Ülküsü olan Gençlik yetiştirmeliyiz!
Sistemler içerisinde Pazar malı haline gelen, getirilen, insanı, yaratılışının asli gayesine ulaştırmak bizim meselelerimiz içerisindedir.
İnsan kendini tanımalı, bilmeli ve yaratanın emrinde olmalıdır.
Bu oluş, ferdin kurtuluşu ile nihayetlenmeyip top yekûn cemiyeti ayağa kaldırmalıdır.
Huzurunu yitirmiş cemiyetlerin idare edileninden, yöneticisine kadar bütün damarları tek tek aynı ruh ve şuur ile açılmalıdır.
Aksi halde biz bu ırmağın kenarında daha çok bekleriz.
İnsan, tesirlere açık bir varlıktır.
Bizim insanımız asırlarca ruh ve maddede muhtelif tesirlerle yön değiştirmiştir.
Değişen yönler içinde aynı kalmak ve başkalaşmamak merkezi diriliğini muhafaza etmiştir.
Türk milleti, zaman zaman kendi içiresinden çıktığı halde kendilerini başka kültürlerin potasına çekmek isteyenlere karşı tavizsiz olmasına rağmen; millet olma unsurlarını ayakta tutmaya çalışan bütün milli değerleriyle donanarak hareket edenlere karşıda kayıtsız ve hatta cephe alır duruma girmiştir. Kendisini milletine adayanlar maalesef milleti tarafından dışlanmıştır.
Niçin?
Bu sual çetindir.
Bu ifritten sualin “niçin’i”, Ahmet Hikmet’in Turhan’ını çıldırtmıştır.
Bu niçin sualine cevap verecek olanlar yine Turhan’ın acı sonuna eş değerde kendilerini ya soğuk taş duvarlar arasında, ya selvilerin altında veya bütün vurdumduymazlığı ile halk denilen kitlenin içinde bulmuşlardır.
Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir.
Düzeltmesine ama bin eğri arasında bir doğrunun kendini kaybetmesi tehlikesine karşı hiçbir tedbir almadan bu iş başarılabilinir mi?
Gençliğe hangi ideali verelim?
Milliyetçilik mi, İslam’mı?
Elbette hak yolunda yürüyenlerin engelleyicileri olacaktır.
Ezeli bir kanunudur bu.
Şeytan ve yardımcıları, Allah erlerinin amansız düşmanlarıdır.
Onların, kabuğunda zevk ve sefa içinde ateş olan dünyalarına karşılık inananların dışı cefa, yokluk, sıkıntı, çile ile kaplanmış nur dolu âlemleri vardır.
Türk gençliği çileli yolun yabancısı değildir.
Zaman zaman hayatının zevkli yanları gözlerini kamaştırsa da bu gençler günün birinde mutlaka kudret sahibi Allah’ın yolunda toplanacaklardır.
Türk İslam ülküsü ışığı bütün karanlıkları dağıtacaktır.
Zalimler istemese de, engelleseler de bu ideali bütün Türk gençliğine verme mücadelemiz devam edecektir.
Önce milletimiz uyandırılmalıdır.
Arkasından, “Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız mutlaka en üstünsünüzdür” (Al-İmran 139) ilahı hitabını şiar edinip küfür kalelerini yıka yıka yürüyüşe devam…
Evet, durmak, hele hele gerilemek hiç yok!
Baki Selam ve Dua ile.


















