haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

CEZAEVLERİNDE SUÇ TANIMI VE KOĞUŞ SİSTEMİ

CEZAEVLERİNDE SUÇ TANIMI VE KOĞUŞ SİSTEMİ

Önemli bir husus ise, cezaevlerinde SUÇ TANIMINA uygun koğuşların olması. Eskiden memur koğuşu vardı, bürokratlar orada yatardı. Orada tutuklu bulundurulurlardı. Şimdi bu tanıma uyulmuyor. HIRSIZ- YAĞMA- DOLANDIRICI- CİNAYET v.s aklınıza ne gelirse HEPSİNİ bir arada tutuyorlar. Bu olacak iş değil ama oluyor.

Hukuki literatürde buna "suçluların tasnifi" veya "ayrıştırma ilkesi" denir.

Bir gazetecinin, düşünce suçlusunun veya basit bir hakaret davasından tutuklanan bir vatandaşın; profesyonel suçlular, yağmacılar veya şiddet geçmişi olan kişilerle aynı koğuşa konulması, başlı başına bir "ikincil cezalandırma" ve güvenlik riskidir.

Bu durum hem fiziksel güvenlik hem de psikolojik onur açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor.

Cezaevlerinde Suç Tasnifi Sorunu: "Herkesi Aynı Kefeye Koymak" Adalet mi?

Hukuk sisteminde cezanın amacı sadece kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak değil, aynı zamanda ıslah etmek ve toplum güvenliğini sağlamaktır. Ancak bugün cezaevlerinde yaşanan en büyük yapısal sorunlardan biri, suç türü ne olursa olsun mahkûmların aynı sosyal çevrede (koğuşlarda) barındırılmasıdır. Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle "hakaret" suçundan tutuklanan bir bireyin; gasp, yağma veya cinayet gibi ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerle aynı ortamı paylaşması, adalet duygusunu zedeleyen ve insan hakları ihlallerine kapı aralayan bir uygulamadır.

Eski "Memur Koğuşu" Kültüründen "Karma Koğuş" Kaosuna

Eski infaz sistemimizde var olan ve "memur koğuşu" ya da "düşünce suçluları bölümü" gibi ayrıştırmalar, aslında cezaevindeki güvenliği ve hiyerarşik dengeleri korumayı amaçlıyordu. Ancak günümüzde kapasite yetersizliği ve aşırı doluluk gerekçe gösterilerek, farklı suç profilleri birbirine karıştırılmaktadır. Bu durumun doğurduğu tehlikeler şunlardır:

Güvenlik Riski: Şiddete eğilimli "profesyonel suçlular" ile ilk kez cezaevine giren "adli sicili temiz" kişilerin bir arada tutulması, zayıf olanın istismarına ve şiddete maruz kalmasına yol açar.

Suçun Bulaşıcılığı: Cezaevleri ıslah yeri olmalıdır. Ancak farklı suç gruplarının karışması, suça bulaşmamış kişilerin suç dünyasına dair "network" edinmesine veya suç tekniklerini öğrenmesine (kriminolojik bulaşma) neden olabilir.

İnsan Onuru ve Psikolojik Yıkım: Sadece bir fikir veya hakaret suçundan dolayı cezaevine giren bir kişinin, ağır suçlularla aynı yaşam alanını paylaşmak zorunda kalması, kişide telafisi güç psikolojik travmalar yaratır.

Ne Yapılmalı? Acil Tedbir Önerilerim

Cezaevlerindeki bu "karışık düzenin" sona ermesi ve insan onuruna uygun bir tasnifin gelmesi için şu adımlar atılmalıdır:

Suç Tipine Göre İnfaz Rejimi: Şiddet içermeyen suçlar (hakaret, ifade özgürlüğü, bilişim suçları vb.) ile şiddet içeren suçlar (yağma, yaralama, cinayet) kesin hatlarla birbirinden ayrılmalıdır. Bu kişilerin binaları, blokları veya en azından koğuşları asla birleşmemelidir.

Ayrı Tutukevleri Kurulmalı: Tutuklular (henüz hüküm giymemiş, suçsuzluk karinesi devam edenler) ile hükümlüler (suçu sabitlenmiş olanlar) aynı ortamda bulunmamalıdır. Özellikle hafif suçlardan tutuklananlar için "açık cezaevi" mantığına yakın, daha az kısıtlayıcı özel birimler oluşturulmalıdır.

Denetimli Serbestliğin Önceliği: Cezaevlerindeki doluluğu azaltmanın yolu herkesi içeri tıkmak değil, toplum için risk teşkil etmeyen suçluları (gazeteciler, yazarlar, sosyal medya kullanıcıları) adli kontrol veya elektronik kelepçe gibi yöntemlerle dışarıda tutmaktır.

Uluslararası Standartlara Uyum (Mandela Kuralları): Birleşmiş Milletler'in mahkûm haklarına ilişkin standartları (Nelson Mandela Kuralları), mahkûmların suç türlerine ve geçmişlerine göre sınıflandırılmasını şart koşar. Bu kuralların iç hukuka tam entegrasyonu sağlanmalıdır.

Özetleyecek olursam, Bir devletin adalet seviyesi, sadece verdiği cezalarla değil, bu cezaları nasıl infaz ettiğiyle ölçülür. "Suçlu suçludur" mantığıyla bir dolandırıcıyı, bir katili ve bir fikir suçlusunu aynı koğuşa hapsetmek, hukuk devletinin değil, ancak intikamcı bir anlayışın ürünü olabilir. Cezaevleri, bireylerin onurunun korunduğu ve suç profiline göre ayrıştırmanın yapıldığı yerler haline getirilmediği sürece, toplumsal ıslah mümkün olmayacaktır.

BAKİ SELAM VE DUA İLE.