İstanbul'un Fethi'nin 573. Yıldönümü
Bugün 29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi'nin 573. Yıldönümü. Bu gün; nebevi müjdenin ışığında, muzaffer komutan Fatih Sultan Muhammed Han ve şanlı ordusunu kutlu asker yapan büyük zaferin yıldönümü.
Sadece Osmanlı ve Bizans Devleti’nin değil; kıtaların, milletlerin, medeniyetlerin, inançların tarihî seyrine de tesir etmiş bu çok yönlü ve etkili feth-i mübini; yeryüzünün merkezi, şehirlerin sultanı, sultanların şehri olan İstanbul’un fethini kutluyoruz.
Bu nedenle; Bu fetihten önceki Türk milletinin hali, fetih sonrası hali ve geldiğimiz nokta ile ilgili, bu günün anlam ve önemine binaen bir şeyler yazmak istiyorum.
1. Fetih Öncesi: Cihanşümul Bir İdealin Doğuşu
Fetih öncesindeki Türk milleti, Anadolu ve Rumeli’de kök salmış, ancak iki toprağının tam ortasında duran Bizans duvarı nedeniyle coğrafi ve stratejik olarak bölünmüş bir devletti.
- Parçalanmış Coğrafya, Kararlı İrade: Siyasi olarak beylikten devlete geçiş tamamlanmış, ancak tam anlamıyla bir "cihan devleti" olmanın önündeki en büyük engel İstanbul’du.
- Nebevi Müjde ile Yoğrulan Nesiller: Millet, sadece askeri bir başarıya değil, asırlardır İslam dünyasının kalbinde yatan o mukaddes müjdeye niyetlenmişti. Fetih öncesi dönem; sabrın, stratejik hazırlığın, havan topları ve gemileri karadan yürütecek kadar büyük bir mühendislik dehasının mayalandığı dönemdir.
2. Fetih Sonrası: Çağ Açan Muzaffer Medeniyet
Feth-i Mübin ile birlikte Türk milletinin tarihi seyri kökten değişti ve sadece bir şehir değil, bir "düzen" fethedildi.
- İmparatorluk Kimliği ve Cihan Devleti: İstanbul’un fethiyle Osmanlı, bölgesel bir güçten küresel bir imparatorluğa dönüştü. Coğrafi bütünlük sağlandı, İpekyolu’nun kontrolü ele geçti.
- Adalet ve Hoşgörü Medeniyeti: Fatih Sultan Mehmed, şehre girdiğinde sadece binaları değil, kalpleri de fethetti. Bizans halkının inanç özgürlüğünü güvence altına alarak, Türk milletinin adalet anlayışını ve farklı kültürleri bir arada yaşatma maharetini tüm dünyaya kanıtladı.
- Bilim ve Sanatın Merkezi: İstanbul; doğunun ve batının âlimlerini, sanatçılarını buluşturan küresel bir kültür başkenti haline geldi.
3. Bugün Geldiğimiz Nokta: Mirasa Sahip Çıkmak
Bugün 2026 yılında, fethin 573. yılında durduğumuz yer, o gün atılan muazzam temellerin üzerinde yükselmektedir.
- Tarih Bilinci ve Vizyon: Fatih’in fetihte kullandığı askeri deha, teknolojik yenilikçilik (Şahi topları) ve vizyon; bugün modern Türkiye’nin yerli teknoloji, savunma sanayii ve küresel diplomasideki bağımsızlık mücadelesine ilham vermektedir.
- Köprü Şehir, Küresel Güç: İstanbul bugün de kıtaları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan dünya siyasetinin merkez üssüdür. Geçmişten aldığımız bu büyük miras, bugünün gençliğine "çağ kapatıp çağ açacak" bir özgüven ve sorumluluk yüklemektedir.
Gönüllerin ve Çağların Fethi: İstanbul
Bugün, insanlık tarihinin rotasını değiştiren, nebevi müjdenin ışığında bir çağ kapatıp yeni bir çağ açan İstanbul’un Fethi’nin 573. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz.
29 Mayıs 1453’ten önce, Anadolu ve Rumeli arasında sıkışmış, askeri ve siyasi kuşatılmışlıkları aşmaya çalışan bir Türk milleti vardı.
Ancak bu milletin sinesinde sıradan bir toprak kazancı değil; adaleti, nizam-ı âlemi ve Peygamber efendimizin övgüsünü dünyaya yayma sevdası bulunuyordu.
Fatih Sultan Mehmed Han’ın askeri dehası, şanlı ordusunun imanıyla birleştiğinde, "yıkılmaz" denilen surlar devrildi, gemiler karadan yürütülerek tarih yeniden yazıldı.
Fetih sonrasında Türk milleti, fethettiği topraklara zulüm değil, adalet ve müsamaha götürdü. İstanbul, farklı inançların ve medeniyetlerin güven içinde yaşadığı bir esenlik yurdu haline geldi. Osmanlı, bu fethiyle bir dünya gücü olarak tarihteki yerini perçinledi.
Bugün geldiğimiz noktada bizlere düşen görev; fethin sadece askeri bir başarı olmadığını, arkasında muazzam bir bilim, sanat, adalet ve vizyon barındırdığını unutmamaktır.
Fatih'in İstanbul’u fethederken sahip olduğu o yenilikçi ruh ve azim, bugün de bağımsız, güçlü ve vizyoner bir Türkiye ideali için en büyük rehberimizdir.
Şehirlerin sultanı İstanbul'u bizlere miras bırakan başta Fatih Sultan Mehmed Han olmak üzere, mukaddes ordunun tüm şehit ve gazilerini rahmet ve minnetle anıyoruz. Fethimiz mübarek olsun.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















