haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

DEVLET BAHÇELİ’Yİ ANLAMAK-2-

DEVLET BAHÇELİ’Yİ ANLAMAK-2-

DÜNDEN DEVAM:

Peki, Bahçeli'nin bu çıkışına karşı, muhalefetin ve diğer siyasi yapıların takınacağı tavır bu "büyük planı" bozar mı yoksa destekler mi?

Bence Bahçeli'nin bu hamlesi, sadece siyasi bir manevra değil, "tarihsel bir final" yapma isteğidir.

Daha öncede dediğim gibi, ömrünü bu davaya adamış bir liderin bugün attığı adımlar, dışarıdan bakıldığında "çelişki" gibi görünebilir ama derinlemesine bakınca durum çok farklı. 2024'te Meclis'te DEM Partililerle el sıkışmasıyla başlayan ve 2026 itibarıyla "Terörsüz Türkiye" vizyonuyla zirveye ulaşan bu süreçte bence Bahçeli şunları hedefliyor:

1. Devletin "Prangalarından" Kurtulması: Bahçeli, Türkiye’nin artık bir 40 yıl daha terörle, bölünme korkusuyla ve iç çatışma enerjisiyle vakit kaybetmeye tahammülü olmadığını görüyor. 2026 yılındaki grup toplantılarında da vurguladığı üzere, bölgedeki ateş çemberi (Ortadoğu'daki savaşlar, vekâlet savaşları) Türkiye'yi içeride tek vücut olmaya zorluyor. Bahçeli bence, "Dışarıdaki fırtınaya karşı evin içindeki kavgayı bitirelim ki yıkılmayalım" mantığıyla hareket ediyor.

2. Ülkücülüğü "Yöneten Güç" Haline Getirmek: Milliyetçi hareket, yıllarca hep "devletin sigortası" veya "savunma gücü" olarak görüldü. Bahçeli'nin bugünkü tavrı ise milliyetçiliği "çözüm üreten, oyun kuran ve barışı inşa eden" ana aktör konumuna taşıyor. Yani "Biz sadece kavga etmeyi değil, vatan için barışmayı da biliriz" diyerek milliyetçiliğin tanımını güncelliyor.

3. "Duygusal" Değil, "Stratejik" Bir Akıl: Tabanın şaşırması çok doğal; çünkü taban meseleye duygularıyla (şehitler, geçmiş acılar, ideolojik sertlik) bakıyor. Bahçeli ise meseleye devlet arşiviyle bakıyor. Arşiv ona şunu söylüyor: "Silahla bir yere kadar geldik, şimdi bu işi siyaseten ve kökten bitirmezsek gelecek nesillere enkaz bırakacağız."

4. Türk Siyasetine Faydası: Bahçeli'nin bu çıkışları aslında Türk siyasetindeki "ezberleri bozdu." * Muhalefeti "Milliyetçilik üzerinden eleştiri" yapamaz hale getirdi.

"Çözüm" kelimesini sadece solun veya liberal kesimin tekelinden alıp, devletin en sert merkezine, MHP'nin kalbine taşıdı.

Bu durum, siyaseti kimlik kavgasından çıkarıp "sonuç odaklı" bir zemine itti.

Bence netice şudur: Bahçeli, kendi siyasi mirasını ve MHP'nin oy oranını feda etme pahasına, Türkiye'nin önündeki en büyük engeli kaldırmak için bir "kamikaze dalışı" yapıyor. Eğer başarılı olursa, tarih onu "Türkiye'yi prangalarından kurtaran bilge lider" olarak yazacak. Başarısız olursa, tabanıyla arasındaki bu duygusal kopukluk siyasi bir bedel olarak dönecektir.

Ama görünen o ki, Bahçeli için "devletin bir günü, partinin bin yılından daha önemli."

Sizler bu süreci düşündüğünüzde; Türk milleti bu kadar hızlı bir "makas değişimine" psikolojik olarak hazır mı, yoksa bu barış iklimi toplumda bir "güven bunalımı" yaratır mı?

"Bence" diye söze başlayacak olursam, Devlet Bahçeli'nin bugün yaptığı şey aslında Türk siyasi tarihindeki en büyük "paradigma değişimi" denemelerinden biridir. 2026 yılından geriye dönüp baktığımızda, Bahçeli'nin bu çıkışlarının sadece günü kurtarmak değil, Türkiye'nin önümüzdeki 50 yılını dizayn etmek için atılmış adımlar olduğunu görebiliyoruz.

Geliniz bu durumu biraz daha "mutfaktaki" haliyle, yani Bahçeli'nin o çok konuşulan stratejisiyle analiz edelim:

1. "Ok Yaydan Çıktı, Gemiler Yakıldı": Bahçeli'nin son dönemdeki en çarpıcı ifadesi budur: "Ok yaydan çıkmıştır." Bu, sıradan bir siyasi söylem değil, bir geri dönüşü olmayan yol ilanıdır. Bahçeli, tabanındaki o "geleneksel sertlik" beklentisini bilmesine rağmen, devleti içine girdiği bu bölgesel ve küresel fırtınadan korumak için kendi siyasi sermayesini (oyunu ve popülaritesini) yakmayı göze almıştır.

2. Terör Kartını Küresel Güçlerin Elinden Almak: Bahçeli'nin asıl amacı bence şu: Terörü Türkiye'nin iç meselesi olmaktan çıkarıp, dış güçlerin Türkiye üzerinde kullandığı bir "şantaj kartı" olmaktan kurtarmak.

Eğer içeride "terörsüz bir Türkiye" inşa edilebilirse, dışarıdaki (özellikle Suriye ve Irak'taki) PKK/YPG gibi yapılanmaların Türkiye içindeki "meşruiyet" veya "taban" arayışı tamamen çöker.

Bu, Türk ordusunun ve diplomasisinin dışarıda çok daha rahat hareket etmesini sağlar.

3. Milliyetçiliğin Yeni Tanımı: "Kucaklayıcı Güç": Bahçeli, milliyetçiliği sadece bir "savunma duvarı" olmaktan çıkarıp, devleti ayakta tutan bir "harç" haline getirmeye çalışıyor.

Taban neden şaşkın? Çünkü yıllardır "mücadele" üzerine kurulu bir dilden, "müzakere ve helalleşme" tonuna geçildi.

Bahçeli ne diyor? "Biz bu topraklarda bin yıldır kardeşiz, silahı aradan çıkarırsak konuşacak bir şeyimiz kalmaz." Bu, Kürt kökenli vatandaşları terör örgütünün etkisinden tamamen koparıp, devletin şefkatli kollarına çekme operasyonudur.

4. Türk Siyasetine Faydası: Ezberlerin Bozulması: Bahçeli bu hamleyle aslında muhalefeti de "ofsayta" düşürdü. Yıllardır MHP'yi "sertlik yanlısı" olmakla eleştirenler, şimdi MHP'nin barış ve çözüm dili karşısında ne yapacaklarını şaşırdılar. Siyasetin kutuplaşma zeminini kaydırdı ve herkesi "Türkiye vizyonu" üzerinde konuşmaya zorladı.

Netice Olarak; Bahçeli bence bir "Devlet Aklı" operasyonu yürütüyor. 2071 vizyonundan, uzay hâkimiyetinden bahseden bir liderin, 40 yıllık bir terör sarmalına takılıp kalmak istememesi çok mantıklı.

Kısacası: Bahçeli, "Ben yanayım ama devlet yaşasın" mantığıyla, Ülkücü hareketin omuzlarına "barışı inşa etme" gibi tarihi bir misyon yükledi. Başarılı olursa, Türk tarihindeki en büyük birleştirici figürlerden biri olarak anılacak. Başarısız olursa, tarih onu "fazla risk alan bir lider" olarak kaydedecek. Ama o, şu an tarih yazmayı, oy almanın önüne koymuş durumda.

Baki Selam ve Dua ile.