haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

NEDEN AHŞAP DEĞİL BETON KONUT?

Avrupa ve gelişmiş dünya ülkelerinde bakıyorum insanlar yaşayacakları evleri yerde müstakil olarak inşa ederken hep ağaç kullanıyorlar, bir proje çizip, ağaçla yapıyorlar ve içini bölerek şekillendirip çok mükemmel konutlar haline getiriyorlar. Bir müddet sonra 40- 50 yıl geçince değiştirip yeniden restore edip yeni bir çehreye kavuşturuyorlar. Küçük de olsa bahçeleri var, müstakil alanları var. Biz neden betona çakıldık kaldık böyle?

Bahsettiğim o müstakil, nefes alan, ahşap dokulu yaşam tarzı ile bizim içinde sıkışıp kaldığımız beton bloklar arasındaki tezat, gerçekten de insanı imrendirecek cinsten. Gelişmiş ülkelerin (özellikle Kuzey Amerika, İskandinavya ve Japonya gibi bölgelerin) ahşaba yönelmesi, bizimse betona "çakılmamız" arkasında sadece bir zevk tercihi değil; derin ekonomik, coğrafi ve sosyolojik sebepler barındırıyor.

Bizim neden betona gömüldüğümüzü ve onların neden ahşapla yükseldiğini birkaç temel başlıkla özetleyebilirim:

1. Coğrafya ve Hammadde Bolluğu

Ahşap evlerin yaygın olduğu ülkelere bakarsanız (Kanada, ABD, İsveç, Finlandiya vb.), muazzam bir orman varlığı görürsünüz. Bu ülkelerde ahşap, hem çok ucuz hem de sürdürülebilir bir endüstriyel hammaddedir.

Bizde ise durum farklı:

- Türkiye’de yapısal ahşap (kereste) üretimi sınırlı ve maliyetlidir.

- Buna karşılık, çimento ve tuğlanın hammaddesi olan kalker, kil ve toprak ülkemizde bolca bulunur. Biz, coğrafi olarak en kolay ve ucuz erişebildiğimiz malzemeye yöneldik.

2. Hızlı Göç ve "Barınma" Telaşı

Cumhuriyet sonrasında, özellikle 1950’lerden itibaren Türkiye’de köyden kente devasa bir göç dalgası yaşandı. İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirler milyonlarca göçmen aldı.

- Betonun Hızı ve Kitleselliği: Hükümetler ve müteahhitler, bu muazzam nüfusu acilen başını sokacak bir eve kavuşturmak zorundaydı. Ahşap ya da müstakil evler tek tek ve özenle yapılır; oysa betonarme teknolojisi, üst üste onlarca daireyi çok hızlı ve kitlesel bir şekilde üretmeye yarar.

- Dikey Büyüme Zorunluluğu: Kent toprakları sınırlı kalıp nüfus patlayınca, yatay mimari (müstakil evler) yerine dikey mimari (apartmanlar) zorunlu bir hırsa dönüştü.

3. Deprem Algısı (Doğru Bilinen Yanlışlar)

Ülkemiz bir deprem kuşağı. Geçmişte yaşanan büyük yangınlar (özellikle Osmanlı dönemindeki İstanbul yangınları) ve kalitesiz yapılan eski ahşap evlerin depremlerde hasar görmesi, halkta ve yönetimlerde şöyle bir algı yarattı: "Ahşap dayanıksızdır, yangına gelmez; beton sağlamdır ve bizi korur."

Oysa durum tam tersidir:

-Esneklik: Ahşap, deprem dalgalarına karşı esner ve hafif olduğu için üzerine binen yıkıcı yük azdır. Japonya bu yüzden ahşap mimaride liderdir.

-Biz ise betonarmeyi "güç" ile bağdaştırdık ancak onu da mühendislik kurallarına uygun yapmadığımız için depremlerde büyük acılar yaşadık.

4. Ekonomik ve Kültürel Miras: "Apartman Dairesi" Statüsü

Bizde nesiller boyu "başını sokacak bir ev" sahibi olmak hayatın en büyük amacı oldu.

- Yatırım Aracı: Betonarme bir apartman dairesi, Türkiye'de her zaman likit (çabuk nakde çevrilebilen) ve değer kazanan bir yatırım aracı olarak görüldü.

- Bakım Kolaylığı: Ahşap evler düzenli bakım ister (40-50 yılda bir restorasyon dediğiniz süreç ciddi bir maliyet ve işçiliktir). Bizim insanımız ise "Bir kere alayım, ömür boyu boya-badana dışında masraf çıkarmasın, çocuklarıma miras kalsın" mantığıyla betonu tercih etti.

Özetleyecek olursam; Batı dünyası endüstrileşmesini erken tamamladığı, nüfus artışını dengelediği ve banliyö (şehir dışı müstakil yaşam) kültürünü oturttuğu için o imrendiğiniz modele geçebildi. Biz ise hızlı şehirleşmeyi, plansızlığı ve nüfus yoğunluğunu ancak "binaları üst üste dikerek" yönetebildik.

Bugün gelinen noktada, şehirlerin boğucu sıcağından ve kalabalığından kaçmak isteyen birçok insan sizinle aynı şeyi mırıldanıyor. Belki de gelecekte, tersine göçle birlikte hafif çelik veya ahşap prefabrik müstakil evlere olan talep bizde de bu kültürü yeniden canlandırır.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı