Ahmet EROĞLU

Ahmet EROĞLU

Mail: ahmeteroglu33@gmail.com

CORONAVİRÜS SALGINI “DİJİTAL DÜNYA DÜZENİNE” GEÇİŞİN ÖN HAZIRLIKLARI MI?

CORONAVİRÜS SALGINI “DİJİTAL DÜNYA DÜZENİNE” GEÇİŞİN ÖN HAZIRLIKLARI MI?

Corona Virüsü denen son yüz yılın en büyük salgını, çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Bu yayılım, dünyayı çılgına çevirdi ve ülkelerde büyük kargaşa yarattı. Dolayısıyla bütün insanlara akıl almaz boyutlarda korku pompaladı. Yerkürede kıyamet günü telaşı yarattı!
Ülkemizde de bu korku, virüsün kendisinden daha hızlı yayılıyor. Önlemler arttıkça, buna paralel olarak endişe, kaygı ve panik de artıyor.
İşin doğrusu, bu salgın sürecinde hepimiz, kesinlikle bilimsel önerileri çok ciddiye almalıyız. Ayrıca alınan önlemlere uymalıyız.
Ancak, benim kafamda onlarca soru uçuşuyor! Hepsi askıda. Her gün bu konu ile ilgili çeşitli kaynaklardan, çok sayıda makaleler okuyorum. Edindiğim bilgi ve bulguları sizlerle paylaşmak istiyorum. Yorumlarınızla katkı sunabilirsiniz.
Dünyayı, devletlerin ötesinde iyi biçimde gizlenmiş, perde arkasındaki çok büyük organizasyonların yönettiği artık bilinmeyen bir sır değil. Bu gücün, bir türlü krizden çıkamayan dünya finansal sistemini yüzdürebilmek için sürekli karşılıksız para bastırarak piyasaya sürdüğü biliyor. 2019 sonu itibariyle yalnızca ABD’nin karşılıksız bastığı para miktarının 1 Trilyon Doları geçeceği tahmin ediliyor. Artık bu durumun sürdürülebilirliğinin ortadan kalktığı söyleniyor. Yani Dünyayı yöneten bu organizasyonların, artık “Yeni Dünya Düzenine” son vererek, yıllardır milyarlarca dolar harcayarak kurgusunu yaptıkları 3D düzenine, Yani “Dijital Dünya Düzenine” geçmek istedikleri söyleniyor. Bu geçişin çok zor ve çok sancılı olacağı öngörülüyor.
Soru şu: Dünyanın başına bela olan bu Corona felaketi, “Dijital Dünya Düzenini” test etmenin bir uygulaması olabilir mi?
Bu soruya “evet” diyenlerin ortaya koymuş oldukları argümanlar, hiç de yabana atılacak bilgiler değil. Bu sürecin kolaylaştırılması için toplumlara olağanüstü bir dönemin yaşatılması gerekiyordu. Şimdi dünyanın yaşadığı bu süreç, bu değişimin zorunlu bir sonucu olabilir. Çünkü:
1. Yaşanan bu felaketin sonucunda toplumlar, güvenlikleri karşılığında, kendi özgürlüklerinden ve egemenliklerinden büyük ölçüde vaz geçiyor!
2. İnsanlar, bu salgından korunabilmek için kendisini yönetenlere sınırsız yetkiler veriyor!
3. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm kuruluşlar, nakit paranın virüsün bulaşması açısından çok tehlikeli olduğunu ve mümkün olduğunca kullanılmaması gerektiğini söylüyorlar. Onun yerine, yakın bir gelecekte blokchain ve elektronik paralar ile alış veriş yapmamız gerektiği öneriliyor. Bu durumun, nakit akışlarının, yani insanların nelere en çok, ya da en az para harcadıklarının kontrol altına alınabilmesi için yapıldığı söyleniyor. Bu ve daha birçok bilgilerin, dijital ortamlarda depolanarak, bütün ilgi alanlarımızın, zevklerimizin bilineceği, sonrasında da insanların yapay zekâ ile robot gibi yönlendirilebileceği savlanıyor. Hatta 7G teknolojisi ile insan beynine bir “arayüz” takılarak, bellek transferleri yapılmak istendiği, toplumu hazırlamak için bilim kurgu filmlerinde işleniyor. İki yıl önce Güney Kore’de yayınlanan “My Secret Terrius” adlı film de “Corona Virüsü” işleniyor. Adı ile birlikte 14 günlük kuluçka süresine varıncaya kadar ayrıntılı olarak anlatılıyor. İnsan üretimi olan Corona Virüsü’nün bir biyolojik silah olarak kullanılacağı söyleniyor.
4. Dünyayı yöneten büyük güçlerin yeryüzündeki insan nüfusunu azaltma amaçlarının olduğu çokça yazılıyor.
5. Bu virüs karşısında ülkelerin aciz kalması, sosyal ve toplumsal yaşamın denetim altına alınması, bütün dinlerdeki hutbe, vaaz ve dinsel konuşmaların online platforma taşınması, uzaktan eğitimin planlanması ve benzeri çabaların, “Dijital Dünya Düzenine” geçişi kolaylaştırmak için uygulama denemesi mi sorusunu akıllara getiriyor.
6. Ülkelerin alt ve üst yapı kurumları, başta ekonomi, eğitim-kültür, yaşam biçimi, hayata bakış felsefesi, din gibi değerler, yeniden dizayn edilmeye çalışılarak, yeni bir düzen mi hedefleniyor?
7. Yaşamın akışı, ritmi belli ki “Online Hayat” üzerine oturtulmaya çalışılıyor.

Bu saptamalar, değerlendirmeler ve sorular, sizce de anlamlı ve önemli mi, yoksa yalnızca bir komplo senaryosu mu?
Yanıtınız her ne olursa olsun, bizlere düşen görev, bir “Coronafobi” yaratmadan, aklımızı açık tutarak, bilimsel önerileri çok ciddiye alarak, alınan önlemlere uyarak ve sağlık çalışanlarımıza destek vererek yaşamaya devam etmektir.