Brezilya'nın seçimi: ABD ile ittifak mı Çin'e yakınlık mı?

Thomas Milz - Brezilya seçiminde yalnızca ülkenin yönetimi değil, dış politikanın yönü de belirlenecek. Flavio Bolsonaro ABD'ye yakınlaşmayı, Lula da Silva ise çok taraflı çizgiyi savunuyor.
Luiz Inacio Lula da Silva, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun açılışında net ifadeler kullandı. Brezilya Devlet Başkanı Salı günü New York'ta şu mesajı verdi:
"Brezilya kimsenin arka bahçesi değildir."
Bu sözlerin muhatabı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'tı. Trump, Brezilya'da Jair Messias Bolsonaro çevresindeki sağ kanadı destekliyor. Trump, yaptırımlar ve gümrük vergileri yoluyla eski Devlet Başkanı'nın darbe girişimi suçlamasıyla mahkûm edilmesini engellemeye de çalıştı.
Bolsonaro'nun en büyük oğlu Flavio şimdi 4 Ekim'de Lula'ya karşı yarışacak. Anketlerde iki aday başa baş görünüyor. Seçimler uluslararası alanda da yakından izleniyor. Dünyanın yüzölçümü bakımından beşinci büyük ülkesi olan Brezilya aynı zamanda bir tarım devi. Nadir toprak elementlerinden dev su kaynaklarına ve büyük ham petrol rezervlerine kadar çok geniş doğal kaynaklara sahip.
Luiz Inacio Lula da Silva aynı zamanda Güney Amerika solunda "ayakta kalan son isim" konumunda. Flavio Bolsonaro ise son dönemde güçlenen sağ kanadın bir parçası. Arjantin, Bolivya, Peru, Şili, Ekvador ve Kolombiya'da Donald Trump'a yakın hükumetler bulunuyor. Venezuela ise neredeyse bir tür ABD uydusuna dönüşmüş durumda.
ABD'ye yakınlaşma mı?
Brezilya'da seçim kampanyalarına her zaman iç politika hakim olur. Dış politika seçmenlerin pek ilgisini çekmiyor. Oysa bu seçim, Brezilya'nın Donald Trump yönetimindeki ABD'ye daha fazla yaklaşıp yaklaşmayacağını belirleyecek.
Trump "Amerika Kalkanı" girişimiyle bölgede ekonomik ve askerî hakimiyet kurmayı hedefliyor. Meksika ve Küba'ya ekonomik baskı uyguluyor, Venezuela'ya askeri müdahalede bulundu. Aynı zamanda Çin'in bölgedeki etkisini azaltmak istiyor.
Lula ise sürekli olarak çok taraflılığın yeniden güçlendirilmesini savunuyor. Bu, Brezilya diplomasisinin klasik çizgisi: Herkesle konuşmak ve herkesle ticaret yapmak. Pekin uzun süredir Brezilya'nın en önemli ticaret ortağı konumunda.
Buna karşılık Flavio Bolsonaro, ABD ve diğer sağ muhafazakâr güçlerle ittifak kurulmasını istiyor.
Ancak Fundacao Getulio Vargas (FGV) düşünce kuruluşundan Leonardo Paz, Bolsonaro'nun kazanmasının ABD ile ilişkilerin mutlaka daha iyi olacağı anlamına gelmediğini belirtiyor. Paz, DW'ye yaptığı değerlendirmede, başlangıçtaki sürtüşmelere rağmen Lula'nın Trump ile büyük ölçüde normal bir ilişki kurmayı başardığını söylüyor.
Paz'a göre 45 yaşındaki Flavio Bolsonaro'nun kazanması hâlinde ise siyasi müttefiki Trump'a karşı fazla tavizkar olma ihtimali var. Nitekim babası ve eski Devlet Başkanı Jair Messias Bolsonaro, ABD'ye kapsamlı tavizler vermişti. Brezilya,NATO ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) yakınlaşma vaadi karşılığında Dünya Ticaret Örgütü'ndeki gelişmekte olan ülke statüsünden vazgeçmişti. Ancak bu vaat hiçbir zaman yerine getirilmedi.
Eski diplomat ve eski bakan Rubens Ricupero, DW'ye şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Lula döneminde ABD ile ilişkilerin bugünkü çizgide devam edeceği söylenebilir. Flavio Bolsonaro'nun başkanlığının ne anlama geleceği ise tamamen belirsiz. 80 yaşındaki Lula dış politikada prestij sahibi, Bolsonaro ise tamamen deneyimsiz."
Çin'le ilişkiler ne olacak?
Bolsonaro'nun kazanması, Brezilya'nın Çin öncülüğündeki BRICS ülkeleriyle ilişkilerini de zorlayabilir. Flavio Bolsonaro, göreve gelir gelmez atacağı ilk adımlardan birinin Brezilya'nın BRICS'te kalıp kalmamasını gözden geçirmek olacağını açıkladı. Ona göre bu birlik yalnızca ABD'yi kışkırtmaya hizmet ediyor. Flavio, Lula'nın aksine, Pekin'in doların küresel hakimiyetini azaltma hedeflerine de karşı çıkıyor.
Ancak Brezilya ekonomisinin Çin'le son derece sıkı bağları düşünüldüğünde bu açıklamaların ne kadarının hayata geçirilebileceği belirsiz. Bolsonaro'nun müttefiki Javier Milei de seçimleri kazanmadan önce Çin'e karşı sert söylemleriyle dikkat çekmişti. Ancak Arjantin Devlet Başkanı, Çin kredilerini ve ticari ilişkileri tehlikeye atmamak için kısa sürede tonunu yumuşattı.
Eski diplomat Ricupero, Bolsonaro'nun seçimi kazanması hâlinde şu öngörüde bulunuyor:
"Çin'le siyasi ilişkilerin soğuyacağını düşünüyorum. Ancak ekonomik ve ticari ilişkilerde esaslı değişiklikler beklemiyorum."
FGV'den Paz da benzer görüşte. Ona göre Flavio Bolsonaro'dan Çin'e karşı son derece saldırgan bir politika beklenmemeli. Bu durum, babasının görev süresinin başındaki dönemden farklı. O dönem, Dışişleri Bakanı Ernesto Araujo yönetiminde Pekin'e karşı sert bir söylem hakimdi.
Ancak özellikle Brezilya tarım sektörü Çin'e büyük ölçüde bağımlı olduğundan Bolsonaro daha sonra söylemini yumuşatmıştı. Bolsonaro ailesine en güçlü destek de Çin'le ticaretten önemli gelir sağlayan tarım bölgelerinden geliyor.
Paz'a göre Flavio Bolsonaro konusunda temel bilinmezlik şu: "Flavio Bolsonaro açısından bilinmeyen, ABD'nin Brezilya'nın Çin'den uzaklaşması için ne kadar baskı yapacağı ve onun bu baskıya ne ölçüde boyun eğeceği."
Kendi "sert gücü" yok
Brezilya küresel ekonomi açısından büyük önem taşıyan doğal kaynaklara sahip. Buna rağmen Paz'a göre seçim sonucu ne olursa olsun, ülke dünya sahnesinde ikincil bir aktör olarak kalacak. Çünkü küresel liderlik için gerekli güç unsurlarına sahip değil. Brezilya ne diğer ülkelere mali yardım sağlayabilecek ekonomik güce ne de çatışmaların çözümünde belirleyici olabilecek askerî kapasiteye sahip.
Paz bu durumu şöyle özetliyor: "Bu nedenle Brezilya'nın hareket alanı ciddi biçimde sınırlı."
Buna karşılık Brezilya, Lula'nın bugüne kadar yaptığı gibi Küresel Güney'in önde gelen aktörlerinden biri olabilir. Paz şöyle açıklıyor:
"Bu durum özellikle küresel düzen üzerine yürütülen uluslararası tartışmalarda ortaya çıkıyor. Brezilya burada yeni ticaret koşullarını, iklim politikasını ve kalkınma meselelerini gündeme getiriyor."
Ricupero'ya göre Lula, özellikle çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede dış politika açısından ağırlığa sahip. Bu konudaki tutumunu şu örnekle açıklıyor:
"Ekolojik sorunlara verdiği önem, Marina Silva'yı Çevre Bakanı olarak seçmesinde de kendini gösteriyor."
Silva, dünya genelinde çevre hareketinin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Flavio Bolsonaro ise Donald Trump'ın çevre politikasına yakın duruyor. Ricupero'ya göre onun seçilmesi bu alanda geriye gidiş anlamına gelecek.
Ricupero, Brezilya seçimlerinin uluslararası açıdan önem taşımasının bir nedeninin de Flavio Bolsonaro'nun babasının hatalarını tekrarlama ihtimali olduğunu düşünüyor. Nitekim Brezilya'da çevre koruma politikalarının Jair Bolsonaro döneminde zayıflatılması, hükumetin uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açmıştı. Özellikle Avrupa Birliği ilişkiler bundan zarar görmüştü.
HABER İÇERİK KAYNAK:
https://www.dw.com/tr/brezilya-yol-ayr%C4%B1m%C4%B1nda-abd-ile-ittifak-m%C4%B1-%C3%A7ine-yak%C4%B1nl%C4%B1k-m%C4%B1/a-79506406









































