Süreç komisyonu: Ortak rapor kabul edildi

TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Kürt sorununun çözümüne yönelik ortak raporu kabul edildi. TİP ve EMEP dışındaki tüm partiler rapora "evet" oyu verdi. CHP'li Türkan Elçi çekimser kaldı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bir süredir hazırlıkları devam eden ortak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün bir araya gelirken, rapor TİP ve EMEP dışındaki partilerin “evet” demesiyle kabul edildi. CHP’li Türkan Elçi ise oylamada çekimser kaldı.
Komisyonun 21. toplantısında parti koordinatörleri tarafından bir süredir hazırlıkları yapılan ortak rapor ele alındı. Partilerin grup başkanvekillerinin ve bazı milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından oylamaya geçildi.
Oylamada AKP ile MHP’in yanı sıra DEM Parti ile CHP’nin de "evet" oyu vereceği grup başkanvekilleri tarafından açıklanmıştı. CHP, Milletvekili Türkan Elçi dışında kabul oyu verirken, DEM Parti “evet” dedi ama şerhlerini de rapora ekletti.
Çalışmalarına 5 Ağustos 2025’te başlayan komisyon 21. Kez bir araya gelerek son kez toplanmış oldu. Toplantı sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve üyeler hatıra fotoğrafı çektirirken, Kurtulmuş komisyonu 10 Mart’ta iftara davet etti.
MHP'den infaz düzenlemesi vurgusu
Ortak raporun ana hatlarının okunmasının ardından söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, kısa konuşmasında "Yamalı bohçaya döndüğünü" söylediği infaz düzenlemesinin değişmesi gerektiğini dile getirdi.
Yıldız, İnfaz Yasası'nda eşitlik sağlanmasının önemine işaret ederek AYM ve AİHM kararlarına uyum konusunda tam mutabakat olduğunu bildirdi.
MHP'li Yıldız "Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, laik cumhuriyet ilkesi ve resmi dilin Türkçe olduğunun tartışma yapılamaz ortak değerler" olduğunu da sözlerine ekledi.
Konuşmasının ardından sosyal medyadan bir mesaj paylaşan Yıldız, bu süreçteki en kritik eşiğin "PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi" olduğunu vurguladı.
Yıldız, tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasının sadece silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacağını ve aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edeceğini kaydetti. Komisyonun önemli isimlerinden Yıldız şöyle devam etti:
"Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eşgüdümle; objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."
DEM Parti'nin rapora ilişkin şerhi ne oldu?
Rapora "evet" oyu vereceğini açıklayan DEM Parti bununla birlikte ortaya çıkan metne dair bazı eleştirilerini ve görüşlerini de aktardı.
Partinin şerh noktalarını DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek okudu. Ortak rapor taslağının hazırlık sürecinde DEM Parti olarak ısrarla uzlaşma zeminini zorladıklarını belirten Çiçek, taslakta yer alan kimi kavramlar ve yaklaşımlar hakkında farklı düşündüklerini aktardı.
Bu çerçevede raporda "Terörsüz Türkiye süreci", "terör örgütü", "terör belası" gibi kavramların kullanılmasını uygun bulmadıklarını söyleyen Çiçek, DEM Parti olarak mevcut süreci PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısına ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak tanımladıklarını bildirdi.
"Kürt meselesi 'terör' kavramı ile anılamaz. Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez" diyen Çiçek, bunun kök nedenleri itibariyle tek boyutlu bir sorun olmadığını, bir hak ve özgürlükler meselesi olduğunu kaydetti. Çiçek, DEM Parti'nin şerhine ilişkin şunları da aktardı:
"Kırk yılı aşkın süredir yaşanan çatışmalı sürecin bin bir emekle sonlandırılmasına çalışıldığı bu dönemde halen ezber yaklaşımlarda, eski tariflerde ısrar etmek, yaşanılan acılı dönemden gerekli dersleri çıkarmamış olmaktır. Rapor taslağının ilgili yerlerinde acıları bile tek taraflı tarif etmek, Kürt halkının yaşadığı acıları görmezden gelmek, kabul edilebilir değildir."
DEM Parti şerhinde ayrıca "Kürt halkı ve dostları, Kürtlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesini ne terör olarak ne de örgütlü mücadelesini terör örgütü olarak tarifledi. On yıllar boyunca onca zulme, baskıya rağmen özgür ve eşit yaşam tutkusundan başka bir amacı olmayan Kürt halkı, bu tanımlamaları kabul etmedi" ifadelerini kullandı.
Şerhinde ülke genelinde bir demokratikleşme ya da eski eş başkanı Selahattin Demirtaş ile bir talebe yer vermediği gözlenen DEM Parti, PKK lideri Öcalan'ın bu süreçte büyük çaba gösterdiğini belirterek, "Öcalan'ın ve mücadelesinin taslak raporda ısrarla 'terör', 'terör örgütü gibi kavramlarla birlikte tanımlanmasını" sürecin hukuku ve gereklilikleri noktasında doğru bulmadığını belirtti.
CHP: Rapor lafta ve rafta kalmamalıdır
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir genel olarak ilk beş bölümde kullanılan dil hariç raporun değerli bir metin olduğunu söylerken, buna rağmen AİHM VE AYM bölümü dışında tümüyle kendi partilerini yansıtmadığını kaydetti.
Emir, AYM kararlarına rağmen şehir plancısı Tayfun Kahraman ve HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş gibi isimlerin cezaevinde tutulması, kayyum uygulamalarının devam ediyor olması ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarında dizayn edilmeye çalışılmasının rapora gölge düşürdüğünü belirtti.
Emir, "Maalesef adalete ait bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu açıdan bu komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır" derken, aynı zamanda raporun "lafta ve rafta" kalmaması gerektiğini vurguladı. Emir, raporun içeriğine ilişkin yasal düzenlemeler ile yargının ve iktidarın atması gereken adımların ivedilikle atılması gerektiğini bildirdi.
Türkan Elçi: Rapora hayır oyu vereceğim
Bu arada rapora "evet" oyu veren CHP'den bir isim, öldürülen Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi oylamada çekimser kaldı.
Elçi, raporda faili meçhul cinayetlerle ilgili bir bölüm bulunmamasını eleştirerek, bu nedenle rapordaki olumlu noktalar olmakla birlikte kabul oyu veremeyeceğini söyledi. Elçi, bu tutumunu CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e de aktardığını söyleyerek, onun da bu durumu anlayışla karşıladığını kaydetti.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Elçi'nin tutumunu değiştirebilmesi için rapora "Faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bu meseleden kaynaklı adalet arayışında zaman aşımı olmaması için gerekli düzenleme yapılmalıdır" şeklinde bir cümle eklenmesini önerdi.
AKP'li Yayman: Buradan Türkiye ittifakı çıktı
Komisyonda söz alan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman bu çalışmalardan bir "Türkiye ittifakı" çıktığını söyleyerek, Türk demokrasi tarihinde çok önemli bir eşiğin aşıldığını kaydetti.
Yayman, "Türk demokrasisi sorun çözme yeteneğini test etmek suretiyle çok önemli bir imtihanı başarıyla vermiştir" diyerek, bu sürecin bir “devlet ve millet politikası” olduğunu belirtti. Yayman, "Biz tarihin doğru tarafında duruyoruz" dedi.
TİP ve EMEP "hayır" oyu verdi
Oylamada Türkiye İşçi Partisi ve EMEP "hayır" oyu verdi.
TİP Milletvekili Ahmet Şık ve EMEP milletvekili İskender Bayhan ret oyu vererek buna ilişkin gerekçelerini de açıkladılar. Şık, meseleye adını koyarak yaklaşmak gerektiğini belirterek, konuşmasına "Kürt sorunu vardır" diyerek başladı. Raporda Kürt sorununa "terör" kavramıyla yaklaşıldığını ve gerçek bir çözüm zemini sunulmadığını söyleyen Şık, meseleyi terör kavramına indirgeyerek devletin yıllardır sürdürdüğü yaklaşımın benimsendiğini kaydetti. Şık, "Bu metin bir çözüm programı değil, siyasi sorumluluktan kaçış belgesidir. Çözüm değil statüko tahkimidir" dedi.
Bayhan ise raporda "Kürt sorunu" ifadesinin bir kez bile geçmediğini söyleyerek, "Sorunun adı yok, kök nedenleri yok. Anadilde eğitim bir yana, anadil hakkı kavram olarak dahi yer almıyor. Her şey 'terör' parantezine alınarak izah edilmeye çalışılıyor" dedi.
Faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar, yargısız infazlar gibi halka karşı işlenmiş suçlara dair bir cümle de bulunmadığını belirten Bayhan, eve dönüş ve siyasi genel af konusunda güven verecek somut bir düzenlemenin de raporda bulunmadığını bildirdi.
Kurtulmuş: Terör meselesinde tarihi dönemden geçiyoruz
Toplantının açılışını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yaptı. Kurtulmuş, raporun 7 ana başlık altında hazırlandığını söyleyerek, bu raporun bir af düzenlemesi niteliğinde olmadığının altını çizdi.
Oylamaya sunulacak olan rapor, "Komisyon Çalışmaları, Komisyonun Temel Hedefleri, Türk Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku, Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları, PKK'nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması, Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri ve Demokratikleşme İle İlgili Öneriler ve Sonuç ve Değerlendirme" bölümlerinden oluşuyor.
Kurtulmuş, "Komisyon çalışmaları, toplumsal barışın, birliğin ve millî dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansımasıdır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz, Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz üstlenmiştir" diye konuştu.
Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kıldığını söyleyen Kurtulmuş, siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Kurtulmuş, dünyanın uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlediğini belirterek, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türkiye küresel güçlerin hilafına, bölgede barışın öncüsü olmaya devam edecektir."
Komisyon raporunun bir nihayet değil atılan ve atılacak adımların mihenk taşı kabul edilmesi gerektiğini de söyleyen Kurtulmuş, gündemde olan yeni anayasa vurgusunu şöyle yaptı: "Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır."
Kurtulmuş, raporun bir "af düzenlemesi" niteliğinde olmadığını da söyleyerek, komisyonun acıları inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesi olduğunu belirtti.
Abdullah Öcalan: Artık siyaset yapacağız
Öte yandan raporun kabul edilmesinin ardından DEM Parti PKK lideri Öcalan'ın mesajını paylaştı.
Öcalan mesajında artık siyaset yapacaklarını belirterek, "Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu" dedi.
PKK lideri ayrıca şu ifadeleri de kullandı:
"Kürtlerin birliği meselesinde gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim ‘Demokratik Birlik’tir. Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir."
haber içerik kaynak:
https://www.dw.com/tr/s%C3%BCre%C3%A7-komisyonu-ortak-rapor-kabul-edildi/a-76016353

































