Ufuk SÖYLEMEZ

Ufuk SÖYLEMEZ

Mail: usoylemez@gmail.com

Sağ kalma toplumu

Sağ kalma toplumu

(Garsonlar, temizlikçiler, emekçiler evden çalışamaz)

Koronavirüs salgını yaşlı-genç, zengin-fakir, ünlü-ünsüz tüm insanlar için bir tehdit.

Ama gerçekte günübirlik çalışanlar, taksiciler, çöpçüler, temizlikçiler ve onların yanı sıra fabrika ve iş yerlerinde çalışan emekçiler için çok daha büyük bir tehdit.

Yani ortada demokratik biçimde bulaşan ve tehdit eden bir virüsten bahsetmek kolay değil esasında.

G. Koreli felsefeci ve kültür kuramcısı Byung-Chul Han “no comments Byung-Chul Han- Kovid-19 Felsefe- G. Kore Virus” isimli bir röportajında (çeviri Ayşen Tekşen) bu duruma dair çarpıcı bir tespit yapmış.

Byung-Chul Han, korona salgını karşısında savunmasızlık ve ölümlülüğün demokratik olmadığını ama sosyal konuma bağlı olduğunu söylüyor.

ABD’de salgın nedeniyle ölenlerin en çok Afro-Amerikalılar'da yoğunlaştığını, bunun sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olduğunu söylüyor.

Paris’i, düşük gelirli kenar mahallelere bağlayan metro vagonları tıka basa doluysa, sokağa çıkma yasağının ne anlamı var diye soruyor. Çünkü yoksul ve emekçi kesimler yaşamak için çalışmak zorundadırlar ve göçmen kökenli yoksul emekçiler temastan kaçınamazlar. Ama zenginler villalarına çekilebilirler diyor.

O nedenle salgının sadece tıbbi değil, aynı zamanda sosyal bir sorun olduğunu vurguluyor.

Virüs bir aynadır. Nasıl bir toplumda yaşadığımızı gösterir. Önünde sonunda ölüm korkusuna dayalı bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz ve sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline geliyor diyor, B. Han.

Yaşamın tüm güçleri yaşamı uzatmak için kullanılıyor. Sağ kalma toplumları kaçınılmaz olarak iyi yaşama duygusunu yitirirler. Haz-keyif vb. kendi içinde bir amaç durumuna yükseltilen sağlığa ifade edilir diyor.

Sağ kalmak için hayatta yaşamaya değer her şeyin gönüllü olarak feda edilmek zorunda kalındığını söylüyor.

 “Paskalya’da bile dini törenler yasaklandı, papazlar da maske taktı ve sosyal mesafe uyguladı” diyor ve ekliyor; “… virüs (tıp) bilimi, ilahiyatın gücünü elinden alıyor. Çünkü herkes virologları (tıp ve bilim insanlarını) dinliyor diyor ünlü felsefeci. Ona göre, yeniden diriliş hikâyesinin yerini sağlık ve sağ kalma ideolojisi alıyor.

B. Han’a göre, küreselleşmenin ilkelerinden biri de karların maksimize edilmesidir. Maske ve ilaç gibi tıbbi ürünlerin üretimi Asya’ya taşınmıştır. Bu durum, sadece karını düşünen Avrupa ve ABD’de pek çok yaşama mal olmuştur.

Virüs, fiziksel bir süreçtir. Liberalizme pek de değer vermeyen Asya ülkeleri -Batı için hayal bile edilemez olan- dijitalleşen biyo-politik gözlemlerin yardımı ile salgını hızla kontrol altına aldılar. Avrupa ve ABD ise sürüklenip duruyor. Salgın karşısında pulları dökülüyor.

B. Han, “Zizek, virüsün Çin rejimini değiştireceğini iddia etmişti. Ama Zizek yanılıyor. Bunların hiçbiri olmayacak” diyor. Virüs Çin’in gelişimini durduramayacağı gibi tam aksi olacak. Çin kendi rejiminin salgına karşı başarılı bir model olduğunu dünyaya gösterdi. Kovid-19 dünya gücünün biraz daha Asya’ya doğru kaymasını sağlayacak tespitini yapıyor.

Oldukça gerçekçi ve çarpıcı tespitler yapan B. Han, düşünce ve tahlilleriyle, salgının felsefi ve sosyal boyutunu kamuoyunun tartışmasına açıyor bu suretle…