Ülkücü Kimliğimiz
İmanın gereği, yanlız Allah’a ibadet ve onun hükümlerine göre yaşamayı kendine şiar edinmiş, günü birlik yaşayış seviyesine düşmeyip rahat ve konforun esiri olmadan, Allah’ın dinine teslim olma bahtiyarlığına ermiş, yalnızca onun indirdikleri ile kendisine hükmedilmesini ve bu durumu koruyabilmek için feda edemeyeceği hiçbir şeyi olmayan, esir düşse bile karşıt dünyanın inancıyla, ideolojisiyle hesaplaşma hınç ve şuuruyla kendini donatan iman cephesinin gönül erleri olan ÜLKÜCÜLER; uğrunda ölmeye değer tek kıymet sisteminin İslam olduğunu ve zulümden arındırılmış böyle şerefli hayatın ancak gerekirse uğrunda canını kurban etmekle kazanabileceğini, binlerce gönüldaşını bu uğurda şehid vererek ispatlamışlardır..
Eh büyük insani özellik insanın yaşadığı zamana karşı sorumlu olduğunu ve bu sorumluluğun beraberinde bir takım görev ve yükümlülüğünün insana yüklediği bilinç ve şuurun oluşmasıdır.
Aynı sorumlulukları taşıyanlar, birlikteliğe tabi aynı hareket içinde olması gerekir.
Sorumluluğun gereklerini yerine getirme şartıyla Tevhidi (La ilahe illallah) kabul eden muvahit Müslümanlar, içinde yaşadığı zamana karşı sorumluluğunu yerine getirirken, tevhidi perspektiften zamanı içinde tanımak ve özelliklerini ortaya koyma yeteneğine sahip olmalıdırlar.
Bu şartlarda ülkücünün ilk görevi yaratılış gayesinin idrakinde ikbalin “ey Müslümanlar, zamanın Nemrutlarını iyi tanıyın ki, siz de iyi bir İbrahim olasınız” sözünün esprisinde şuurlanıp, içinde yaşadığımız çağın zamanını her türlü putuyla karartan, çağdaş Nemrutlara İslami bir kimlikle Hz.Ömer cesaretiyle dikilmektir.
Baki Selam ve Dua ile.


















