haberanaliz
Yalçın TOPÇU

Yalçın TOPÇU

Mail: yt@gmail.com

SULTANÜ’Ş -ŞUARA NECİP FAZIL KISAKÜREK…

SULTANÜ’Ş -ŞUARA NECİP FAZIL KISAKÜREK…

Türk edebiyatı ve siyaseti, NECİP FAZIL KISAKÜREK sonrasında bir daha eskisi gibi olmadığını düşünenlerden biriyim naçizane.

Çünkü o, şiiri kâğıttan alıp kürsüye çıkardı ve o kürsüyü de darağacının önüne dikerek, bir elinde ÇİLE, öbür elinde İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ ile mısralarla devirip makaleyle diriltti.

“Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!” dizeleriyle Cumhuriyet’in ilk kuşağının iç bunalımını ifade eden, CHARLES BAUDELAİRE’yi okumuş ve ABDÜLHAKİM ARVASİ Hazretleri önünde diz çökmüş asrın YUNUS’u idi.

“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul” dediği ve ‘metafizik ıstırabı’ sokak Türkçesine tercüme ettiği içindir ki… ÜSTAT; sadece şair, yazar, müstesna bir münevver ve dava adamı olmasının yanında aynı zamanda bir ruh doktoruydu.

1934’te “Dur!” dedi kendi kendine, hayatını gözden geçirerek: “Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum.” dedi ve davasının yayın organı BÜYÜK DOĞU’yu çıkardı fakat 1943-1978 yılları arasında 16 defa kapatıldı ve kendisi de 17 defa hapse girdi.

Tek Parti CHP iktidarına, 27 Mayıs’a, 12 Mart’a, 12 Eylül’e aynı yerden çattı: “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diyerek bazen sağa da vurdu, ama materyalist solun başına bela oldu çünkü onun terazisi sadece hakikatti ve bu yüzden de dostu az, düşmanı çok oldu.

YASSIADA’da cuntanın mahkemesinde, Başvekil ŞEHİT MENDERES ve arkadaşları ile ÜSTAT da sanık sandalyesindeydi.

2 EYLÜL 1961. Başvekil ŞEHİT MENDERES bitkin, çökmüş, idamı bekliyor.

Ve Üstat NECİP FAZIL KISAKÜREK söz alıyor, salona dönüyor ve haykırıyor: “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin! Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de!”

Cunta Mahkemesinin Divan Başkanı SALİM BAŞOL “Sus!” diye bağırıyor ama o susmuyor çünkü o an şiir, cunta mahkemesinin adaleti hukuk olmayan hükmünden daha üstündü.

İdam sehpasına 15 gün kala ŞEHİT BAŞVEKİL MENDERES’e bir “DEV” olduğunu hatırlatıyor.

“Zeybeğe Dair” diye 1940’larda Efe’ye, Anadolu’ya yazdığı şiiri, Yassıada’da, devletin yükünü sırtlamış bir başvekile zalimlere rağmen bağıra bağıra ithaf ediyor ve “Tekerlek tümsekte kalmaz, yarın bizimdir” diyerek, geleceğin millî iradeye ait olduğunu 27 MAYIS darbecilerinin yüzüne tokat gibi vuruyor.

REİS BEY’de ; “Merhamet, cemiyetin temelidir.” diyerek, hukukun vicdanı öldürdüğü yerde, kalemini cübbeye üstün kıldı.

Bugün de hâlâ hukuk fakültelerinde okutuluyor.

Bugün EYÜP’te ebedî istirahatgâhındaki taşında kendi vasiyetiyle şu dizeler yazıyor: “Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam.”

O kalabalıklara değil, inanmışlara seslendiği içindir ki, her birimiz, ebedî âleme giderken salımızdan tutacak, onun dediği o dört inanmış adamı arıyoruz.

Yassıada’da cuntanın mahkeme heyeti karşısında, “Sen bir devsin” dediği Menderes’in kabri de, kendi kabri de, milletimizin vicdanında ve gönlümde kıyamete kadar yan yana dualarla yıkanmakta, kürsülerde onun şiirleri okunup, dizeleri duvarlara yazılmaktadır.

26 MAYIS 1904’te İstanbul’da dünyaya gelen, 25 MAYIS 1983’te İstanbul’da Hakk’a yürüyen Şairler Sultanı NECİP FAZIL KISAKÜREK; tek kişilik şair, tek kişilik edebiyat, tek kişilik muhalefet, tek kişilik dava adamı, “Sakarya saf çocuğu masum Anadolu’nun” diyerek Sakarya Nehri’ni saf, temiz ve dirayetli milletimiz ile özdeşleştiren, “Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!” ifadesiyle de yeniden dirilişe çağıran kalemli serdengeçtisiydi..

Allah (cc) SULTANÜ’Ş-ŞUARA ÜSTAT NECİP FAZIL KISAKÜREK’e rahmet etsin, mekânı cennet, ruhu şâd olsun. El-Fatiha.

Yalçın TOPÇU

T.C. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı