GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-1-

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş yazdı: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-1-
Türkiye'de tarım sektörünün ve çiftçilerin yaşadığı büyük zorluklar, hem kırsal kalkınma hem de gıda güvenliği açısından hayati bir sorundur. Üreticiyi ve tüketiciyi aracı maliyetlerinden korumanın en etkili yollarından biri, üretim ve tüketim kooperatiflerinin güçlü bir şekilde örgütlenmesidir.
Bugün itibari ile bu konu hakkında siz değerli kamuoyunu bilgilendirmeye çalışacağım.
Bu yapının yurt geneline yayılması ve işlevsel hale gelmesi için toplumun tüm kesimlerinin, tüm meslek kuruluşu temsilcilerinin, devletimizin ilgililerinin, üretici, tüketici el ele vererek, atılması gereken temel adımlar ve çözümlenmesi gereken hususlar var.
1. Yasal ve Bürokratik Engellerin Kaldırılması
Basitleştirilmiş Mevzuat: Kooperatif kurma süreçleri son derece bürokratik ve maliyetlidir. Kuruluş aşamasındaki izinler sadeleştirilmeli ve vergisel muafiyetler getirilmelidir.
Özerk Yapı: Kooperatifler siyasi müdahalelerden ve bürokratik vesayetten arındırılarak tamamen ortakların çıkarlarını savunan demokratik yapılara dönüştürülmelidir.
2. Güçlü Bir Tedarik ve Lojistik Ağı Kurulması
Soğuk Zincir ve Depolama: Üreticinin elindeki ürünün değerinde satılabilmesi için yerelde lisanslı depoculuk ve soğuk zincir altyapısı devlet destekleriyle yaygınlaştırılmalıdır.
Doğrudan Pazar Erişimi: Üretim kooperatifleri ile büyük şehirlerdeki tüketim kooperatifleri arasında doğrudan tedarik zincirleri kurulmalı, aradaki komisyoncular (tefeciler ve spekülatif aracılar) devre dışı bırakılmalıdır.
3. Dijitalleşme ve Ulusal Ağ Örgütlenmesi
Ulusal Birlik ve Platform: Bölgesel kalan kooperatifler tek bir çatı altında (örneğin ulusal bir federasyon veya birlik olarak) toplanmalı, böylece ölçek ekonomisi yaratılmalıdır.
Dijital Paryerleri (App/Web): Tüketicilerin yerel ve kooperatif ürünlerine doğrudan ulaşabileceği, şeffaf fiyatlandırmanın yapıldığı ulusal bir e-ticaret ve lojistik ağı kurulmalıdır.
4. Bilinçlendirme ve Eğitim Faaliyetleri
Kooperatifçilik Kültürü: Ortaklık bilincinin yerleşmesi için üreticilere kooperatif yönetim ilkeleri, finansal okuryazarlık ve doğru tarım teknikleri konusunda düzenli eğitimler verilmelidir.
Tüketici Bilinci: Tüketicilere, kooperatiflerden alışveriş yapmanın sadece ucuz gıdaya erişmek değil, aynı zamanda yerel üreticiye ve ülkenin gıda geleceğine sahip çıkmak olduğu anlatılmalıdır.
Değerli insanlarımız, Başarılı bir kooperatifçilik modeli için devletin "müdahale edici" değil, "kolaylaştırıcı, denetleyici ve altyapı sağlayıcı" bir rol üstlenmesi kritik önem taşımaktadır.
Hep birlikte yaşıyor görüyoruz, gıda tekellerinin ve dev zincir marketlerin piyasayı tekelleştirmesi, hem üreticiyi yok pahasına çalışmaya mahkûm ediyor hem de tüketiciyi fahiş fiyatlar ve kuşkulu gıdayla baş başa bırakıyor. Gıda bir ticari emtia değil, en temel insan hakkıdır ve bu alandaki piyasa denetimsizliği doğrudan halk sağlığını tehdit etmektedir. Üreticiden tüketiciye kadar tüm ürün gruplarını kapsayan, ulusal ölçekte entegre bir kooperatif modelini hayata geçirmek elzemdir. Bunun için ise izlenmesi gereken stratejik yol haritası şu şekildedir:
1. Entegre Tedarik ve Dağıtım Ağı (Tarladan Sofraya)
Merkezi Dağıtım Merkezleri: Üretim bölgelerinde kurulacak ortak toplama, tasnif, paketleme ve soğuk hava tesisleri ile tüketim merkezlerindeki kooperatif marketler/dağıtım ağları doğrudan bağlanmalıdır.
Aracıları Devre Dışı Bırakan Modeller: Üretim kooperatifleri doğrudan tüketim kooperatiflerine fatura kesebilmeli; böylece 4-5 aşamalı aracı zinciri ortadan kalkarak fiyatlar tüketiciye ucuz, üreticiye ise karlı yansıtılmalıdır.
2. Ulusal Tüketim Kooperatifleri Ağı ve "Halk Market" Modeli
Mahalle Örgütlenmesi: Tüketim kooperatifleri sadece e-ticaretle sınırlı kalmamalı; her mahallede veya semtte halkın güvenle, ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşabileceği kooperatif satış noktaları yaygınlaştırılmalıdır.
Ön Alım Garantisi: Tüketim kooperatifleri, üretici kooperatiflerine sezon başında "ön alım garantisi" vererek çiftçinin ne ekeceğini bilmesini ve finansal olarak güvenceye kavuşmasını sağlamalıdır.
3. Finansal ve Altyapısal Güç Birliği
Halk Bankası ve Fon Destekleri: Kooperatiflerin ilk yatırım maliyetleri (depo, lojistik, araç filosu) devlet teşvikleri ve halkın katılımıyla kurulacak kooperatif fonlarıyla (halk finansmanı) desteklenmelidir.
Şeffaf Fiyatlandırma Politikası: Zincir marketlerin aksine, kooperatif raflarında üreticiye ödenen fiyat, lojistik maliyet ve nihai satış fiyatı açıkça yazılmalı; halka şeffaf bir ekonomi modeli sunulmalıdır.
4. Gıda Güvenliği ve Yerel Tohumun Korunması
Bağımsız Laboratuvar Denetimi: Gıda tekellerinin kar odaklı standartları yerine, halk sağlığını öngeleyen sıkı ve bağımsız kalite kontrol mekanizmaları kooperatifler bünyesinde kurulmalıdır.
Ata Tohumu ve Ekolojik Üretim: Kooperatifler sadece fiyat odaklı değil, aynı zamanda kimyasal girdilerden arındırılmış sağlıklı gıda üretimi için çiftçiye yerli tohum ve organik gübre desteği sağlamalıdır.
Önemli bir gerçekliğin altını çizmeliyim. Bu modelin başarısı, halkın tamamının, tüm kesimlerin tüketim alışkanlıklarını değiştirip zincir marketlerden bilinçli olarak uzaklaşmasına ve "dayanışma ekonomisine" omuz vermesine bağlıdır.
Kalıcı ve gerçekten halka ait bir sistemin kurulması ancak tabanın iradesiyle (halkın ve üreticinin bu işi sahiplenmesiyle) mümkündür. Ancak bu hareketin yalnız ve desteksiz kalmaması, yerel yönetimlerin gücüyle ve kurumsal altyapısıyla buluştuğunda kitlelere yayılması hızlanır. Bu iki gücü (halk iradesi + yerel yönetim desteği) birleştiren ideal stratejimiz şu ayaklar üzerine oturmalıdır:
1. Tabanın İradesi ve Öz-Örgütlenme (Halkın Gücü)
Bilinçli Tüketici Grupları: Mahalle bazında "Gıda Toplulukları" veya tüketim insiyatifleri kurularak halkın kendi kooperatifinin ortağı/sahibi hissetmesi sağlanmalıdır.
Üretici Dayanışması: Çiftçilerin mahalle ve köy bazında bir araya gelerek küçük birlikler kurması, "ne üreteceğiz, kaça mal edeceğiz" kararını birlikte alması gerekir.
Gönüllülük ve Aidiyet: Sistem yukarıdan dayatma olursa yürümez; halkın "bu benim dükkanım, bu benim tarlam" bilincini taşım şarttır.
2. Yerel Yönetimlerin Katalizör Rolü (Ciddiyet ve Destek)
Ücretsiz Pazar ve Mekan Sağlama: Belediyeler, şehir merkezlerinde ve mahallelerde üretici pazarları veya tüketim kooperatifi dükkanları için düşük maliyetli ya da ücretsiz yer tahsis etmelidir.
Lojistik ve Altyapı Desteği: Üreticinin ürettiği ürünü şehre taşımak için soğuk zincirli kamyonetler, soğuk hava depoları ve tanzim/tasnif merkezleri belediye imkanlarıyla kurulabilir.
Halk Ekmek / Halk Market Modeli: Yerel yönetimler, bu kooperatiflerin ilk müşterisi ve en büyük güvencesi olarak, üretici kooperatiflerinden doğrudan alım yaparak (örneğin okul sütü, sosyal yardımlar veya halk marketler için) devasa bir pazar yaratabilir.
3. Güç Birliği İçin Yol Haritası
Yerelde Başlangıç: Bir ilçede veya mahallede üreticilerin ve tüketicilerin bir araya gelip küçük ölçekli bir ağ kurması.
Belediye ile İş Birliği: Yerel yönetimin kapısının çalınarak lojistik ve satış yeri desteği talep edilmesi.
Ağın Genişletilmesi: Başarılı olan pilot bölgenin diğer ilçelere ve nihayetinde ulusal bir federasyona dönüştürülmesi.
Değerli insanlarımız, Gıda egemenliğini geri almanın ve sağlıklı, ucuz gıdaya ulaşmanın tek yolu bu dayanışma ağını örmektir. Bu modelin ilk adımı olarak çevrenizde veya bulunduğunuz bölgede böyle bir hareketi başlatmak için öğretmenler, esnaf, mühendislerin de her kesimden meslek gurubunun da bu işe el vermesi gerekir. Saydığım veya tüm meslek gurupları dediğim kesim, toplumu bilinçlendirme ve kooperatif ağını teknik ve pratik olarak örme konusunda en kritik halkayı oluşturuyor. Her bir grubun üstleneceği rol bu yapının omurgasını meydana getirecektir:
Öğretmenler (Öncü ve Bilinçlendirici Güç): Toplumun en saygın ve kanaat önderi kesimi olarak öğretmenler; hem öğrencilere hem de velilere gıda bilincini, kooperatifçilik kültürünü ve yerli üretimin önemini aktarabilirler. Mahalle düzeyindeki tüketim gruplarının ilk kurucuları ve organize edicileri genellikle öğretmenlerdir.
Mühendisler (Teknik ve Lojistik Akıl): Ziraat, gıda, endüstri ve bilgisayar mühendisleri; üretimin verimli yapılması, tarladan sofraya soğuk zincirin kurulması, kalite kontrol laboratuvarlarının işletilmesi ve ürünlerin internet üzerinden şeffaf bir şekilde tüketiciye ulaştırılacağı dijital altyapının kurulmasında hayati rol oynarlar.
Esnaf (Ticari Güven ve Yerel Dağıtım Ağı): Mahalledeki dürüst esnaf, bu sistemin düşmanı değil aksine doğal müttefikidir. Büyük zincir marketlerin ezdiği mahalle esnafı, kooperatiflerin yerel birer satış noktası veya dağıtım üssü haline gelerek hem kendi işletmesini kurtarabilir hem de halka güvenilir gıda sunabilir.
Bu üçlü ittifak; öğretmenlerin inancını, mühendislerin akılcı altyapısını ve esnafın sahadaki dağıtım gücünü birleştirerek tabandan yukarıya doğru kusursuz bir yerel ekonomi modeli yaratacaktır..
Bakınız, burada yazıyorum. Lafla, sadece sohbetle veya iyi niyet temennileriyle bu devasa çarkı döndürmek imkânsız. Karşımızda gıda tekelleri ve milyonlarca dolarlık sermaye ağları var. Buna karşı verilecek mücadele; profesyonel, disiplinli, hukuki temelleri sağlam ve somut adımlara dayanan bir operasyonel akıl gerekir. Ülkemizdeki, yöremizdeki inançlı, sistemi değiştirmek isteyen bireylerin bu işi fiilen canlandırmak ve somut bir hareket başlatmak için izleyebileceği, naçizane olarak hazırladığım net ve pratik yol haritası şöyledir:
1. İlk Çekirdek Ekip ve Hukuki Statü (En Az 7 Kişi)
Resmi Adım Atmak: Kooperatifçilik kanununa göre (Türkiye'de Kooperatifler Kanunu Madde 43 uyarınca) ana sözleşmeyi imzalayarak resmi olarak ilk adımı atın. Sadece "biz bir grubuz" demek yetmez, tüzel kişiliğe sahip bir Tüketim veya Üretim Kooperatifi kuracağız.
Profesyonel Beyin Takımı: Çevrenizdeki mühendis, öğretmen veya mali müşavir dostlarınızla resmi olmayan ama görev dağılımı net olan bir "kurucu yönetim masası" kurun. Kim lojistikle ilgilenecek, kim üreticiyle masaya oturacak, kim hukuki işleri yürütecek önceden belirleyeceğiz.
2. Üretici ile "Aracısız" Sözleşme Masası
Sohbet Değil, Sözleşme: Üretici bölgelerine (köylere, çiftçi birliklerine) bizzat gidip onlarla alım garantili sözleşmeli üretim masasına oturacağız.
Örnek Model:"Biz şu kadar tüketiciyi arkamıza aldık, senin domatesini/zeytinyağını piyasa tüccarına değil, doğrudan bize şu fiyata veriyorsun, parasını peşin/ön ödemeli veriyoruz" diyeceğiz. Çiftçiye laf değil, güvence ve pazar götüreceğiz.
3. İlk Dağıtım ve Lojistik Hücresinin Kurulması
Depo Değil, Hızlı Dağıtım Üssü: Büyük depolara ihtiyacınız yok. İlk etapta bir garaj, küçük bir dükkân veya esnaf bir dostun deposunu lojistik merkez yaparız.
Dijital / Liste Usulü Sipariş: Ürünleri tezgâha koyup satmayı beklemeyeceğiz. Önce sipariş toplayacağız (örneğin WhatsApp grupları, basit bir web sitesi veya yerel listeler üzerinden), çiftçiden ürünü alıp doğrudan o hafta tüketicilere ulaştıracağız. Böylece Stok maliyetini sıfırlayacağız..
4. Sermaye ve Fon Yönetimi (Halkın Gücüyle)
İmece Usulü Sermaye: Bankalara borçlanarak bu işe başlamayacağız. Siteme dâhil olacak her tüketiciden küçük birer "ortaklık payı" veya "peşin ürün havuzu bedeli" alarak ilk lojistik ve yakıt maliyetini çevirecek can suyunu yaratacağız..
Kısacası, Artık masada oturup dert yanma zamanı geçmiştir. Bizim gibi düşünen birkaç kararlı insan, bugün bir araya gelip yasal bir kooperatif tüzüğü için ilk imzayı atarak, yarın ise en yakındaki bir üretici köyüne gidip "biz sizi desteklemeye geldik" diyerek sahaya inmek zorundayız…
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:






































