2011 Van Depremi'nden Bugüne Ne Kadar Hazırız?
Bu gün 23 Ekim… 23 Ekim 2011 de Merkez üssü Tabanlı olan büyüklüğünde yıkıcı Van Depremini yaşadık.
Toprağın Altında Kalanlar, Yüreğimizde Kanayan Yaralar: 2011 Van Depremi'nden Bugüne Ne Kadar Hazırız?
23 Ekim 2011, saat 13.41... Merkez üssü Tabanlı köyü olan, büyüklüğü 7.2 ile kayıtlara geçen o kara gün, Van'ın ve Türkiye'nin hafızasında silinmez yaralar açtı. Yalnızca Van'ı değil, tüm ülkeyi yasa boğan o sarsıntı, yalnızca binaları değil; hayalleri, yarınları, umutları ve binlerce masum canı toprağa gömdü. Ardından gelen 9 Kasım Edremit depremiyle acımız katlandı, Van ovası günlerce enkaz kenti haline geldi.
O gün canlarını yitiren her bir vatandaşımız, sönen ocaklar, babasız kalan çocuklar, evlatsız kalan anneler... Onların hatırası, aradan geçen yıllara rağmen ilk günkü gibi taze ve yüreğimizi sızlatmaya devam ediyor. Arkada kalanların ise tek bir tesellisi vardı: "Başka canlar yanmasın, bu büyük acı son olsun." Peki, bu büyük bedelin ardından devlet ve millet olarak bugün hangi noktadayız? Depreme gerçekten hazır mıyız?
1. Nereden Nereye Geldik? Atılan Adımlar ve Gelişmeler
2011 Van Depremi ve sonrasında yaşanan büyük afetler, Türkiye'nin afet yönetimi konusunda silkelenmesine ve bazı yapısal dönüşümlere gitmesine vesile oldu. Bu süreçte atılan önemli adımları göz ardı etmek haksızlık olur:
Afet Yönetiminde Kurumsal Dönüşüm: AFAD'ın (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) kurulması ve operasyonel kapasitesinin artırılmasıyla, arama-kurtarma çalışmalarında eskiye nazaran daha organize ve hızlı bir müdahale kültürü oluştu. Nitekim 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de bu koordinasyonun önemi ve zorlukları en sert şekilde tecrübe edildi.
Kentsel Dönüşüm Seferberliği: Ülke genelinde riskli yapıların yenilenmesi amacıyla büyük bir kentsel dönüşüm süreci başlatıldı. Milyonlarca konut riskli ilan edilerek yıkıldı ve yeniden inşa edildi.
Deprem Yönetmelikleri: İnşaat sektöründe standartları yükselten, zemin etütlerini zorunlu kılan ve denetimleri sıkılaştıran yeni deprem yönetmelikleri yürürlüğe kondu. Yapı denetim firmalarının sorumlulukları artırıldı.
Toplumsal Bilinç ve Eğitim: Okullarda, kamu kurumlarında ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla afet bilinci eğitimleri yaygınlaştırıldı. "Afet Farkındalık Yılı" gibi kampanyalarla bireysel hazırlığın önemi anlatıldı.
2. Acı Gerçek: Hâlâ Nerede Eksik Kalıyoruz?
Tüm bu çabalara rağmen, 6 Şubat 2023 depremleri ve sonrasında yaşananlar gösterdi ki; riskli coğrafyamızın hızı, aldığımız tedbirlerin hala çok ilerisinde. Eksiklerimiz ve geç kaldığımız hususlar acı bir tablo olarak karşımızda duruyor:
Ranta Kurban Giden Denetimler: Kağıt üzerinde mükemmel olan yönetmeliklerin, sahada aynı titizlikle uygulanmadığı; denetim mekanizmalarındaki ihmallerin ve imar aflarının ne kadar büyük felaketlere kapı araladığı en acı şekilde tecrübe edildi.
Yavaş İlerleyen Kentsel Dönüşüm: Riskli yapı stoku o kadar büyük ki, dönüşüm hızı mevcut tehlikenin gerisinde kalıyor. Özellikle ekonomik krizler, maliyet artışları ve mülkiyet uyuşmazlıkları vatandaşların binalarını yenilemesini zorlaştırıyor.
Zemin Planlamasına Yetersiz Riayet: Fay hatları üzerine ya da sıvılaşma riski yüksek alüvyon zeminlere inşa edilen yapılar, yapı kalitesi ne kadar iyi olursa olsun büyük bir tehlike barındırmaya devam ediyor.
Toplanma Alanları ve Lojistik: Şehir içi yoğunlaşma nedeniyle afet anında halkın güvenle sığınabileceği toplanma alanlarının yetersizliği ve bu alanların imara açılması büyük bir zaafiyet oluşturuyor.
3. Yarın Geç Olmadan: Ne Yapmalıyız?
Depremin bir tabiat olayı, tedbirsizliğin ise insan eliyle yaratılan bir cinayet olduğu gerçeğini artık kabul etmek zorundayız. Acıları yeniden yaşamamak için atılması gereken acil adımlar şunlardır:
İmar Affı Tartışmalarına Kesin Son: Can güvenliğini hiçe sayan hiçbir yapıya asla af getirilmemeli, imar barışı adı altında kaçak ve çürük yapılara ruhsat verilmemelidir.
Bilimsel ve Kararlı Şehirleşme: Şehirlerimizin planlanmasında rant odaklı değil, bilim insanlarının, jeologların ve şehir plancılarının ortak akıl ve raporları esas alınmalıdır.
Ekonomik Destekli Dönüşüm: Devlet, dar gelirli vatandaşların binalarını yenileyebilmesi için uzun vadeli, düşük faizli veya hibeye dayalı güçlü finansal modeller sunmalıdır; çünkü deprem bir milli güvenlik meselesidir.
Bireysel ve Toplumsal Sorumluluk: Devletten her şeyi beklemek yerine, bireyler olarak da oturduğumuz binaların güvenliğini sorgulamalı, DASK (zorunlu deprem sigortası) yaptırmalı ve ev içi eşya sabitleme gibi temel tedbirleri bir an önce hayata geçirmeliyiz.
Unutmadık, Unutmayacağız
23 Ekim 2011'de Van'da toprağa verdiğimiz canların acısı hala yüreğimizde. Onları anmanın en anlamlı yolu; arkada kalanların gözyaşını dindirmek ve bir daha hiçbir annenin, hiçbir babanın evladını enkaz altında kaybetmeyeceği güvenli yarınları inşa etmektir.
Vefat eden tüm vatandaşlarımızı rahmetle, minnetle ve derin bir özlemle anıyor; bu acıların bir daha yaşanmadığı, depreme dirençli bir Türkiye temenni ediyorum.
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Kişisel instağram sayfam:
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:
https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d
haberanaliz Facebook gurubu:
https://www.facebook.com/groups/haberanaliz.net
haberanaliz X hesabı:






















