Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: aayan@gmail.com

Davultepe Bahçelerinin katledilme girişimi, yanıt bekleyen sorular..

Davultepe Bahçelerini yok edip betona boğacak akıl almaz girişimi tüm boyutlarıyla ele almaya çalıştığım makaleleri, mutlaka yanıtlanması gereken hayli ciddi sorularla noktalamayı düşünüyorum..

Konu aslında ilk günden doğa kıyımına karşı çıkması gereken sivil toplum örgütlerinin sahiplenmesi, kenti ayağa kaldırması gereken ve Mersin' i tüm yaşayanlarıyla tehdit eden ciddi bir tehlikeydi.

Ama nedense bıçağın kemiğe dayanmasına kadar beklendiği bugün daha iyi anlaşılıyor..

Eğer Davultepe' de ekmeğini alın teri göz nuru yetiştirdikleri bu bahçelerden çıkaran üreticiler ayağa kalkmasa, bugün sergilenen ve vicdanı olan herkesin karşı çıktığı bu katliama dur diyen tepki oluşur muydu çok emin değilim..

Evet, dün oy birliğiyle o bahçeleri küçük sanayi sitesi adı altında kıyıma, betona boğma kararını alan Büyükşehir Belediye Meclisi bugün neredeyse aynı oy birliğiyle doğanın katledilmesine karşı çıkmıştır ama burada gösterilen duyarlılığın bundan sonraki bu ve benzeri tüm girişimlere karşı gösterilmesi çok daha önemlidir..

Mersin Davultepe bahçelerinin kurtarılması mücadelesinde bir mevzi elde etmiştir, önemli olan o mevzileri pekiştirmek ve bundan sonra birilerinin tasarlayacağı bu ve benzeri planlara karşı uyanık olmaktır..

Tehlikenin geçmediğini, aksine neden yeni hamlelere hazırlıklı olmamız gerektiğini gösterecek yanıtlanmaya muhtaç sorular orta yerde duruyor..

Umarım bu sorular iş işten geçmeden ve yeni Davultepe' lere kıyacak projeler! ortaya çıkmadan yanıtlanır..

**

Birinci ve en önemli soru, Şubat 2018' de Mersin Büyükşehir Meclisinde kabul edilen Akdeniz-Toroslar-Yenişehir-Mezitli ilçelerine ait 1/5 bin ölçekli Nazım İmar Planlarının Revizyonuyla ilgili karar ve karara temel teşkil eden Toprak Kurulu kararıyla ilgili..

Gözlerden uzak alınan o kararla meğer o gün hepimiz uyurken doğa anlamında Mersin' in fatihası okunmuş..

Kararı olduğu gibi buraya alarak, o gün Büyükşehir Meclisinin Başkanı öncülüğünde ileride kentin başını yakacak nasıl büyük bir yıkımın önünü açtığını bir kez daha görmemiz gerektiğine inanıyorum:

"Serbest Bölge Yolu (151. Cadde) batısı, E-982 Otoyolu (Adana-Erdemli Otoyolu) güneyi ile E-982 Otoyolu Tece bağlantısı noktası doğusunda kalan 1. Etap kapsamında, DSİ 6. Bölge Müdürlüğü ve Mersin Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün uygun görüşü ile Mersin İli Toprak Koruma Kurulu’nca 695,89 hektarlık alana ilişkin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu kapsamında tarım dışı kullanım kararı"

Sözü edilen yaklaşık 7 milyon metrekarenin büyük kısmı bahçelerden oluşurken, nasıl oldu da Toprak Kurulu o kararı aldı? Toprak Kurulu' na o kararı aldıran süreçte DSİ ve Tarım İl Müdürlüğü gibi çok önemli ve asıl görevleri doğayı, yeşili korumak olan iki devlet kurumu hangi gerekçelerle uygun görüş verdi?

**

Soru 2- Mezitli Belediyesi kendi yetki alanında kalan, narenciye bahçelerinin de yer aldığı Çukurova' nın en bereketli, mümbit 650 dönüm toprağını bir Kooperatifin isteği doğrultusunda ve 2 gün içinde küçük sanayi sitesi adı altında inşaata açacak süreci neden başlatıyor? Açmakla kalmayıp konuyu acilen Büyükşehir'e taşıma misyonunu hangi kaygılarla üstleniyor? Bir Kooperatifin 6 mayıs'ta talep ettiği imar değişikliğiyle sonuçlanacak yer seçimini 2 gün içinde uygun gören ve 8 Mayıs'ta meclisine getirip oradan geçiren Mezitli Belediye Başkanı kendi Belediye sınırlarında yaşayan binlerce üreticinin sonunu getirecek böylesi bir karara neden gerek duyuyor?

Soru 3- Davultepe bahçelerinin yok edilmesiyle sonuçlanacak son imar değişikliği kararına giden toplantıların yapıldığı, Davultepe bahçelerine sanayi sitesi yapılması önerisini Çevre ve Şehircilik Bakanlığına görüş olarak ileten Mersin Valiliği hakem rolünü üstlendiği o ünlü 23 Ocak 2020 toplantısına Davultepe doğasını betona boğacak Kooperatif başkanını çağırırken neden sürecin mağduru olması kaçınılmaz üreticileri çağırmadı?

Üreticilerden geçtim, Davultepe' yi, bölgenin nasıl bereketli topraklara sahip olduğunu bilen birkaç muhtar çağrılmadı?

Ve dikkat çeken bir başka ayrıntı, bir başka soru:

Şehircilik Bakanlığının yüz binlik plan değişikliğine ışık tutacak, münhasıran Davultepe bahçelerini ilgilendiren bir konuda BŞ ve Mezitli Belediye Başkanlarının, BŞ imar komisyon üyelerinin Valiliğe davet edilmelerini, katılmalarını anladım da, o toplantıda Akdeniz Belediye Başkanı ne diye çağrıldı?

Toroslar, Yenişehir Belediye Başkanları da çağrılmış olsa, bir mantığı olacak davetin ve toplantının..

Ama böyle de olmamış..

O halde ne? Vali, Hangi gerekçeyle çağırdı sınırlı sorumlu bir Kooperatif başkanı ile Akdeniz Belediye Başkanını?

Soru 4- Davultepe Bahçelerini yok edecek son ve öldürücü darbeyi vuran Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi ve o karara istinaden Cumhurbaşkanlığından "Acele kamulaştırma" kararının alınmasını sağlayan Büyükşehir Encümeni..

BŞ Encümeni "acil kamulaştırma" kararı için Cumhurbaşkanlığına başvurdu mu?

Encümenin o kararı aldığı toplantıya Encümen üyeliği yanında aynı zamanda SS. Kooperatif yönetim kurulu üyesi de olan AKP' li Erhan Contar katıldı mı? Encümen toplantısında BŞ Genel Sekreteri sıfatıyla kim yer aldı? Cumhurbaşkanlığına götürülen Encümen kararında kimlerin imzası var?

Encümen üyesinin tüzel kişiliğini bir başka Meclis üyesiyle ortak temsil ettiği Kooperatif için alınan böylesi kritik bir kararın alındığı toplantıya katılması Belediye Kanunu 35. maddeye aykırı değil mi?

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Seçer, Davultepe' ye küçük sanayi sitesi kurulması kararının alındığı Meclis toplantısına katılan konunun doğrudan tarafı ve tüzel kişiliğini Erhan Contar ile birlikte temsil ettiği Kooperatif Başkanı Bünyamin Önel' in katılmaları konusunda hukuki bir süreç başlatmayı düşünüyor mu?

Belediye kanunu 27 ve 35. maddelere aykırılık yönünden konuyu inceletecek mi?

Sorular çok, yerimiz sınırlı..

Umarım sorulara yanıt alırız ve o yanıtlar ışığında bir daha hiçbir kişi veya zümre, kentin genlerine kast eden böylesi girişimlere kalkışmaz..

Unutmayın başka Mersin yok ve olmayacak..

O nedenle kaderimizle oynamayın, çocuklarımızın geleceğini çalmayın..