YETER YAHU, NETENYAHU!!!
Netanyahu, ABD-İran arasında Pakistan'da gerçekleştirilen müzakerelerin sonucu belirsizliğini korurken İran-İsrail ilişkilerine ilişkin ÇOK talihsiz bir açıklama yaptı. Netanyahu açıklamalarında Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da hedef alarak, “Liderliğim altında İsrail, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aksine İran’ın terör rejimi ve vekilleriyle savaşmaya devam edecek. Erdoğan, onları barındırıyor” ifadelerini kullandı.
Bu çirkin ifadeleri bir kenara, Ölümler ile katliamlar ile anılan Netenyahu’nun derdi ne esas amacı ne, Türkiye ile her açıdan (askeri, stratejik, Ekonomik) boy ölçüşebilir mi? Türkiye ile savaş ilan etse, yâda Türkiye’yi savaşın içine çekse nasıl bir duruma gelir?
Bu ortamda Dünya iyiliği ve kardeşliği için Erdoğan mı, Yoksa Netenyahu’mu demek lazım? Bunun kendimce analizi yapmak isterim:
Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamaları, aslında bölgedeki sıkışmışlığının ve stratejik yalnızlığının bir dışavurumu olarak okunabilir. Bu durumu askeri, ekonomik ve jeopolitik açılardan analiz etmek, "derdin" ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.
1. Netanyahu’nun Esas Amacı ve Derdi Ne?
Netanyahu’nun bu sert retoriğinin arkasında birkaç temel motivasyon yatıyor:
-İç Siyaset ve Bekayı Koruma: Netanyahu, İsrail içerisinde ciddi yolsuzluk davaları ve toplumsal protestolarla karşı karşıya. Dışarıda bir "düşman" yaratarak dikkati dağıtmak ve sağ seçmeni konsolide etmek istiyor.
-Dikkat Dağıtma (Gazze ve Lübnan): Gazze’deki sivil katliamlar ve uluslararası mahkemelerdeki soykırım suçlamaları nedeniyle İsrail köşeye sıkışmış durumda. Türkiye gibi bölgesel bir gücü hedef alarak tartışmayı "terörle mücadele" eksenine çekmeye çalışıyor.
-Türkiye’nin Bölgesel Etkisini Kırmak: Türkiye, Filistin meselesinde küresel vicdanın sesi haline geldi. Netanyahu, Türkiye’yi "terör destekçisi" gibi göstermeye çalışarak bu diplomatik üstünlüğü zayıflatmayı hedefliyor.
2. Türkiye ve İsrail: Güç Dengesi
Netanyahu'nun Türkiye ile "boy ölçüşmesi" rasyonel bir askeri veya ekonomik zemine dayanmamaktadır.
Askeri ve Stratejik Açıdan
Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahiptir ve savunma sanayiinde (İHA/SİHA, füze sistemleri, yerli gemiler) dünyada bir dev haline gelmiştir.
-Derinlik: İsrail coğrafi olarak çok dar bir alana sıkışmıştır ve "stratejik derinliği" yoktur. Türkiye ise devasa toprakları, insan kaynağı ve lojistik derinliği ile sürdürülebilir bir savaş kapasitesine sahiptir.
-Vekil Güçler vs. Düzenli Ordu: İsrail genelde vekil güçlerle veya teknolojik üstünlükle nokta operasyonlar yapar. Türkiye ise hem asimetrik savaşta hem de konvansiyonel (topyekûn) savaşta dünyanın en deneyimli ordularından birine sahiptir.
Ekonomik Açıdan
İsrail ekonomisi yüksek teknolojiye dayalı olsa da, savaş ortamında dış yardımlara (özellikle ABD) muhtaçtır. Türkiye ise üretim gücü, tarım kapasitesi ve ticaret ağlarıyla çok daha dayanıklı bir yapıdadır. Uzun süreli bir gerginlikte İsrail’in lojistik ve ekonomik olarak ayakta kalması, Batı desteği olmadan imkânsızdır.
3. Türkiye Savaşı İçine Çekilirse Ne Olur?
Eğer İsrail, Türkiye’yi doğrudan bir çatışmanın içine çekerse bu durum İsrail için stratejik bir intihar olur:
-Bölgesel İzolasyon: Türkiye ile bir çatışma, İslam dünyasını ve bölge ülkelerini tamamen İsrail’e karşı birleştirir.
-NATO Faktörü: Türkiye bir NATO üyesidir. Her ne kadar İsrail'in ABD ile özel ilişkileri olsa da, bir müttefike saldırı durumu uluslararası dengeleri altüst eder.
-Lojistik Çöküş: Akdeniz’de Türk Deniz Kuvvetleri’nin hakimiyeti, İsrail’in deniz ticaret yollarını tamamen felç edebilir.
4. Kimin Yanında Durmalı: Erdoğan mı, Netanyahu mu?
Dünya barışı, insan hakları ve evrensel etik değerler üzerinden bakıldığında tablo oldukça nettir:
Kriter | Cumhurbaşkanı Erdoğan | Binyamin Netanyahu |
|---|---|---|
Vizyon | "Dünya beşten büyüktür" diyerek küresel adaleti savunuyor. | Kendi siyasi bekası için savaşı yayma riskini alıyor. |
Barış Girişimleri | Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk, tahıl koridoru gibi küresel çözümler üretiyor. | Bölgeyi istikrarsızlaştıran ve sivil ölümlerine yol açan politikalara imza atıyor. |
İnsani Duruş | Milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor ve Gazze için insani yardımı örgütlüyor. | Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Adalet Divanı'nda ağır suçlamalarla karşı karşıya. |
Sonuç olarak; Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik saldırgan dili, bir güç gösterisi değil, aksine bir zayıflık ve sıkışmışlık göstergesidir. Dünya barışı ve bölge huzuru için çözüm; nefret dilini ve katliamları savunanlardan değil, adaleti ve diyaloğu önceleyen liderlerden geçmektedir.
Baki Selam ve Dua ile.























