Kanatlı Bekçiler ve Ekosistemin Gizli Gücü
Nihat Turan’ın kapsamlı araştırması “Türkiye'nin Av ve Yaban Hayvanları: Kuşlar” adlı eserde belirtildiği üzere; kuşlar, milyonlarca yıllık evrimsel süreçte kazandıkları aerodinamik yapılar, içi boş kemikleri, hava torbacıkları ve kusursuz tüy sistemleriyle doğanın en üstün yaratılmış harikalarından biridir (Turan, 1990). Her iklim kuşağında varlık gösteren bu canlılar; zıpkın gagalı balıkçıllardan makas gagalı flamingolara, sert pençeli yırtıcılardan tüneme uzmanı ötücülere kadar yaşadıkları ortama kusursuz bir uyum sağlamışlardır.
Prof. Dr. L. Sami Akalın’ın da “Türk Folklorunda Kuşlar” adlı eserinde ortaya koyduğu gibi, kuşlar dünyası yeryüzünün en büyük ve en sadık dengecileridir. İnsan eliyle yapılan hiçbir tarımsal ilaçlamayla yok edilemeyecek ölçüde zararlı böcek ve haşereyi tüketerek doğayı temizlerler; nitekim bir kumru binlerce yabani ot tohumunu yutabilir, bir baykuş veya şahin takip yeteneğiyle yılda yüzlerce fareyi etkisiz hale getirerek ekosistem zincirini korur. Kuluçka dönemindeki titizlikleri, yuva kurma mühendislikleri ve yavrularına taşıdıkları besinlerle doğadaki en fedakâr ebeveynlerdir (Akalın, 1993, s. 7-10).
Ekosistemde en iyi bilinen canlı türlerinin başında gelen kuşlar, aynı zamanda o ekosistemin ne kadar sağlıklı olduğunun da en hassas barometresidir. Kuş sayısındaki ve çeşitliliğindeki azalmalar, o bölgede ciddi çevre sorunlarının ve ekolojik tahribatın habercisidir. Bilimsel literatürde "mutualizm" olarak adlandırılan harika bir döngünün aktörleri olan kuşlar; tohum ve meyvelerle beslenirken, sindiremedikleri bitki tohumlarını uzak mesafelere dışkılarıyla taşıyarak bitkilerin çoğalmalarına, ormanların yenilenmesine ve yayılmalarına doğrudan aracılık ederler (Kardaş ve Cebe, 2021). Doğadaki bu besin döngüsünü sürdürme, biyolojik ayrışma sağlama ve zararlı böcekleri kontrol altında tutma gibi görevleriyle kuşlar, ekosistemin sarsılmaz teminatıdır.
Mersin’in Toros yaylalarından sahil şeridine, ormanlık alanlardan sulak sulak habitatlara kadar uzanan coğrafyasında gözlemlenen her kuş türü, bu büyük ekolojik zincirin ve estetik zenginliğin ayrılmaz bir parçasıdır. İlkbahar ve sonbahar aylarında bin bir zorlukla gerçekleştirdikleri o muazzam göç yolculukları, doğanın periyodik ve kusursuz senfonisinin en güzel göstergesidir (Kardaş ve Cebe, 2021). Ancak insan kaynaklı tehditler ve yaşam alanlarının daralması, bu kanatlı bekçilerin geleceğini her geçen gün daha fazla tehlikeye atmaktadır.
İnsanoğlu çevre bilincini gerçekten geliştirmek istiyorsa, önce gökyüzündeki bu kanatlı bekçilerin sesine ve uyarılarına kulak vermek zorundadır. Çünkü doğanın dengesi bozulduğunda ve ekosistem yara aldığında ilk susanlar kuşlar olur; kuşların susması ise yeryüzünün yavaş yavaş kararması, hayatın nehrinin kuruması demektir.
Kaynakça:
Akalın, L. S. (1993). Türk folklorunda kuşlar. Kültür bakanlığı., Kardaş, F., & Cebe, M. (2021). Sulak alanlar ve göçmen kuşların ekosistemdeki yeri. Memba Kastamonu Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dergisi, 7(1), s. 1-5. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1599097 adresinden alındı , Turan, N. (1990). Türkiye'nin Av ve Yaban Hayvanları: Kuşlar. Nurol Matbaacılık.





















