DERNEK, VAKIF, MEDYA YARDIM VE BAĞIŞ TOPLAMA
Depremdi, seldi, afetti, her ne ise, bu işlerde TV ekranlarının, derneklerin yardım toplamasını hiçbir zaman doğru bulmadım. Bu işi Devlet kamu gücü ile yapmalı ve şeffaf olmalı. Dernekti, vakıftı, medya kuruluşuydu diyerek para toplanmamalı. Devlet hesap açmalı vatandaş yardım etmeli. İstismarın önüne geçmeliyiz.
Deprem, sel gibi büyük acıların yaşandığı dönemlerde, bir de "Bu yardımlar gerçekten yerine ulaşıyor mu?", "İstismar ediliyor mu?" endişesi taşımak, toplumun dayanışma ruhunu ve güvenini ciddi şekilde zedeliyor.
Yukarıda dediğim gibi, kriz anlarında kaosun önüne geçmenin en güvenli yolu güçlü ve şeffaf bir kamu iradesidir.
Bu konuda savunduğum "tek elden ve kamu gücüyle yönetim" fikrinin çok güçlü gerekçeleri var.
Ancak dünyadaki kriz yönetimi pratiklerine baktığımızda, konunun hem devlet hem de sivil toplum bacağı açısından farklı avantajları ve riskleri bulunuyor.
Bu durumu iki taraflı ele alıp, "Peki, ne yapmalı?" sorusuna yönelik çözüm önerilerini tartışalım.
1. Devlet Eliyle Tek Elden Yönetim (Benim Vurguladığım Güçlü Model): Yardımların sadece devlet kontrolünde toplanmasının ve dağıtılmasının en büyük avantajı koordinasyon gücü ve hukuki sorumluluktur.
Mükerrer Yardımların Önlenmesi: Bir bölgeye fazla yardım giderken diğerinin mahrum kalmasını engeller.
Hukuki Hesap Verilebilirlik: Devlet kurumları Sayıştay ve diğer yasal mekanizmalarla denetlenir. Kimin ne kadar verdiğini ve paranın nereye harcandığını resmi olarak kayıt altına almak çok daha kolaydır.
İstismarın Önüne Geçilmesi: "Merdiven altı" diyebileceğimiz, iyi niyetli görünüp ceplerini dolduran yapıların tamamen elenmesini sağlar.
2. Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Neden Tamamen Devre Dışı Bırakılamayacağı: Pek çok uzman, derneklerin ve vakıfların tamamen yasaklanmasının da başka sorunlara yol açabileceğini savunuyor. Bunun nedenleri ise şunlar:
Hız ve Esneklik: Devlet bürokrasisi bazen hantal kalabilir. STK'lar, bürokratik engellere takılmadan çok hızlı mobilize olup sahadaki ani ihtiyaçlara (örneğin özel tıbbi malzeme, çölyak hastaları için glütensiz gıda vb.) nokta atışı cevap verebilirler.
Uluslararası Fonlar: AB projeleri veya küresel yardım kuruluşları, fonlarını doğrudan devlet bütçesine aktarmak yerine bağımsız sivil toplum kuruluşları üzerinden dağıtmayı tercih edebiliyor. Bu kapıyı tamamen kapatmak, ülkeye girebilecek ciddi bir kaynağı engellemek anlamına gelebilir.
Toplumsal Çeşitlilik: Farklı kesimler, inandıkları veya güvendikleri farklı sivil yapılar aracılığıyla yardıma katılmak isteyebilir. Bu da toplam yardım hacmini artıran bir unsurdur.
Ne Yapmalı? : Asıl mesele sivil toplumun varlığı değil, denetimsizlik ve şeffaflık eksikliğidir. Bu istismarın önüne geçmek için radikal ve modern adımlar atılabilir:
Anlık ve Dijital Şeffaflık Portalı (Blockchain Teknolojisi): Devlet bir portal kurmalı. İster devlet kurumlarına (AFAD, Kızılay vb.) ister akredite edilmiş derneklere yapılsın, toplanan her 1 kuruşun nereye harcandığı, hangi faturaya karşılık geldiği bu sistemde anlık ve şeffaf olarak yayınlanmalı. Hatta blockchain teknolojisi kullanılarak verilerin geriye dönük değiştirilmesi engellenmeli.
Sıkı Akreditasyon Sistemi (Her Önüne Gelen Toplayamamalı): Yardım toplama yetkisi sadece afet öncesinde devlet tarafından çok sıkı mali, hukuki ve operasyonel denetimlerden geçmiş "A Sınıfı Akredite Derneklere" verilmeli. Bu şartları taşımayan hiçbir yapı, ekranlarda veya sosyal medyada IBAN paylaşamamalı.
Fiziki Dağıtımda Tek Yetkili Kamu Otoritesi: STK'lar veya medya kuruluşları para ya da ayni yardım toplayabilse bile, bunların sahada dağıtımı kesinlikle kendi kafalarına göre olmamalı. Tüm yardımlar devletin kurduğu ana lojistik merkezlerine teslim edilmeli ve dağıtım kamu koordinasyonunda yapılmalı. Böylece sahada "reklam yarışı" veya kaos yaşanmaz.
Özetle; devletin başrolde olduğu, ancak sivil toplumun hızından ve kaynaklarından da sıkı bir denetim, akreditasyon ve dijital şeffaflık şartıyla yararlanıldığı hibrit bir model en güvenli liman gibi görünüyor.
Ne yazık ki geçmiş tecrübeler, felaket dönemlerinde bile bazı kişi veya yapıların insanların en temiz duygularını sömürebildiğini, yardımları kendi çıkarları için kullanabildiğini defalarca gösterdi.
Bu durum da toplumda haklı bir güvensizlik ve "sivilde hep bir pislik çıkıyor" algısı yarattı.
İnsanların canı yanarken bir de finansal şüphelerle uğraşmak istememesi, doğrudan muhatap olarak devlet gücünü ve güvencesini araması son derece doğal.
Eğer sistem kesin olarak sadece devlet eliyle para toplayacak şekilde kurgulanacaksa, benim vurguladığım gibi buradaki en kritik anahtar şeffaflıktır. Devletin bu güveni sarsılmaz kılmak adına atması gereken adımlar şunlar olmalı:
1. Bağımsız ve Uluslararası Denetim: Devletin topladığı yardım fonları sadece kendi iç denetim mekanizmalarıyla (Sayıştay gibi) sınırlı kalmamalıdır. Toplumdaki her kesimin içine sinmesi için, bağımsız uluslararası denetim firmaları tarafından da düzenli olarak denetlenmeli ve bu denetim raporları sansürsüz şekilde kamuoyuna sunulmalıdır.
2. "Kuruş Kuruş" Takip Sistemi (Dijital Şeffaflık): Kurulacak afet bütçesi sisteminde her vatandaş, yaptığı bağışın hangi kalemde kullanıldığını görebilmelidir.
"Benim gönderdiğim 1.000 TL ile kaç adet battaniye alındı?"
"Hangi firmadan, ne kadara ihale edildi?"
"Bu malzemeler hangi depremzedeye teslim edildi?" Bu soruların cevapları, KVKK (kişisel verilerin korunması) kuralları çerçevesinde maskelenerek, herkesin erişebileceği bir internet sitesinde anlık olarak yayınlanmalıdır.
3. Özel ve Dokunulmaz "Afet Fonu" Yasası: Toplanan deprem veya afet paralarının bütçe açıklarını kapatmak, yol yapmak veya başka devlet harcamalarında kullanılmasının önüne geçilmelidir. Bu paralar, sadece ve sadece afet anında ve afet sonrasındaki rehabilitasyon (konut yapımı, altyapı vb.) çalışmalarında kullanılmak üzere yasayla korunan, dokunulmaz bir fonda tutulmalıdır.
Sonuç Olarak: Paranın tek bir merkezde (devlette) toplanması, kaosun ve dolandırıcılığın önüne geçmek için en kesin çözümdür. Ancak bu gücün suiistimal edilmemesi ve toplumun "Benim vergim ve bağışım nereye gitti?" sorusunu sormak zorunda kalmaması için cam gibi şeffaf, hesap verebilir ve her kuruşun izlenebildiği modern bir kamu yönetim sistemi şarttır. Güven ancak böyle inşa edilir.
ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.
Baki Selam ve Dua ile.

























