GİRGİN: AKP’NİN YOKSULLUKLA MÜCADELE ETMEK GİBİ BİR DERFİ YOK

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
GİRGİN: AKP’NİN YOKSULLUKLA MÜCADELE ETMEK GİBİ BİR DERFİ YOK
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görüşmelerinde CHP Muğla Milletvekili ve Plan Bütçe Komisyonu üyesi Süleyman Girgin, bakanlık bütçesi hakkında yaptığı konuşmada Bakan Derya Yanık’a şunları söyledi:

“Yoksulluk, güvencesizlik ve işsizliğin aileleri uçurumun eşiğine getirdiği bir dönemden geçiyoruz. Oysa bu ülkeyi on dokuz yıldır Sayın Bakan da bahsettiği “Aile, toplumun kilit taşıdır." diyen bir iktidar yönetiyor. Bir yanda iktidarın kendini gördüğü dev aynası, sarayın hülyaları; bir yanda pazar artıklarıyla geçinmeye çalışan yurttaşlar. Bu açığı kapatacak olan, iktidarımızda hayata geçireceğimiz kapsayıcı ve etkin bir sosyal devletin inşası olacaktır. Pandemi döneminde yönettiğimiz yerel yönetimlerde bunun en güzel örneklerini hayata geçirdik. Peki, tek adam rejimi ne yaptı? Belediyelerin ekmek dağıtmasını bile engellemeye çalıştı. Bugün de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına 2022 bütçesinin sadece yüzde 3,77'sini ayırarak sosyal politikalarla uzaktan yakından ilgisi olmadığını bir kez daha ilan etti. Böyle bir rakam, yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma programını yürüten bir Bakanlığa ayrılıyorsa bu, sarayın yoksullukla mücadele diye bir derdinin olmadığının ilanı değildir de nedir?”

AKP HÜKÜMETİ VATANDAŞI KENDİNE MUHTAÇ KILIYOR
2020'de Bakanlıktan yardım alan hane sayısı 6 milyon 630 bindir. Bu sayıyı TÜİK'e göre ortalama hane halkı büyüklüğü olan 3,30'la çarptığımızda karşımıza çıkan rakam 21 milyon 882 bin kişidir. Bu sayı, devlet tarafından resmî olarak "muhtaç" kategorisinde görülen yoksul yurttaş sayısıdır. Bu kadar kişiye yapılan yardım, gayrisafi yurt içi hasılanın sadece yüzde 1,37'sine tekabül ediyor. Bunun anlamı şu: İktidar yoksulluğu yok etmeyi değil, yoksulları kendine muhtaç kılmayı tercih ediyor; yurttaşlık hakkı olan sosyal desteği yok ediyor; yerine, siyasi bağlantılarla dağıtılan, yardımı alanı yardımı yapana bağımlı kılan bir yardım modeli koyuyor. İş bulmak için parti üyeliği şartı bunun bir örneğidir. Kamusal kaynakların iktidara yakın vakıflara aktarılıp onlar eliyle lütuf gibi dağıtılması diğer bir örneğidir; işte TÜGVA, TÜRGEV, Ensar gibi vakıflara dair haberleri hepimiz okuyoruz.
Yoksulluk AKP için bir siyasal istismar alanıdır. Bunu mümkün kılan istihdam odaklı üretimin düşüklüğüdür. İstihdama dâhil olmak bir güvencedir, bu güvenceyi yok ederek muhtaçlaştırmaksa iktidarın rant alanıdır. Şöyle bir bakalım; ülkemizde çalışabilir nüfus 63,5 milyona ulaşmış olmasına rağmen iş gücüne dâhil olmayan nüfus 31,5 milyona yaklaşıyor. Bir başka ifadeyle, iş gücüne katılım yüzde 50,5'lere tıkanmış durumda. Genç işsizliğin yüzde 25'lerde seyretmesi de içinde bulunduğumuz kara tablonun en çarpıcı göstergesi. Böyle bir tablodan hâlâ istihdama yönelik politikalara yönelmemeyi başka nasıl açıklayabiliriz.
ÇOCUK BEDENLER AĞIR BİR SÖMÜRÜ ALTINDA
Yoksulluğun en dehşetli dışa vurumlarından biri çocuk işçiliğin yaygınlaşmasıdır. Burada, iki ucu da aynı derecede keskin bir kılıçtan bahsediyoruz, kılıcın bir tarafı ailelerin çocuklarının çalışmasına ihtiyaç duyduğu yoksulluğunu işaret ederken, diğer tarafı bu yoksulluğa çare üretecek sosyal politikaların hiç olmayışına işaret ediyor, neresinden tutarsanız eliniz kesiliyor. Ülkemizde, TÜİK verilerine göre 720 bin çocuk işçi bulunmakta, bu rakama göçmen çocukları ve sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrencileri de eklemeliyiz o zaman bu rakam 2 milyonu buluyor. 2003'ten bu yana 513 çoccuk işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiğini de vurgulayalım. Sayın Bakan, bu içler acısı durum karşısında çocuk bedenlerin ağır bir sömürü çarkında ezilmesini engelleyecek hangi adımları atıyorsunuz?

ENGELİ’YE ENGEL
Yoksulluğun siyasal istismar aracı olarak kullanılmasına bir örnek de engelli yurttaşlarımızın durumu. Geliri olmayan engellilere ödenen engelli aylıkları 2013 yılına kadar temel bir hak kapsamında Emekli Sandığı bünyesinde memur maaşları katsayısı hesabına göre düşük de olsa bir hak olarak görülmekteydi. Ancak iktidar 2013 yılında yaptığı bir yasal değişiklikle engellilerin bu haklarını SGK kapsamından çıkararak kaymakamlıklar bünyesinde sosyal dayanışma vakıflarına devretti. Böylece engelli aylığı fiilen bir hak olmaktan çıkarılarak iktidarın keyfî uygulamalarına bırakıldı. Bu engelliler açısından çok önemli bir hak kaybıdır, bu uygulamaya derhâl son verilmelidir.

AİLENİN DEĞİL ENGELLİNİN GELİRİ DİKKATE ALINMALI
Önemli bir konu da evde bakım hizmetleridir. Bakanlığın kayıtlarında ağır engelli kişi sayısı 764 bindir, bunlardan 520 bin kişiye evde bakım hizmeti verilmektedir. Günümüz itibarıyla, evde engelli bakım aylığı 1.798 liradır. Evde bakım yapan aile fertleri mutlaka SGK şemsiyesi altına alınmalı, evde bakım hizmeti günlük sekiz saatle sınırlı olmadığı için evde bakım aylığı en az 1,5 asgari ücret seviyesine çıkarılmalı, engelli aylıklarının ve evde bakım ücretlerinin belirlenmesinde ailenin değil engellinin kendi geliri dikkate alınmalıdır.
ŞOFÖR ESNAFI MAĞDUR EDİLMESİN!
Ücretsiz seyahat kapsamında yapılacak gelir desteği ödemeleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı sorumluluğunda ve ilgili belediyelerin koordinasyonu altında yürütülmektedir. Bu ödemeden yararlanan şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı için 800 lira ile bin lira gibi gelir desteği verilmektedir. 2018'den bu yana aynı seviyede tutulan gelir desteği ödemelerinde günümüz ekonomik göstergeleri ve yaşanan artışlar dikkate alınarak adil bir iyileştirme yapılmalıdır. 2018 yılında yapılan Sayıştay denetimlerinde vurgulandığı şekliyle toplu taşıma hizmetlerini zorlu şartlar altında sürdürmeye çalışan belediye iştiraki kuruluşlarımız da bu gelir desteği ödemelerinden muhakkak yararlandırmalıdır.
Ayrıca, ücretsiz veya indirimli birey taşımayan bir toplu taşıma aracıyla yolcu yoğunluğunun büyük bir bölümü ücretsiz veya indirimli bireylerden oluşan bir toplu taşıma aracı aynı kategoride değerlendirilerek hem haksız destek ödemesi aktarılmakta hem de kamu kaynakları orantısız olarak kullanılarak kamu zararının oluşmasına zemin hazırlanmaktadır. Belediyeler tarafından bu ödemelere yönelik tasnif ve koordinasyonun sağlanmasına yönelik bir düzenleme yapılmalı, kayıpların önlenmesi ve gerçekleştirilen ödemelerin doğru bir şekilde aktarılması bu şekilde mümkün olacaktır.


MECLİS’TE İCRA DÜZENLEMESİNE CHP’NİN “MAFYA”LI TEPKİSİÖnceki Haber

MECLİS’TE İCRA DÜZENLEMESİNE CHP’NİN “MA...

Dr. Gergerlioğlu: "Büyük bir ekonomik deprem yaşanıyor!"Sonraki Haber

Dr. Gergerlioğlu: "Büyük bir ekonomik de...

Başka haber bulunmuyor!