MAKAM, MEVKİ, ÖYLE Mİ?!-2-

Önceki günden devamdır:
Adaletten sapanlar için makam, dünyada bir konfor aracı olsa da ahirette bitmek bilmeyen bir pişmanlık vesilesidir. Bu makalem temelinde, adaletin tesisinde yöneticilere rehberlik edecek olan Hz. Ali’nin Malik bin Ejder’e yazdığı ünlü ahitnameyi hatırlatarak detaylandırmak istiyorum. Hz. Ali’nin (r.a.), Mısır’a vali olarak atadığı Malik bin Ejder’e yazdığı bu mektup, sadece İslami literatürde değil, Birleşmiş Milletler tarafından bile "adalet yönetimi" konusunda tarihin en önemli belgelerinden biri kabul edilir. Bu ahitname, makam sahibi olup da gücünü kötüye kullanma riskine karşı adeta bir panzehir niteliğindedir. İşte o tarihi mektuptan, bugünün yöneticilerine de ışık tutan sarsıcı başlıkları sunuyorum:
1. "İnsanlar Ya Dinde Kardeşin Ya Da Yaratılışta Eşindir"
Hz. Ali’nin en meşhur uyarısı budur. Makam sahibi kişi, yönettiği insanlara bakarken onları sınıflara ayırmamalıdır.
- Dersi: Karşındaki kişi seninle aynı inanca sahip olmasa bile, sadece "insan" olduğu için saygıyı ve adaleti hak eder. Yetki, inanç veya görüş ayrılığı gözetmeksizin herkesin hakkını korumak için vardır.
2. "Aslan Kesilme, Şefkat Kanatlarını Ger"
Makamın verdiği güçle insanlara karşı hiddetli ve gururlu davranmayı şiddetle yasaklar:
"Onlara karşı canavar kesilme; onları yutulacak birer ganimet bilme! Çünkü onlar ya dinde kardeşindir ya da yaratılışta eşindir."
- Dersi: Yönetici, emrindekilerin "sahibi" değil, onların refahından sorumlu bir hizmetkârdır.
- 3. "Mazlumun Çekinmeden Konuşabildiği Bir Ortam Kur"
Hz. Ali, valisine halkla doğrudan temas kurmasını ve aradaki engelleri (sekreterler, korumalar, bürokrasi) kaldırmasını emreder:
- Dersi: Bir yönetici, en zayıf ferdin bile kendisine gelip korkmadan hakkını arayabildiği bir ortam kurmalıdır. Eğer zayıf olan, güç sahibinin karşısında titreyerek konuşuyorsa, orada adaletten söz edilemez.
4. "İç Dünyanı Adaletle Terbiye Et"
Mektupta, kişinin nefsinin makam hırsına kapılmaması için şu uyarı yapılır:
"Nefsin bir şeyi arzuladığında ona engel ol. Çünkü nefsi arzularına karşı dizginlemek, ona karşı yapılacak en büyük adalettir."
- Dersi: Dışarıda adalet dağıtmak istiyorsan, önce kendi hırslarına ve torpil yapma isteğine karşı adil olmalısın.
5. "Liyakat: İşleri Ehline Ver"
Mevki ve makamların akrabalık, dostluk veya sadakat ilişkilerine göre dağıtılmasını "hıyanet" olarak tanımlar:
- Dersi: "Bizim adamımız" mantığıyla yapılan her atama, aslında o işi gerçekten hak eden kişinin hakkını gasp etmektir. Liyakatsiz atama, toplumsal çöküşün başlangıcıdır.
6. "Danışmanlarını İyi Seç"
Hz. Ali, yöneticinin etrafındaki kişilerin kim olması gerektiği konusunda da çok nettir:
- Cimriyi danışman yapma (seni iyilikten alıkoyar).
- Korkağı danışman yapma (seni kararsızlığa iter).
- Hırslı ve tamahkârı danışman yapma (seni zulme sevk eder).
Makam Sahipleri İçin "Son Durak" Hatırlatması : Hz. Ali mektubunu şu sarsıcı uyarıyla bitirir: "Sana verilen bu güç seni kibre sevk ettiğinde, göklerin ve yerin hâkimi olan Allah'ın sendeki gücünden daha büyük olan gücünü hatırla." Bu ahitname, bugün masasında bir imza yetkisi olan herkes için bir "ayna" hükmündedir. O aynaya bakıldığında görülen şey kibir değil, sorumluluk olmalıdır. Bu ilkelerin ışığında, bir yöneticinin özellikle "adam kayırma" (nepotizm) konusundaki vebali üzerine daha derin bir inceleme yapayım:
İslam hukukunda ve ahlak felsefesinde "adam kayırma" (nepotizm), sadece etik bir kusur değil, toplumsal bir yapıyı temelinden sarsan bir "emanete hıyanet" suçudur. Hz. Ali’nin o meşhur ahitnamesinde de vurguladığı gibi, liyakati hiçe sayıp tanıdıkları kayırmak, aslında bir zincirleme zulüm mekanizması başlatmaktır.
İşte "adam kayırma" konusundaki İslami sorumluluklar ve bu vebalin derinliği:
1. "Emaneti Ehline Vermek" İlahi Bir Emirdir
Nisâ Suresi 58. ayet, yönetimin ve yetkinin temel anayasasıdır: "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder."
- Vebali: Bir makama, o işi daha iyi yapacak biri varken akraba, dost veya siyasi yakınlık nedeniyle daha az liyakatli birini getirmek, doğrudan bu ayete muhalefet etmektir. Bu durumda sadece o koltuğu işgal eden değil, onu oraya atayan makam sahibi de sorumludur.
2. Sistematik Kul Hakkı Gaspı
Adam kayırmanın en ağır tarafı, tek bir kişinin değil, koca bir topluluğun hakkına girilmesidir.
- Haksız Rekabet: Sınavda veya mülakatta hakkıyla kazanan bir gencin yerine, "tanıdığı olduğu için" başkasını yerleştirmek, o gencin emeğini, geleceğini ve umudunu çalmaktır.
- Kamu Hakkı: Kayırılan kişi işini ehli gibi yapamadığında, o kurumun hizmet kalitesi düşer. Bu da o hizmetten yararlanan binlerce insanın dolaylı olarak hakkına girmek demektir.
3. Toplumsal Çürüme ve Kıyamet Alameti
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir bedevinin "Kıyamet ne zaman kopacak?" sorusuna şu sarsıcı cevabı vermiştir:
"Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!" Bedevi "Emanet nasıl zayi edilir?" diye sorunca; "İş, ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekle!" buyurmuştur.
- Dersi: Buradaki "kıyamet", sadece dünyanın sonu değil; liyakatin bittiği, adaletin güven vermediği bir toplumun sosyal ve ahlaki çöküşüdür.
4. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in Hassasiyeti
İslam büyükleri, "yakınlarını kayırma" ateşinden köşe bucak kaçmışlardır.
- Örnek: Hz. Ömer, devlet işlerinde akrabalarına görev vermekten kaçınmış, hatta halka bir yasak getirdiğinde önce kendi ailesini toplar ve dermiş ki: "Şu yasağı koydum. Eğer sizden birinin bu yasağı çiğnediğini duyarsam, ona halka vereceğim cezanın iki katını veririm!" Çünkü yönetici yakını olmanın bir "ayrıcalık" değil, bir "sorumluluk kat sayısı" olduğunu biliyordu.
Makam Sahibi İçin 3 Kritik Soru: Liyakati hiçe sayıp torpil veya iltimas geçmeye niyetlenen bir yetkilinin kendisine şu üç soruyu sorması, ahiret vebali açısından hayati önem taşır:
- Huzur-u Mahşer: "Bu atadığım kişiyle birlikte Allah'ın huzuruna çıktığımda, 'Daha iyisi varken neden bunu seçtin?' sorusuna verecek geçerli bir cevabım var mı?"
- Maaşın Helalliği: "Liyakatsiz olduğu halde oraya oturttuğum kişinin aldığı her kuruş maaşta, hakkı yenen asıl adayın ve kamu hazinesinin vebali benim üzerimde mi?" (Evet, İslam hukukuna göre sebep olan, yapan gibidir.)
- Hizmet Kusuru: "Bu kişinin ehil olmadığı için yapacağı her hata, vereceği her zarar benim haneme 'günah' olarak yazılacak mı?"
Sonuç Olarak: Makamın gücüyle bir tanıdığa kapı açmak, o kapının arkasındaki binlerce hak sahibine kapıyı kapatmaktır. İslam'a göre adil bir yönetici, kendi öz evladı ile hiç tanımadığı bir yetenek arasında seçim yaparken, sadece "kim bu işi daha iyi yapar?" sorusunun cevabına bakmak zorundadır.
DEVAM EDECEK...
Baki Selam ve Dua ile.























