haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Doğruyu söylemek zor iştir!

Doğruyu söylemek zor iştir!

Hele ki bu devirde. Kimse doğrudan, haktan yana değilken, sen çıkarda doğruyu haykırır, HAK-HUKUK- ADALET der, Hak rıza gözetirsen, yandın gitti… Ama bu yanmak, çileye talip olmaktır. Zora talip olmaktır. Zora ve çileye talip olanlar asla yenilmezler, yüce Allah onlarla beraberdir.

Bu gün Pazar, DOĞRULUK ve DÜRÜSTLÜĞÜN ne denli meşakkatli ve çile dolu olduğunu aktarmak için size bir türkü hikâyesi ile sesleneyim istedim. Biliyorsunuz Anadolu da Türkülerimizin hep bir ana sebebi vardır. İşte aşağıdaki türkünün de hikayesi:

"Açılın Kapılar Şah'a Gidelim"

Vaktiyle, Hafik ilçesinin Sofular köyünde Hızır adında bir genç varmış. O zamanlar bu köyün halkı Alevi imiş. Zamanla yoldan çıkmışlar. Onların bu durumunu beğenmeyen Hızır, köyden ayrılmaya karar vermiş, çıkmış yola. Ha şurası, ha burası derken Banaz'a kadar gelmiş. Pir Sultan'ın yanına azap durmuş. Sonra da müridi olmuş. Aradan seneler geçmiş. Bir gün Hızır:

"Pirim", demiş; "Sen herkese himmet ediyorsun, her biri çeşitli makamlara geçiyor, ne olur, bana da himmet et, büyük adam olayım, ben de bir makama geçeyim."

Pir Sultan şöyle bir düşündükten sonra gülümsemiş. "Ulan Hızır ben dua ederim, belki sen de büyük adam olursun; Hatta paşa, vezir de olursun ama sonunda gelip beni astırırsın."

Yine de duasını eksik etmemiş. Hızır İstanbul'a gidip saraya girmiş. Ağa, Kapıcıbaşı, Paşa, Beylerbeyi derken vezir olup Sivas valiliğine atanmış. Pirini unutmamış, haber gönderip huzuruna getirtmiş. Hürmet, izzet, ikram derken bir hayli de sohbet etmişler. Yemekte mükellef bir sofra donanmış. Pir Sultan yiyeceklere şöyle bir bakıp hemen geriye çekilmiş. Paşa şaşırmış.

"Bir şey mi oldu pirim?" demiş. Pir Sultan, "Hızır", demiş; "Bu yemeklerde zina kokuyor. İçinde yetim hakkı var, sen bunları haram para ile yaptırmışsın."

Hızır Paşa "Yok pirim" dediyse de dinletememiş. Ama bir hayli de içerlemiş. Pir Sultan biraz daha ileri gidip, "Bunları ben değil, köpeklerim bile yemez. İstersen çağırayım da gör" demiş.

Hemen ünlemiş, köpekler anında gelmişler. Bir tepsiye haram yemek, bir tepsiye helal yemek konmuş. Önce haram yemekler getirilmiş. Köpekler şöyle bir koklayıp geri geri çekilmişler. Arkasından helal yemeklerle dolu tepsi gelmiş. Köpekler onu da kokladıktan sonra, kuyruklarını sallaya sallaya yemeye başlamışlar. Bu hakarete çok kızan Hızır Paşa, hırsını yenemeyip pirini Toprakkale'ye hapsettirmiş.

Eh, ne de olsa piri. Hırsı geçince bir bahane ile affetmek istemiş. Zindandan çıkartıp demiş ki:

"Bana içinde Şah'ın adı geçmeyen üç deyiş söylersen seni affedeceğim. Yok, söylemezsen kendin bilirsin."

Pir Sultan "Peki öyleyse" deyip tezeneye şöyle bir dokunmuş ve

"Açılın Kapılar Şah'a Gidelim",

"Kul Olayım Kalem Tutan Ellere" ve

"Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla" adlı deyişleri okumuş.

Pirini affetmeye hazırlanırken, onun hemen her fırsatta Şah'ı anması Hızır Paşa'yı çileden çıkarmış. Ne söylediğini, ne yaptığını bilemez hale gelmiş. Yanındakilere emretmiş:  "Asın bunu."

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ:

Hızır Paşa bizi berdar etmeden,

Açılın kapılar Şah'a gidelim,

Siyaset günleri gelip çatmadan,

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Burda bilmeyeni bildirirler mi

Eli bağlı namaz kıldırırlar mı

Yoksa Şah diyeni öldürürler mi

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar

Üstümüzde bite davacı otlar

Ölüm Allah emri ya eziyetler

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Her nereye baksam yolum dumandır

Pirim bana küfür etse imandır

Zincir boynum sıktı halim yamandır

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Sağlıklı mı ola dostun illeri

Karşıda görünen tozlu yolları

Şah’tan elçi gelmiş dem bülbülleri

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Güzel Şah'ım çıktı m'ola köşküne

Can dayanmaz gayretine müşkine

Seni beni Yaradan'ın aşkına

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Kapısı yok bacasından bakarım

Gözlerimden hasret yaşı dökerim

Şah'a giden bir bezirgân tutarım

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım güzel şah canım

Ağlamaktır benim demim devranım

Arşta melek yerde çeşm-i efgânım

Açılın kapılar Şah'a gidelim.  (Pir Sultan Abdal)

Hayırlı pazarlarınız olsun, Baki Selam ve Dua ile.