besinlerin blender yardımıyla püre kıvamına getirilmesini gerektiren püre diyet döneminde besinlerin yavaş yavaş alınması önerilir. Baharatlar mideyi tahriş edebilir, bu dönemde baharatlı yiyeceklerden tamamen kaçınmak gerekmektedir. Omlet ve konserve balık (tuna ya da somon) gibi besinler püre diyeti ile uyumlu değildir. Bu beslenme aşamasında vurgulanan proteinden zengin besinler olsa da meyveler ve sebzeler pürede yer alabilir.

Püre diyet döneminde çoğunlukla çekirdeksiz meyveler tercih edilir. Muz, şeftali, kayısı, armut, ananas, kavun gibi meyveler genellikle bu aşamada tavsiye edilir. Diyetisyen ayrıca domates, ıspanak, havuç ve yeşil fasulye gibi püre sebzeleri de diyet programına ekleyebilir.

Aşama 3: Yumuşak diyet

Bu aşamada doktorunuz, sulu, yumuşak ve kolay çiğnenebilen yiyecekler tüketmenizi önerecektir. Yiyecekler kesinlikle hızlı tüketilmemeli ve mümkün olduğunca çok çiğnenmelidir. Yumuşak diyetler 5., 6., 7. ve 8. haftalarda uygulanır. Hedef günde 60-80 gram proteindir. Protein kaynaklı besinler arttığı için protein desteği azaltılır. Protein kaynaklı besinler ilk tüketilir. Akabinde sebzeler, meyveler ve sonra tahıllar tüketilmelidir.

 Bu aşamadaki besinlerden bazıları şunları içerir:

  • Rafadan yumurta
  • Yağsız dana kıyma
  • Et ve tavuk suyu
  • Kompostu suyu
  • Yağsız süzme peynir
  • Az yağlı omlet
  • Tavuk (Öğütülmüş)

Aşama 4: Standart diyet

Obezite cerrahisi sonrası standart diyete 9. haftada başlanır. Bu diyette hedef protein alımı 60-80 gramdır. Protein kaynaklı besin tüketimi arttığı için protein desteği azaltılır. Nemli yumuşak etler daha iyi tolere edilir. Hedef sıvı tüketimi günlük yaklaşık 1800 ml’dir. Öğünlerde sıvı tüketmekten kaçınmaya devam edilir ve öğün sonrası sıvı tüketimine devam etmek için 30 dakika beklenmelidir. Marul ve havuç gibi çiğ sebze tüketimine başlanabilir. Ancak salatalık gibi sert yüzeyli ve büyük tohumlu olan besinlerden kaçınılmalıdır.  Ameliyattan üç ay sonra diyetin çeşitliliği arttırılabilir ve tüm besin gruplarındaki besinler tüketilebilir.

Obezite cerrahisi sonrasında beslenmede genel olarak dikkat edilecek hususlar şunlardır:

  • Daha fazla öğün yapılmalı ve küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.
  • Yiyecekler çok iyi çiğnenerek yenmelidir.
  • Düzenli egzersiz ve spor yapılmalıdır.
  • Yemeklerden 10-15 dakika önce ve 20-30 dakika sonra su ve diğer sıvı içecekler tüketilmemelidir.
  • Öğünlerde katı ve sıvı yiyecek ve içecekler bir arada tüketilmemelidir.
  • Su içme miktarına dikkat etmek önemlidir. Bir günde yudum yudum gerekirse pipet kullanarak 1litre su içilmeli, su miktarı 1,5-2 litreye zamanla çıkarılmalıdır.
  • Rutin kontroller atlanmamalıdır.
  • Ameliyattan sonraki süreçte protein açısından zengin diyet uygulanmalıdır.
  • Endokrinoloji, diyabet ve metabolizma hastalıkları ve beslenme uzmanlarının önerdiği vitamin ve mineral desteklerini alınmalıdır.

Obezite cerrahisi sonrası ne kadar kilo vereceğim?

Her hasta seçtiği ameliyat seçeneğine göre farklı bir deneyim yaşayacaktır. Sürekli dengeli beslenen ve egzersiz yapan hastalar en iyi sonuçları alır. Bunlarla birlikte Gastrik bypass hastaları fazla kilolarının ortalama % 60-80'ini kaybederler. Tüp mide ameliyatı olan hastalar ise fazla kilolarının ortalama % 50-70'ini kaybederler.

Obezite cerrahisi sonrası yemek yemekten artık zevk alamayacak mıyım?

Obezite cerrahisinin, kişilerin gıdalardan alacağı tat ve haz konusunda engelleyici bir sonucu olmayacaktır.

Ameliyat için hastanede ne kadar kalmam gerekiyor?

Hastanede kalış süresi ortlama 1-2 gecedir.

Ne zaman işe dönebileceğim?

Çoğu hasta ameliyattan sonraki 2-3 hafta içinde işe dönebilir, ancak gereken süre kişiye ve yaptıkları işin türüne göre değişir.

Ameliyattan sonra diyetim nasıl değişecek?

Ameliyattan sonra diyetin ilerlemesi konusunda bilgilendirileceksiniz. Başlangıçta, hastalara berrak sıvı diyeti uygulanır; ancak ameliyattan üç ay sonra diyetin çeşitliliği arttırılabilir ve tüm besin gruplarındaki besinler tüketilebilir.

Obezite cerrahisi ne kadar etkilidir?

Kilo vermek için mide küçültme ameliyatı olmuş hastalar arasında yapılan araştırmalar mide küçültme ameliyatı olmuş kişilerin, olmayanlara kıyasla, daha düşük oranda obeziteyle ilişkili kanserlere yakalandığını ortaya koymuştur. Bunun nedeni sadece diyet ve spor ile hedeflenen kilo kaybı vücutta %7-10’luk bir kilo kaybıyla sonuçlanırken, mide küçültme ameliyatı ve sonrasında uygulanan beslenme programları ile %30 oranında kilo kaybını sağlamaktadır.

Tip II diyabet cerrahi olarak tedavi edilebilir. Tip II diyabetin tedavisinde ilaçlar %13 oranında iyileşme sağlarken, obezite cerrahisinin başarısı %75’leri bulmaktadır.

New England Journal of Medicine'e göre bariatrik cerrahi verimlilik istatistikleri şöyledir:

  • Koroner kalp hastalığından ölüm oranlarında % 56 azalma . 
  • Diabetes mellitustan ölüm oranlarında % 92 azalma
  • Kanserden ölüm oranlarında % 60 azalma .  
  • Ortalama olarak, obezite sonrası kişiler hastalıklı vücut ağırlıklarının % 40 ila% 75'ini kaybederler.  
  • Doktorun tavsiyelerine uyulursa, obezite cerrahisinden 10 yıl sonra hastaların ağırlığı ameliyat öncesine göre % 25 daha az kalır.  
  • Hastaların % 85'inde uyku apnesi şikayeti sona erer.

Memorial Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/obezite-cerrahisi-nedir-kimlere-uygulanabilir


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Kaygı bozukluğu ile baş etmek için önemli önerilerÖnceki Haber

Kaygı bozukluğu ile baş etmek için öneml...

Akciğer nodüllerinin düzenli kontrollerini aksatmayınSonraki Haber

Akciğer nodüllerinin düzenli kontrolleri...

Başka haber bulunmuyor!