Çocuklarımız Aç, Aileler Tükendi!
Okul çocuklarımız kantinlerdeki fiyatlardan muzdarip. Aileleri de perişan. Verilen harçlıklar karınlarını doyurmaya yetmiyor. Kantinciye bir şey deseniz, ihaleye girdim, kıran kırana gitti ve ben çok büyük bedel ile aldım, ne yapayım, fiyatlara yansıtıyorum diyor.
ÇÖZÜMÜ: Öğretmenevi Modeliyle Okul Kantinlerinde Dönüşüm
Güne bir bardak çay ve bir poğaça ile başlamak artık öğrenciler için lüks, veliler için ise her ay büyüyen kara bir delik haline geldi. Okul kantinlerindeki fahiş fiyatlar, artan enflasyon ve çocukların beslenme çantasız kalışı, eğitim hayatının en acı, en görmezden gelinen gerçeği oldu. Bir yanda cebindeki kısıtlı harçlıkla karnını doyuramayan, gün boyu açlıkla derse giren çocuklar; diğer yanda "İhaleyi çok yüksek bedelle aldım, maliyeti çıkaramadım" diyen kantinciler... Peki, bu çıkmazın faturasını neden geleceğimiz olan evlatlarımız ödemek zorunda? Oysa çözüm, devletimizin elindeki mevcut imkânlarla o kadar yakın ki.
Mevcut Düzenin Çıkmazı: Kim Haklı, Kim Mağdur?
Veliler ve Öğrenciler Perişan: Verilen günlük harçlıklar sabah kahvaltısını bile karşılamaya yetmiyor. Öğle saatlerinde doyurucu bir yemek yemek neredeyse imkânsız. Açlık, çocukların dikkat süresini, ders başarısını ve en önemlisi sağlıklı gelişimini doğrudan tehdit ediyor.
Kantinciler Haklı mı? Yüksek kira bedelleri, fahiş ihale fiyatları ve artan malzeme maliyetleri altında ezilen işletmeciler de kendilerini haklı görüyor. "Kıran kırana geçen ihalelerle aldık, bu parayı çıkarmak zorundayız" diyen kantinci de sistemin bir başka mağduru haline geliyor.
Asıl Mağdur Geleceğimiz: Karşılıklı şikâyetlerin gölgesinde kaybeden ise ne yazık ki çocuklarımız oluyor. Kamu kurumuna ait bir okulda, piyasa rekabetinin kurbanı olan bir beslenme düzeni kabul edilemez.
Devletin Gücü ve Çözüm: "Öğretmenevi" Modeli
Devletin her ilçede, her köşede yüksek kapasiteli, profesyonel mutfaklara sahip öğretmenevleri veya benzeri kamu misafirhaneleri bulunuyor. Bu yapıları entegre birer üretim merkezine dönüştürmek zor değil:
Mevcut Altyapı Entegrasyonu: Öğretmenevlerinin mutfak kapasiteleri artırılarak çevre okulların yemek ihtiyacını karşılayacak birer "merkezi mutfak" haline getirilebilir.
İlave Personel İstihdamı: Bu süreçte istihdam edilecek ilave personel ile hem kamuya yeni istihdam kapıları açılır hem de üretim gücü artırılır.
Kantinlerin Yemekhaneye Dönüştürülmesi: Yüksek kiralarla işletilen ve sağlıksız atıştırmalıkların satıldığı o kantinler; hijyenik, sıcak yemeklerin çıktığı, çocukların topluca ve huzurla beslenebileceği yemekhanelere dönüştürülebilir.
Kaliteli ve Güvenilir Gıda: İçinde ne olduğu bilinmeyen, ambalajlı ve katkı maddeli ürünler yerine; devlet denetiminde, besleyici, sıcak ve ev yemeği kalitesinde gıdalar uygun fiyatlarla çocuklara sunulur.
Sonuç Yerine: Zor mu Bu?
Bir çocuğun karnını doyurmak, sağlıklı bir nesil yetiştirmek devletin asli görevleri arasındadır. "Devletin okulu" ibaresi, çocukların ticari birer müşteri olarak görüldüğü yüksek fiyatlı kantinlere mahkûm edilmemelidir.
Öğretmenevlerinin gücünü okul çatıları altında buluşturmak, irade ve organizasyon meselesidir. Evlatlarımızın rızkını piyasanın insafına terk etmekten vazgeçip, kamu eliyle güvenli ve ekonomik bir beslenme modeline geçmek zorundayız.
Çocuklarımızın gözündeki ışıltının, açlıkla sönmesine daha ne kadar göz yumacağız?
Bu konuda yetkililerin ve tüm paydaşların bir an önce elini taşın altına koyması dileğiyle...
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:


























